ANASAYFA GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR KURULUŞ KÜNYE İLETİŞİM

12.08.2021

YANGIN ve EĞİTİM

                                                    YANGIN

Günlerdir ormanlarımız, ciğerlerimiz yanıyor. Yangınların çıkış nedenleri ile ilgili tam bir açıklama da henüz yapılmadı. Neredeyse on beş günü bulacak. Zaten orman zengini bir ülke sayılmayız. Ama var olan ormanlarımız zenginlik kaynağımızdır.

     Orman varlığımızı arttıracak projeler geliştirip, daha çok ormanımız olsun dileklerimizi gündeme getirirken, yangınlar günlerdir söndürülemiyor.

     Bir acı gerçekle yüz yüze geldik.

     Koskoca bir ülkenin yangın söndürme uçağı olmadığını herkes duydu, gördü. 

     Bu nasıl olur yahu ! Biz, üç beş tane yangın söndürme uçağı alamayacak, çalıştıramayacak bir ülke miyiz?

     Ormanlar genellikle dağlık alanlarda vardır. Yangın alanına kara yolundan ulaşmak kısıtlı ve tehlikelidir. Söndürme çalışması daha çok hava araçlarıyla su atımı şeklinde yapılırsa iyi sonuç verir. Helikopter dar vadilere girebilir, uçaklar da daha çok su taşıyabildiği için gereklidir.

     19 yıldır tek başına iktidarda olan AKP, bir yangın söndürme uçağı dahi alamadıysa, almadıysa herkesin oturup, şapkasını önüne koyup düşünmesi gerekir. Oy verenler de vermeyenler de akıl ve vicdan sahibi ise bunu sorgulaması gerekir.

     Cumhurbaşkanı'nın kullanımındaki ondan fazla olduğu anlaşılan uçaklardan birinin değeriyle bile bir yangın söndürme filosu kurulabilir deniliyor. Vicdanın varsa sorgularsın. Sorgulamıyorsan yanan her canlının sorumlusu  sensin.

     Yanan ormanlarımızla birlikte, içindeki diğer canlılar, zeytinlikler, oksijenimiz, güzelliklerimiz, köylerimiz yok olmuştur. İnsan kaybımız da acımızı arttırmıştır. Hala susuyorsan, neden uçağımız yok! demiyorsan ben ne sana diyeyim.

     Türk Hava Kurumu (THK) elindeki uçakların dört milyon dolara bakımı   yapılabilecek iken, kiralama yöntemi ile kaç milyon dolar ödeme yapıldı sormak hakkımız değil mi? Tarım ve Orman Bakanı kime çalışıyor? 

     Yanan alanlara yeniden orman fidanı dikilmez, maden ruhsatı veya turizm alanı kararı alınırsa şaşmamak gerekir. Çünkü geçmişte bunun örnekleri var. 

     Yanan bölgelere mutlaka en kısa zamanda yeni orman fidanları dikilmelidir. Ayrıca yeni orman alanları oluşturarak, askeri birlikler, okullar, sivil toplum örgütleri, gönüllüler seferber edilmelidir. Kampanyalar düzenlenmelidir.

     Çünkü bu vatan bizim. Torunlarımıza yeşil, temiz, sağlıklı kısacası yaşanacak bir vatan bırakmalıyız.

                                         ****

                                                       EĞİTİM

     Ağustos ayının daha başında sayılırız. Eylül ayının ilk haftalarında okulların açılması umuluyor. Bir ay zaman kaldı. Pandemi nedeniyle bir buçuk yıldır okullarına gidemeyen öğrenciler okul ortamında yüz yüze eğitim-öğretim yapamadılar. Bu kapatılamaz bir kayıptır.

     Hiç değilse bu ders yılı zil çalmalı, öğrenciler okullarına, öğretmenlerine kavuşmalılar.

     Eğer elinizde aşı varsa veya temin edebiliyorsanız  tüm öğrenciler, öğretmenler ve okul çalışanları birinci ve ikinci aşılarını hemen olmalı, zaman kaybedilmemelidir. Böylece ders yılına zamanında başlanmalıdır.

     Okul ve sınıflarda hijyen ve mesafe sağlanmalı, yüz yüze öğretime hazır olmalıyız. Bir yıl daha kaybetmek bir nesli kaybetmek demektir.

     AKP'nin sekizinci Milli Eğitim Bakanı da görevine başladı. Yeni bakan da okulların açılacağından söz etti. Açılır inşallah. 

     Önceki bakan Ziya Selçuk göreve geldiği ilk günlerde umut verecek demeçler vermişti. Herkes öğretmen kökenli bakandan başarı umdu. ‘'Ben bakan değil, gören olacağım'' demişti. Hiçbir başarı gösteremeden sıkılmış limon oldu, gitti.

     AKP'nin Milli Eğitim Bakanları hep önceki dönemi kötüleyerek, farklı yeni sistem sözleri ettiler. Milli Eğitim deneme-yanılma alanına dönüştü. Öğrenciler ve veliler şaşkınlıklar yaşadılar. Buradan da anlıyoruz ki, AKP'nin  belli bir eğitim politikası yokmuş. Bir tek idealleri  var, daha çok imam hatip okulu açmak.

     19 yıllık iktidarları döneminde sekiz yıl önce getirilen 4+4+4 uygulaması, eğitim dizgesini bozdu. Kargaşa başladı. Sekiz yıllık temel eğitim uygulamasına son verildiğinden bu yana, acaba kaç çocuğumuz eğitimden koptu bilen var mı? Açıklayabilecek yürekli bir Milli Eğitim Bakanı çıkar mı? 

     Başarıları tartışılamaz Fen Liseleri, Anadolu Liseleri, Askeri Liseler, Öğretmen Liselerinin  ilk ikisinde öğretmen ve yöneticileri değiştirilerek kalite düştü. Askeri  liseler ve Öğretmen liseleri kapatıldı. Halbuki bu dört okula seçilmiş zeki öğrencilerle, mesleğinde başarılı öğretmen ve idarecilerle üstün başarılar elde ediliyordu.

     Fakir ailelerin, üstün zekalı çocuklarının yoksulluktan kurtuluş kapıları kapatıldı.

     Yanlış eğitim politikaları yanında, pandemi sıkıntıları da eklenince, fakir ile zengin çocukları arasındaki makas daha da açıldı.

                              ****

     Orman yangınları, piyasalardaki yangını unutturdu. Oysa ki, asıl yangın fakir halkın mutfaklarında idi. 

     Fakirlik, yoksulluk ve işsizliği yok edecek hiçbir hayırlı girişim göremiyoruz. Yüzleri güldürecek hiçbir yeni haber gelmiyor.

     Umudumuz yapılacak seçimlerde, yeni oy kullanacak genç seçmenlerdedir. 


Bu yazı 201 defa okundu.


Yorumlar


Ad Soyad E-Mail
GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR ARŞİV

KONUMUMUZ

Altıeylül / Balıkesir
MND Ajans
©2020 | Tüm Hakları Saklıdır
MND Ajans