ANASAYFA GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR KURULUŞ KÜNYE İLETİŞİM

21.09.2021

TÜRKİYE’DE KAPİTALİZM VE GİRİŞİMCİLİK - I - 12

TARIH İÇİNDE ÖNERİLEN ÇÖÜMLER; 5

Batılılaşma, İsmail Cem'e göre, tabiatıyla sadece onun yarattığı elverişli ortamdan faydalanacak maddî güce sahip olanlar tarafından benimsenmiştir. Batılılaşmanın ve onun ayrılmaz temeli olan özel teşebbüs hürriyetinin büyük kütlelere getirdiği ise hüsrandır. Yerli zanaatlar yıkılmış, binlerce insan işsiz kalmış, beyler ve ağaların güçlendiği ölçüde köylünün yoksulluğu artmıştır. Batılılaşma dönemi, Prof. İnalcık'm deyişiyle “Arazi meselesini büyük köylü kitleleri lehine çevirememiş yani Osmanlı İmparatorluğu'nun temeli olacak esas inkılâbı yapamamıştır.” Cem “Batılaşmanın ekonomik kurallarının ve felsefesinin çerçevesinde buna zaten imkân yoktur. Ancak büyük bir sosyal ve ekonomik değişimin parçası şeklinde Batılılaşmadan çok ayrı bir dünya görüşünün ışığında gerçekleşebilecek olan asıl inkılâbı Cumhuriyet de başaramayacaktır.' (Cem; 1971,234) der.

Garplılaşmak, Batılılaşmak, Endüstrileşmek, Batı Uygarlığına katılmak, Avrupa Birliğinin parçası olmak aşağı yukarı aynı anlama gelmektedir. Bütün bu kavramlardan Batı Avrupalı gibi bir ülke olmak, oradaki insanların kültür ve teknik düzeyine çıkmak, ya da daha da önemlisi onların ekonomik düzeyine ulaşmak, onlar gibi uygar olmak anlaşılmaktadır. Bugün ülkede halkın çoğunluğunun anladığı, özlediği budur.

Böyle bir özlem ve amaç egemen sınıfların, orta sınıfın orta ve üst katmanlarının tam tanımlayamadığı, gereklerinin ne olduğunu bilmediği fakat vazgeçilmeyen isteğidir. Orta sınıfın alt tabakaları ve yoksul sınıfsa yarınını değil karnını nasıl doyurabileceği, bugününü nasıl geçirebileceğinin gayreti ve telâşında içindedir. Onun Batı'dan ve uygarlıktan anladığı epeyce farklıdır. Melih Cevdet Anday'ın aşağıdaki şiiri bu düşünce ve duyguların farklı bir yorumu gibi düşünülebilir:

“Ne okuma bilirsin, ne sayı/ Ne üstünde var ne başında/ Ne midende kursağında/ Bari gel de görgünü arttır / Medeniyet öğren ayı/Yemek masası nedir, peçete nedir/ Çatal bıçak nedir gör/ Giymek şart değil ya/ Ayakkabı gör, gömlek gör/İngiliz kumaşı gör naylon çorap gör/Jartiyer bile görsen faydası var/Tarak deyip de geçme/Saçını tara da gör/ Kafan nasıl işlemeye başlar/Kanalizasyon gördün mü sen hiç/ Gel de kanalizasyon gör/ Yemek şart değil ya/Döner kebap gör,/Su böreği gör/Ekmek gör be ekmek/ Ne görsen faydası var”

Haşan Pulur'un Milliyet'de belirttiği gibi bu dizelere simokin, lagos balığı ve levrek de eklenebilir. 250 yıldan beri çağdaş uygarlığa varabilmek için büyük uğraş verilmektedir ve istenen sonuca bir türlü ulaşılamamaktadır.

Prof. Mümtaz Turhan'a göre “her devrin garplılaşma taraftarlarının cemiyetin muayyen bazı kısımlarında meydana getirmiş oldukları yenilikler, esas müesseseleri temelinden değiştirecek veya yenilerinin iyice kurulmasını sağlayacak mahiyette olmadığından, hedefe ulaşamamıştır. Asıl dava-dün de olduğu gibi - hakikî garplılaşmayı temin edecek ana müesseselerin nelerden ibaret olduğunu ve bunların en iyi bir şekilde nasıl süratle kurulacağını tayinden ibarettir”( Turhan; 1958, 13-18). Turhan ayrıca “Batı hayat tarzı ve kültürü, bir muayyen İktisadî nizamın, istihsal ve istihlâk vasıtalarının, muayyen bir tavrın ve dünya görüşünün mahsulü olmak üzere meydana gelmiştir. Onu bu mesnetlerden tecrit ederek benimsemek mümkün değildir” der. “Bizim kaçırdığımız ve telâfi etmemiz gereken Rönesans'dan çok, Kopemik, Galile ve Dekart'la başlayan objektif bilimsel düşünce hareketidir. Bu düşünce sistemine ulaşmaya Müslümanlık engel değildir. İslâmiyetin özü diğer dinlere göre daha akılcıdır ve ilmi teşvik eden hükümlerle doludur. Batı uygarlığına engel bir niteliği olmaması gerekir. Batı uygarlığının temeli bilim, onun pratik uygulaması olan teknik ve bu uygulamanın gerçekleştiği hukuk ve özgürlük ortamıdır.” Turhan “hatamız insan faktörünün dışında bir garplılaşmanın mümkün olabileceği yanlışlığına kapılmış olmamızdadır” diyor. O, çözümü objektif ve rasyonel bilim adamını yetiştirmekte buluyor. Batının sınırsız üstünlük ve gücünün bilimden geldiğini belirtiyor (Turhan; 1958, 19).


Bu yazı 38 defa okundu.


Yorumlar


Ad Soyad E-Mail
GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR ARŞİV

KONUMUMUZ

Altıeylül / Balıkesir
MND Ajans
©2020 | Tüm Hakları Saklıdır
MND Ajans