ANASAYFA GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR KURULUŞ KÜNYE İLETİŞİM

26.01.2022

ÖĞRENCİ YURTLARI ve PARASIZ YATILILIK

Daha önce de yazdım, Elazığ'da Enes Kara adındaki tıp fakültesi öğrencisinin, ardında mesajlar bırakarak intihar etmesi, pek çok insanın içini acıttı. Pek çok duyarlı insan görüş belirtti.

     Ben konuyu biraz da başka boyutuyla ele almak istiyorum.

     Kırsal kesimde, köylerimizde (şimdi mahalle!) yaşayan nüfus, her ne kadar azalmış olsa da hala önemli bir toplamdadır. Eskiden köy çocuklarına ‘'ne olacaksın'' diye sorulduğunda çoğu  ‘'öğretmen'' diye yanıtlardı. Çünkü öğretmeni görüyor, biliyor, onu model alıyordu. Şimdi AKP'nin yirmi yıllık iktidarında köylerde okullar kapatıldı. Öğretmen yok artık köylerde, imamlar var. Köydeki çocuklara ‘'ne olacaksın'' diye şimdi sorulsa, ‘'imam'' derse şaşırmam.

     Köyler mahalle olmaktan çıkarılıp, tekrar köy konumuna dönüşümü sağlanmalıdır.

     Her köyün okulu tekrar açılmalı ve yeteri kadar öğretmen ataması yapılmalıdır. Cezaevi ve hastane gibi yerlerde var olan 3-5 çocuk için öğretmen görevlendiren devletimiz, her köye öğretmen atamasını neden yapamaz, anlaşılır değildir. Öğretmenin köyde durması bile yeterlidir.

                                            ***

     Savaştepe İlk Öğretmen Okulu'na, Balıkesir, Çanakkale, Kütahya ve Uşak illerinden, sınavla ilkokulu bitiren öğrenciler alınırdı. Öğrencilerin büyük çoğunluğu parasız yatılı, az sayıda da gündüzlü öğrenci vardı.

     Parasız yatılı öğrenciler okulun ve devletimizin verdiği yemek, yatak, giysi, kırtasiye ve diğer tüm olanaklarla okurdu. Ben de altı yıllık eğitim ve öğretimden sonra, ilkokul öğretmeni hakkını kazanarak 1966 yılı haziran mezunu oldum. Ağustos ayı içinde atamam yapıldı. 30 Ağustosta göreve başladım. 1 Eylül 1966'da ilk maaşımı aldım. İki ay bile beklemedim. Atanamayan yaklaşık 500 bin öğretmene üzülmekten başka bir şey gelmiyor elimizden. Bu durum tam bir plansızlık örneğidir.

     Çevrenizde gördüğünüz, tanıdığınız, çocuklarınızı okutan pek çok öğretmen bu koşullarda öğretmen olabildi. Parasız yatılılık olmasaydı, nasıl okuyacaktık? Köylerimizde kalırdık. Bu nedenle tüm Türk halkına karşı borçlandık. Bu borcumuzu da 25-30 yıl hizmet ederek ödedik. Ama borç bitmez. İşte şimdi de doğruları dile getirerek ödemeye çalışıyorum.

     Parasız yatılılık sayesinde köy ve uzak kasaba çocukları okuma olanağına kavuşur, yaşama umutla bakardı. Öğretmen liseleri, askeri liseler, bazı meslek liseleri, sağlık kolejleri kapatıldı veya özelleştirildi. Anadolu liseleri, Fen liseleri, Sosyal Liselerinin durumuna müdahale edilerek gözden düşürüldü. Var mı yok mu İmam Hatip Liseleri ve öğrenci sayısını arttırmanın yolları aranıyor. Fakir halk çocukları bu okullara gitsin, iktidarın arka bahçesi kalabalık olsun, görünen bu.

     Vatandaşın çocuğu imam hatip ortaokulu, imam hatip lisesi değil de normal ortaokul-lise- üniversite kanalı ile okumak isterse yollar tıkalı. Parasız yatılılık yok düzeyinde, bursluluk da öyle. Balıkesir'de okul pansiyonu var mı soruşturun. Varsa yeterli miktarda mı? Bizim derdimiz şu, uzak köylerde oturan ailelerin çocukları nasıl okuma olanağı bulacak?

     İşte bu çaresizlik içindeki aileler, çocuklarını tarikat yurtlarına vermek zorunda kalıyor.

     Yirmi yıldır iktidarda olan partiye oy verenler bunu bir düşünsün lütfen.

     Gençlerimiz üniversiteye gittiğinde Kredi ve Yurtlar Kurumu (KYK) yurtlarında da yer bulamayınca yine tarikat yurdu tuzağına düşüyorlar. İşte Antalya'da tarikat yurdunda boğazı kesilerek yaşamına son verilen Mehmet Sami Tuğrul ile baskılara dayanamadığını belirterek yaşamını sonlandıran Enes Kara çok üzücü örneklerdir. Diğerleri de bu dünya değil, öbür dünya koşullandırması ile yaşamdan koparılıyorlar.

     Devletimiz isterse tarikatları kontrol altına alabilir. Neleri yapıp yapamayacaklarını düzenleyebilir. Hatta yasaklayabilir. Kişisel görüşüme göre de kapatılmalı, yasaklanmalıdır. İslam'ın beş şartı olan namaz kılmak, oruç tutmak, hacca gitmek, zekat vermek ve kelime-i şahadet getirmeye bir engel mi var ki tarikata gerek duyulsun. Tarikat inananları bölmektir.

                                           ***

     Sosyal devlet halkının ihtiyaçları için gerekli önlemleri alan devlettir. Bir video izlemiştim. Japonya'da hiç yolcusu olmayan tren, bir öğrencinin okuluna gidebilmesi için, aksatmadan hizmete devam ediyor. Bizde ise; parasız yatılılık, bursluluk, orta öğretim okul pansiyonları ile yüksek öğretim yurtları bile tastamam yapılamıyor. Sonuç Japonya ileri zengin, biz yoksullukla boğuşuyoruz.

     Demokrasinin güzelliği halkın elindeki oy hakkı ile başaramayan iktidarı beş yılda bir değiştirme olanağı olmasıdır. Yetki halktadır. Yirmi yıldır yurt, pansiyon ve parasız yatılılık hakkınızı sizden esirgeyenleri siz de oylarınızla gereğini yapın. Yoksa çocuklarınızın geleceği kararacaktır. Hayal bile kuramayacaklardır.

     Çocuklarımızın geleceğini eğitim ile değiştirebiliriz. Eğitim harcamaları geleceğe yapılan en akıllıca yatırımdır.

     Her konuya para bulabilen devletimiz, gençlerimizin geleceğine, yani toplumun geleceğine de para bulmalıdır.

     Çocuklarımızın, gençlerimizin tarikatların tuzağına düşmesine engel olmalıdır.

     Halkımız, görevini yapmayanları günü geldiğinde cezalandırmasını bilir.


Bu yazı 160 defa okundu.


Yorumlar


Ad Soyad E-Mail
GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR ARŞİV

KONUMUMUZ

Altıeylül / Balıkesir
MND Ajans
©2020 | Tüm Hakları Saklıdır
MND Ajans