ANASAYFA GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR KURULUŞ KÜNYE İLETİŞİM

10.10.2021

TÜRK İŞADAMI KARAKTERİ VE İŞ AHLAKI-1

Protestanlık batıda Katolik dogmalarından dini kurtarıp mücadeleci, girişimci, kişisel sorumluluk duygusu olan, aklı ve yaratıcılığı öne çıkaran insanı yarattı. Türkiye'de katı ve şekilci dindarlık bu nitelikteki kişiyi çıkaramadı ve batıdaki seviyesinde bir iş ahlâkı topluma egemen olamadı. Dindarlıkla övünülürken iş ahlâkı göz ardı edilebildi. Bu çelişki keskin ve yerleşik bir şekilde süregeldi. Günümüz Türk iş hayatındaki yöneticilerin yeniliği sevmediğine, eleştiriden hoşlanmadığına, teorik düşünmediğine, fazla konuşup az iş yaptığına, başarıyı çekemediğine, unvan arkasına saklandığına işaret edilmekte, Türklerin masaya çatışmacı oturduğu, analitik ve stratejik düşünemediği, içe dönük olduğu, hata yapmaktan korktuğu belirtilmektedir. Bugünkü iş ortamında çağdaş iş mantığının gereği demokratik yönetim, işbirliği içinde olma, kadercilikle değil çok çalışmayla sonuç elde edilebileceğine inanma, değişimi arama ve yüksek beklentiler içinde olma niteliklerini taşımadığı gözlemlenmektedir. Türk işadamının bu özellikleri küreselleşen dünyanın serbest rekabet ortamında köklü değişiklikler geçirmek zorundadır. Üstelik işadamının çalışma ortamı önemli değişikliklere uğradığından eskiden hiç bilinmeyen yeni nitelik ve özellikler onu daha hızlı bir değişime zorlamaktadır. Bu değişimin hızı ülkenin ne kadar daha hızlı kalkınabileceğinin önemli bir fonksiyonu olmaktadır.

  TÜRK İŞADAMININ ÖZELLİKLERİ  

İş ortamında ancak bireyin mücadeleci niteliği, girişimci yanı ve kişisel sorumluluk duygusu öne çıkıyor. Bütün bunlar ekonomik gelişmenin, dinamiğini yaratıyor. Bu özelliklerin geliştirilmesinde Katolik doğmalarına ve katı yorumlarına karşı çıkan Protestanlığın çok önemli rolü olmuştur. İslâmiyet, onun yorumcuları ve uygulayıcıları tarafından Türk  toplumunda böyle bir rol üstlenememiştir. Tam aksine din bilerek ya da bilmeyerek uygulayıcılarının elinde, özüne aykırı olarak, endüstrileşmenin, gelişmenin önünde bir engel olarak kullanılmıştır. Din yorumcularının katı tutumuna karşı Türk toplumunda kalıcı ve devrimci nitelikte bir başkaldırı hareketi olamamıştır. Bu katı dindarlığa rağmen toplumda iş ahlâkı batıdaki seviyesinde yerleşememiştir. Bir yandan dindar olmakla öğünülmüş, diğer yandan iş ahlâkı göz ardı edilmiştir. Bu çelişki keskin ve yerleşik bir şekilde bugüne kadar süregelmiştir. Halen de devam etmektedir. Endüstrileşmenin ön koşulunun gerekli bütün maddî yanları yerine getirilmiş olsa da ahlâklı ve akılcı insan olmayınca ekonomik gelişmenin temeli, nasıl ve neyle atılacaktır. Ya da ahlâklı olmayınca gerekli maddî faktörler yaratılabilecek midir. Yaratılsa bile kalıcı olabilecek midir? Temelde sorun namuslu olmak sorunu değil midir? Acaba Türk iş kültürü özellikleri, yapısı ve davranışları mı endüstrileşmeye aykırıdır? Türk iş kültürü ile endüstrileşme biribiriyle uyuşamıyor ve örtüşemiyor mu? Acaba Türk iş kültürü ve özelliklerinden yapamayacağı bir şey mi beklenmektedir?


Bu yazı 69 defa okundu.


Yorumlar


Ad Soyad E-Mail
GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR ARŞİV

KONUMUMUZ

Altıeylül / Balıkesir
MND Ajans
©2020 | Tüm Hakları Saklıdır
MND Ajans