ANASAYFA GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR KURULUŞ KÜNYE İLETİŞİM

19.10.2021

SİYASİ PARTİLERİMİZ

Siyasi partiler demokrasinin vazgeçilmez unsurlarıdır.

      Demokrasi varsa çok partili yaşam olmak zorundadır. Seçmenler çoktan en iyisini, en kendine yakın olanı, en akla uygun partiyi tercih eder.

       Kendimize en yakın olanı dedik ya, neye dayanarak en yakın partiyi belirleyeceğiz. Birinci bakacağımız, o partinin ekonomik görüşlerinin ne olduğu belirlemektir.

     Şu andaki iktidar partisi AKP'nin ve küçük ortağı MHP'nin ekonomik görüşlerine bakalım.

     AKP programında ekonomi bölümünü incelediğimiz zaman açık ve net olarak şu ifadeyi görürüz. 


    ‘' Devletin ilke olarak, her türlü ekonomik faaliyetin dışında olması gerektiğini benimser.'' 


     Yani devlet, kamu hiçbir ekonomik faaliyet içinde bulunmayacak. Tüm ekonomi faaliyetleri, serbest piyasa kuralları içinde, yerli ve yabancı özel girişimciler yapacak. 

     Yaklaşık yirmi yıldır tek başına iktidar olan AKP döneminde devlet (kamu) bir tek fabrika açmadı. Var olan kamuya ait fabrikaları, işletmeleri özelleştirme adı altında sattı. Şaşırtıcı mı? Hayır. Bu bilinen, beklenen sonuçtur.

     İktidarın destekçisi, küçük ortağı MHP de farklı değil. Parti programı ekonomi bölümü incelenirse;


    ‘' Rekabetçi piyasa ekonomisi geliştirilecek ve hukuki alt yapısı güçlendirilecektir.'' 

     Yazdığını göreceklerdir. Yani serbest piyasa ekonomisi görüşünü savunuyorlar.

     Özelleştirme başlığı altında; ‘' Özelleştirmede amaç, devletin ekonomiye doğrudan müdahalesinin sınırlandırılması………'' anlayışıyla uzun uzun özelleştirmenin nasıl yapılacağı açıklanmaktadır.

     Anlaşılacağı üzere klasik sağ siyasal partilerin ekonomi görüşü budur.

     Son yirmi yılda Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) yok edildi, plansız- programsız bir serbest piyasa ekonomisi vardır. Özal, ‘'bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler'' demişti. Şimdi üretemeyen bir ekonomimiz var. 

                                       ****

     Sol ve sosyal demokrat partiler ise karma ekonomiyi savunurlar. Özel girişimciye her türlü kolaylık ve destek verilir. Kamunun ekonomideki rolü, özel sektörün giremediği alanlara yatırım yapmak, yol gösterici, düzenleyici ve denetleyici faaliyetler ile sınırlıdır. 

     CHP'nin parti programında ekonomi bölümü incelendiğinde;

    ‘‘Serbest piyasa ekonomisi esastır. Özel girişimcilik desteklenecektir.

     Kamu kesimi yeniden yapılandırılacaktır.

     Kamu ve özel kesim arasında etkili bir işbirliği ve uyumun tesis edilmesi öncelikli amaçlarımızdan olacaktır.

     Devlet stratejik sorumluluğu üstlenecektir.

     Kamu ve özel sektör işbirliğiyle, kamu bilgi sistemi oluşturulacaktır.

     Geri kalmış yörelerin geliştirilmesi ve bölgesel farkların giderilmesi için devlet görev üstlenecektir '' cümlelerini okuyor ve buradan karma ekonomi anlamını çıkartıyoruz.

     Diğer var olan tüm partilerin programlarını inceleyecek değilim. Dünyanın hangi ülkesine bakarsanız bakın sağ partiler varlıklılardan yana ve özel girişimciliği benimser. 

     Sol partiler ise halkçı, toplumcu, yoksul halkı koruyan politikalar uygulayan partilerdir. İşsizlik, yoksulluk önlenmeli, adaletli bir gelir dağılımı olmalıdır anlayışındadır. Planlı, dengeli, bölgeler arası farklılığın en az olduğu bir ekonomiyi savunurlar.

                                           ****


     Çocuğuna iş arayan anneler-babalar, geçmişte var olan kamu işletmelerini özelleştirme adı altında satanları düşünmelidir. Kamu işletmeleri yoğun emekçi çalıştıran büyük işletmelerdi. İşsizliğin çözümüne çok büyük katkıları olmuştu. Bugün işsizlik varsa nedeni kamu işletmelerinin özelleştirilmesidir.

     İşsizliğin nedeni özelleştirmeci partilerdir.

     Sağcı partiler kutsal din duygularını kullanarak halkın oyunu almak için çalışırlar. Din istismarcılığı yaparlar. Sol ve sosyal demokrat partilerde böyle bir uygulama görülmez.

     Siyasi parti tercihimizi yaparken partilerin Cumhuriyetin kuruluş ilkelerine, Atatürkçülük konusundaki tutumuna, demokrasi anlayışlarına, hukuka değer verişlerine, güven duyulmasına, dünya ulusları arasında dostluk ve işbirliği yeteneklerine de bakarız. 

     Eğitim, bilim, sanat, çevre ve doğayı koruma anlayışları da seçmenler için önemli konulardır. 

     Vatanın ve ulusun bölünmez bütünlüğünü savunan partiler, adaletli bir gelir dağılımı sağlayan partiler, yoksulluğu, işsizliği önleyen partiler, yolsuzluk ve hırsızlığa meydan vermeyen partiler halk tarafından tercih edilmelidir.

     İster erken seçim olsun ister zamanında seçim, sandık önümüze gelecektir. Demokrasinin güzelliği de buradadır. 

     Seçme halkın işidir. Beş yılda bir bu hakkını kullanır. Halkımızda iyi ile kötüyü ayırt edebilecek birikim ve yetenek vardır.


Bu yazı 94 defa okundu.


Yorumlar


Ad Soyad E-Mail
GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR ARŞİV

KONUMUMUZ

Altıeylül / Balıkesir
MND Ajans
©2020 | Tüm Hakları Saklıdır
MND Ajans