ANASAYFA GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR KURULUŞ KÜNYE İLETİŞİM

04.10.2021

AMERİKA BAŞKANI “BEYAZ EV”DE
“İTİBAR YERLERDE SÜRÜNMEKTE!”

Yazıya konu olan “Zor Tercihler” adlı kitaptır ve yazarı, Hilary Clintın'dır.
Bu yazıda dikkat çekilenler de, bu kitaptan alınmadır:

Amerikalılar, sinema oyuncusu Ronald Reagan'ı 1981'de ABD'nin başkanı seçerler.
Başkan Reagan, Beyaz Saray'da ilk akşam, eşiyle baş başa yemek yerler.
Yemek bitince, hiç beklenmedik bir sürprizle karşılaşırlar:
O da ne?
Önlerine getirilen şey, az önce yedikleri yemeğin faturasıdır.
Başkan Reagan faturayı eline alır, evire çevire inceler fakat çok da şaşırır.
Derhal Beyaz Saray baş görevlisini yanına çağırtır ve durum görevli tarafından kendisine bir güzel açıklanır!
Başkan da “Nasıl olur?” diyerek, şaşkınlık içinde, hiç öyle bilmediklerini anlatır.
Başkanın eşi Nancy'nin ağzı açık kalır ve bundan çok da alınır!

Regan'dan sonra ABD başkanı olan Bill Clinton'un eşi ve daha sonraki başkan Obama'nın da dışişleri bakanı Hillary Clinton, yazdığı kitabında ayrıntılı olarak anlatır:
İki dönem yani 8 yıl kaldıkları Beyaz Saray'dan ayrıldıklarında, neredeyse beş parasız kalırlar!
Beyaz Saray'dan taşınınca bir miktar kredi çekip, bu krediyle önce bir ev alırlar.
Kalan parayı da kızlarının okul parası olup, aile artık 12 milyon borç altındadır.
Sonrasında ise yazdıkları kitapları ve ücretli konferans konuşmaları onları bir hayli rahatlatır.

Yasal olarak, Beyaz Saray'da, ABD başkanlarına yalnızca, kira dışında her şey kendi ceplerinden ödetilir.
Başkanın kaldığı Beyaz Saray'ın, sadece kirası devlet tarafından ödenir; geri kalan harcamalarının tamamı ise kuruşu kuruşuna başkanın maaşından kesilir.

Beyaz Saray, ABD başkanlarına devletin, sadece görev süresince ikamet etmesi için ayırdığı, geçici bir misafirhanedir.
Kirası dışında, ailesiyle birlikte her türlü bütün şahsi giderleri, kendi ceplerinden ödetilir.
Sadece gelen resmi devlet konuklarının ağırlanması gideri, devlet tarafından ödenir.
Geriye kalan bütün kişisel ve mutfak giderleri, hizmet ve malzeme giderleri, başkanın kuru temizleme ücretleri, tuz, bal, kürdan dahil, her şey başkanın şahsına aittir.
Bütün harcamaları, fatura veya fişle belgelendirilir.
Kaybolan düğmenin yenisi, iğnesi, ayakkabılarının boyası, cilası vb giderleri de öyle.
Başkanla ailesinin kaldıkları bölümlerin temizlik, garson ve hizmet görevlilerinin de saat ücretleri dahi, başkanın maaşından kesilir.

Kısacası Beyaz Saray'ın kirası ve bir de elektrik faturası dışında kalan kendi özel giderleri için her kuruşu başkan, cebinden takır takır ödemektedir.
Koca Amerika ve başkanı, itibardan sıfır çekmektedir!

ABD rejim olarak bir monarşi değildir ve bir “cumhuriyet”tir.
Bu yüzden, başkanlık konutu da “saray” değildir; sadece “başkanlık evi”dir.
Zaten Amerika'da Amerikalılar da buraya asla “saray” demezler, herkes “ev” demektedir ve öyle bilinir.
İngilizce'deki orijinal adı ise “White House” yani “Beyaz Ev”dir.
“Beyaz Saray” yakıştırması ise nedense sadece bize aittir!
Türkçe'ye de bu, belli ki yanlış olarak çevrilmiştir.

ABD'de “Başkan seçildim.” diye, kimse devletin, halkın parasını asla harcayamaz öyle keyfine göre.
Hele hele şahsi giderleri için, kesinlikle!
Amerika'da bu “en büyük suçlardan” biri olarak böyle bilinmekte.
Sadece bu konuda da değil, her yerde ve genelde böyle.

Başkan, başkent dışına tatile vs gittiğinde de, hafta sonu bilmem nerelerde bulunan başkanlık dinlenme evinin giderleri de öyle.
Başkanlık uçağına, devlet delegasyonu, resmi devlet görevi için bulunanların dışında, binen başkanın kardeşi olsa bile, parası kendisine ödetilmekte!

Başkan ve ailesinin istedikleri her şey, bütün malzemeler ve ürünler, elbette istedikleri markalardan seçilir; istedikleri yemekler de elbet önlerine gelir.
Ama bütün bunların bir kuruşunun bile, halkın vergileri demek olan devlet kasasından ödetilmesi asla mümkün değildir ve başkanların kendi maaşlarından ödetilir.

Satın aldıkları her şeyin fiyatları da doğal olarak yüksektir.
Tükettikleri de beş yıldızlı bir otelin kalitesi ve fiyatı düzeyindedir.
Konutun kahyası Walters dahil, “yemek ve malzeme, hatta hizmet” fiyatlarının pahalılığı konusunda hepsi yakınma içindedir.

Başkan Jimy Carter'in eşi, geldikleri yerde fiyatlar bu “Beyaz Ev”e göre daha ucuz; başkan George Bush'un eşi Laura da, sürekli “Burası çok pahalı.” demektedir.
Devleti temsil törenleri için her gün saçlarını yaptırmak zorunda oldukları kuaför parasını kendisinin ödemesine sık sık itiraz ederek yakındığı herkesçe bilinmektedir.
Hatta bayan Bush'un başka itirazı da vardır:
“Başkanın eşi olarak, giysilerimin özel tasarım olması şarttır ama giysilerimin ücretinin yanında, tasarım ücretinin de benden alınması bütçemi zorlamaktadır.” demiştir!

ABD başkanlarının maaşına en son olarak, 1999 yılında zam yapılır ve o gün bugündür 400 bin dolardır.
Ayrıca yıllık 50 bin dolar da görev tazminatları vardır.
İkisi için de ayrı ayrı gelir vergisi ödemek zorundadır.

Gerçek şudur ki; ABD başkanlarının bütün maaşı, neredeyse aylık bütün giderlerine harcanır.
Yani başkanların ayrıca bir serveti yoksa “Beyaz Ev”de ucu ucuna oturup yaşamak durumundadır.
Başkan Ford “Beyaz Ev”i “Gördüğüm en lüks sosyal yardım konutu.” diye anlatır.

Evet, ABD dünyanın en büyük süper gücüdür; ancak bu “Beyaz Ev”i, dünyanın diğer büyük devletleri içinde, en küçüğü olan devlet başkanlığı konutlarındandır!
“Beyaz Ev” 1700'lerde yapılır ve yönetim bölümü, sadece tek bir katındadır.
Yeni bir inşaat yapma arayışı, hiçbir zaman, hiçbir başkan tarafından olmamıştır.
“Beyaz Ev” Amerikan demokrasisinin devamlılığının kendine has bir sembolü durumundadır.
Başkanlık konutu halka açık olan tek devlet başkanlığıdır.
Ziyaretçi sayısı da haftalık ortalama 30 bin dolayındadır.
Başkanın penceresinin, birkaç on metrelik uzağında bulunan bahçe demirlerinin önünde ise, sık sık büyük ve çok ünlü gösteriler yapılır.
Buradaki gösteriler ne yasaklanır, ne de güvenlik adına dağıtılır.
Beyaz Ev'e, başkanın “geçici barınma” ve hizmet yeri olarak bakılır.

Beyaz Ev'de, bir gün bir hizmet görevlisi, başkan George Bush'un eşi bayan Bush'a:
“Her dört veya sekiz yılda bir başkan gelir, gider buraya; biz kalıcıyız ama…” der.

Şu Amerikalılara gerçekten “aşk olsun!”
Bu gerçekler insana “Eyvahlar olsun!” dedirtmekte!
“Şu Amarikalılara gerçekten yazıklar olsun!”
“Memleketimize, çok kötü örnek oluyorlar.” dedirtmekte!
Koca Amerika'nın başkanlarını oturtup “Beyaz Ev”de, "itibardan tasarruf etmekten", itibarları “yerlerde sürünmekte!”
Vallahi yazıklar olsun!

Bu yazı 71 defa okundu.


Yorumlar


Ad Soyad E-Mail
GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR ARŞİV

KONUMUMUZ

Altıeylül / Balıkesir
MND Ajans
©2020 | Tüm Hakları Saklıdır
MND Ajans