ANASAYFA GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR KURULUŞ KÜNYE İLETİŞİM

27.11.2021

26 KASIM 1950

Yıl 1945 ve o zamanın, Kore Devleti. 38. paralelin kuzeyi, Sovyetler Birliği tarafından, güneyi de Amerika Birleşik Devletleri tarafından işgal edildi ve fiilen ikiye bölündü.

         Türkiye Cumhuriyeti; Birleşmiş Milletlerin çağrısıyla 26 Kasım 1950 tarihinde, Kore'de çıkan savaşa katıldı. Böylelikle 1949 yılında kurulan NATO'ya girme iradesini, kanıtlamış oldu.

         Soğuk Savaş'ın başlangıcındaki dünyanın durumunu hatırlayalım. Bir tarafında Amerika'nın, diğer tarafında Sovyetler Birliği'nin yer aldığı iki kutba ayrılmış, Türkiye de bu kamplaşmadan mümkün olan en büyük payı kapmak ve güvenliğini sağlamak amacıyla müttefik arayışına girişmişti.

         Bunun için 1949 yılında kurulan NATO, biçilmiş kaftandı. NATO'ya girme konusundaki iradesini kanıtlamak için henüz NATO'ya katılmayan Türkiye, diğer 15 BM üyesi devletle beraber, 1950 yılında patlak veren, Kore Savaşı'nda yer aldı.

         Tuğgeneral Tahsin Yazıcı komutasındaki 259 subay, 18 askeri memur, 4 sivil memur, 395 astsubay, 4414 erbaş ve er olmak üzere 5090 kişilik 1. Türk Tugayı, 17 Eylül 1950'de İskenderun Limanından, savaşa katılmak için hareket etti.

         Savaş 1953 yılında karşılıklı ateşkesle son bulurken, Türkiye de Yunanistan'la birlikte, 1952 yılında NATO'ya girdi.

         Tugay çapındaki bir Türk Birliğinin, Birleşmiş Milletler Kuvvetlerinin Komünist Çin birlikleri tarafından kuşatılıp, imhasını önlediği Kunuri Boğaz Muharebesinin üzerinden, 71 yıl geçti.        

         Türk birliğini ziyaret eden, ABD 8nci Ordu Komutanı Orgeneral Walker'in, 1. Türk Tugay'ına verilen madalya töreni esnasında, aşağıdaki sözlerini dile getirmiştir;

“Kahraman Türk evlatları, sizlere şahsım, ordum ve Amerikan Ulusu için geldim. Kunuri Muharebelerinde ordumun sağ yanı korunmasız kalmıştı. Düşmanın o istikametteki büyük kuvvetleri orduyu sağ yanından ve gerisinden kuşatmak ve yok etmek amacı ile ilerlemekteydi. Elde başka kuvvet olmadığından, o istikamete sizleri zorunlu olarak gönderdim. Sizin kahramanca muharebe ve direnmeniz olmasaydı, ordum çok fena durumlarla karşılaşabilir, belki de yok edilebilirdi. 8'nci Ordu bu kurtuluşunu size borçludur. Sizi takdir ediyor ve ordumda, varlığınızla gurur duyuyorum''

         Bu zaferi kazanmış olanlardan, hakkın rahmetine kavuşanları saygı ile anıyor, hayatta olanlara da şükranlarımı sunuyorum.

         Okunuyor olmak dileğiyle, saygılar.     

        

 

 


Bu yazı 100 defa okundu.


Yorumlar


Ad Soyad E-Mail
GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR ARŞİV

KONUMUMUZ

Altıeylül / Balıkesir
MND Ajans
©2020 | Tüm Hakları Saklıdır
MND Ajans