ANASAYFA GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR KURULUŞ KÜNYE İLETİŞİM

04.03.2022

BALYA BİZİM MADEN İLÇEMİZDİR

Balya'nın değil, Balya madeninin 1200 yıllık bir geçmişi vardır ve madenin Romalılar döneminden beri işletildiği bilinmektedir.İlçemizin geçmişinin tunç çağına kadar dayandığı tespit edilmiştir.Balya madenleri Roma, Karesi ve Osmanlı dönemlerinde de çalıştırılmıştır.Maden 1860 yılına kadar Almanlar, 1860'dan 1920 yılına kadar Fransızlar ,1920'den 1938 yılına kadar Fransızlar adına taşeron şirket olan Karaaydın Madenleri Osmanlı Şirketi tarafından işletilmiştir.

 

Romalılar döneminde madenin adı Ergasteria'dır. Madenin çalıştığı dönemde çıkartılan cevherin Edremit Körfezi'ne ve Bandırma limanına taşınması için demiryolu - dekovil hattı döşenmiştir. Bu dekovil hattı 1938 'yılında maden kapatılırken devletimizce sökülmüştür.

 

O' dönemlerde Balya'dan altın dahil 12 kalem maden çıkartılmıştır "gümüş, bakır, demir, kurşun, çinko, kömür, kükürt, arsenik, zırnık, antimon, kadmiyum" Osmanlı döneminde Balya'da Padişah'ın bastırdığı altın sikke tarihe geçmiştir. Bu sikke,18mm/m ve 3.55gr. olup Kanuni Sultan Süleyman'a aittir ve yine Osmanlı döneminde Padişahlar Balya madenlerinden gülle de döktürmüşlerdir.

 

1895 tarihinde Belediye teşkilatı kurulan Balya, 1910 yılında İlçe Merkezi olmuştur.1901'de Mancılık köyünde kurulan ve kömürle çalışan santralden Balya ilçemize elektrik hattı çekilmiş ve ilçe merkezi elektrik enerjisine kavuşturularak ilçe merkezi aydınlatılmıştır.

 

Osmanlı tarihinin ilk grevi 1908'de 3.000 maden işçisinin katılımı ile Balya'da olmuştur, Balya'daki bu grevler 1911, 1928, 1934 ve 1936 yıllarında da aralıklarla sürmüştür.1930' lu yıllarda Balya ilçe merkezinin nüfusu 30.000 kişi kadardır ve madende çalışan işçi sayısı 9.000 'i bulmaktadır.Maden dönemlerinden itibaren Balya'nın adı, ERGASTERİA, KRİSTİTAN, GÜMÜŞ OBA ve şimdiki adı ile BALYA olarak tarihe geçmiştir.1938'de söndürülen maden ocaklarının 15-20 yıl öncesinde tekrar faaliyete geçmesi ile ilçede ekonomik ve sosyal bir canlılık başlamıştır.

 

1930'lu yıllara kadar madenlerinde 9.000' den fazla işçinin çalıştığı, nüfusunun 30.000 kişiyi aştığı dönemlerde lokanta, restoran ve gazinolarında bayan garsonların çalıştığı, 1901 yılından itibaren elektriğe kavuşarak ışıl ışıl parlayan bir ilçe olan Balya, kortlarında mini şortlu bayanların tenis oynadığı MANOLYA KOKULU Balya, tekrar o' eski günlerine kavuşmayı amaçlıyor ve bu amaç uğruna gayretli çalışmalarını ivme kazanarak her yönde sürdürüyor. "Kelime ve hece olarak, Balıkesir ve Balya Bal ile başlar, madendir Balya'daki bütün taşlar, altın dahil Balya'dan on altı kalem maden çıkar."

 

Şimdilerde nüfusu azalmış olmasına rağmen Balya, zengin maden ocaklarının tekrar açılması, çalıştırılması ve Çanakkale - İzmir otoyolunun hizmete girmesi ile tarihindeki adına yaraşır çok güzel bir ilçemiz olacaktır.

 

Halen Balya Belediye Başkanlığı görevini başarılı bir şekilde yürütmekte olan Sn. Orhan GAGA, maden cevherleri ile dolu ilçemizin adını en iyi şekilde duyurmaktadır. Sn. Belediye Başkanımızı ve ekip arkadaşlarını başarılı hizmetlerinden dolayı kutluyorum.  "BALYA DESTANI" diye yazdığım bu şiirimi ilçemize ve Balyalı hemşerilerimize armağan ediyorum.

 

        

 

   BALYA DESTANI

 

Orta okulu Balya'da okuyanlar bilirler

Okul küçük olsa bile büyüktür bitirenler

Balya orta okulundan çıkar nice cevherler

Kırk altı köyün çocuklarıdır o öğrenciler              

 

Esen oteli vardı, Balya'nın tam ortasında

Kahvehane önünden geçilirdi büyük hana

Hancı İbrahim derlerdi sahibinin adına                                            

Sahibi göçtü gitti, otelde yıkıldı, handa 

 

Enver Paşa ile Koca Camide birer cami

Yıkılan o hanın arkasında bir de semerci

Onun da karşısında bir ekmek fırını vardı

Balya'nın sokakları çok geniş değildi, dardı

 

İki marangoz ve bir hızarcı, bir de kalaycı

İki demirci, bir nalbant, üç de ekmek fırını

Öyle çoktur ki Balya'nın okuyanı yazanı

Arasanız da bulamazsınız okumayanı

 

Belediye binası çarşının ortasındadır

Onunda devamında Hastane Tepesi vardır

Perşembe günleri Balya'da pazar kurulurdu

Köylü ve şehirli pazarda beraber olurdu

 

Pazarda köy ürünleri alınır ve satılır

Kim ne satacaksa satar, alacağını alır

Tüm köyler mektuplarını postahaneden alır

Unutulur mu hemşerim Balya'nın o günleri

 

Manyas'a doğru akar Balya'da bütün dereler

Kadıköy'den sonra, Koca Dere'de birleşirler

Koca Dere diğer adın Kocaçay'dır biliriz

Biz şimdi Manyas barajına kayıkla gideriz

 

Ayan Ahmet ile Muzaffer Çavuş, Ağa Mehmet

Kasap Ahmet, Koreli, Kooperatifçi Ahmet

Gagalar'ın Osman, Çallı ve İsmail Sürdüren

Sıvacıdır Sucu İsmail ve Cevat Öğretmen

 

Değirmenci Ali, Şuri, Çobanlar ve Bodurlar

Marem Ağalar, Semerciler ve Teyareciler

Kasap Aydınoğlu, Ayakabıcı Abdülkadir 

Yaşar Hoca ile Derici Sadık, Berber Tahir

 

Terzinin biri Nazım, öbürü Şükrü Oğuz'dur

Tozkoparan'ın yaptığı ise sade gazozdur

Sobacıdır Tenekeci Mahmut, Sadettin Çakmak

Yakışırdı Mahmut Sarı'ya bakkaliye satmak

 

Balya'da dişçi yoktu , perşembe günü gelirdi

Birer birer diş çekerdi , elindeydi  pensesi

Hastanedeki bir doktor hepimize bakardı

Bir hemşiresi, birde Sağlıkçı Kenan Bey vardı

 

Marem ile oğlu Mehmet, onlar çekirdekçidir

Aşcı Kemal ve Şerafettin meşhur aşçılardır

Biliriz, bizim birde Aşçı Mustafa'mız vardır

Onlar unutulmazlar, zaten üç aşçımız vardır

 

Esnaflar; Yörükoğlu, Çarmıklı ve Çarıkçı'dır

Motor Mustafa hem bakkaldır, hem de tekelcidir

Baştan söylemiştik Hancı İbrahim otelcidir

Adı en çok duyulan Zabıt Katibi İsmet'tir

 

Şöförlerimiz Şöför Burhan, Şöför Selahattin,

Kolyan, Koreli, Kara Ahmet, Şöför Yakup,

Çakır Gözlü Şöför Kamil ile Badi Hüseyin

Gelen geçen Rodoplu ve İbo "Şöför İbrahim"

 

 

 

 

 

Balya Gençlikte iyi futbol oynayanlar vardı

Foto Varol, Ayhan ile iki kardeş Şeran'lar ,

Koyunerli Muzaffer ve Aydınoğlu Metin var

Dereli, birde Kayalarlı İsmet Aga'mız var…

 

Sokaklarda arzuhal yazardı daktilocular

Balya'nın ortasında bir elektrik santralı var

Geceleri ve tatil günü yanardı ışıklar

Bin dokuzyüz birden beri aydınlanır sokaklar

 

Orta okuldan sonraki yol ikiye ayrılır 

Bir yol Balıkesir'e, diğeri Çanakkale'ye

Gider gidenler, döner dönenler, gelir geriye

Demiryolu varmış ama sökülmüş, neden?, niye?

 

Orman işletmesi vardır Hapishane üstünde

Çok eskidir İlk Okulun altıdaki Kilise

Jandarmanın kapısında nöbet tutar askerler

Balya'da nüfus çok azalmış nerde düşünenler

 

Balya'da her iki baharda panayır kurulur

Dönme dolaplar döner ve salıncaklar kurulur

Cambazlar bağırınca Kızıl Tepe'den duyulur

Pehlivanlar güreşirken, cazgır durmaz bağırır

 

Çok güzel zeybek oynar Balya'lı efelerimiz

Biz bu zeybeğin adına Balya Zeybeği deriz

Öyle bir duruşu vardır ki zeybeğin biliriz

Zeybek bilen ve oynayan Balya'lı efeleriz

 

Suyumuzu Çam Çeşme'den getirir de içerdik

İçerdik ama ne kadar içsek de doyamazdık

Evde şebeke suyumuz yoksa suyu taşırdık

Sevdiklerimizle su yolunda karşılaşırdık

 

Altından sikkeler bastırmış Balya'da Osmanlı   

Balya'nın demirinden döktürmüş güllelerini

Ah! Balya bilememiş onlar senin kıymetini

Biz hiç unutmadık Kızıltepe'nin heybetini

 

Bin iki yüz yıllık geçmişi vardır madeninin

Tarih öncesi tunç çağına dayanır geçmişin

Romalılar keşfetmiş, Osmanlı devretmiş seni

Alman'dan Fransız'a geçsen de Balya sen bizimsin

 

Romalılar Kristian dermiş madenin adına

Senin önceki adın Ergesteria'dır Balya

Balya'nın altı maden ocaklarıyla doludur

Ocakların; Koca, Orta, Arı ve Sarı Su'dur

 

Balya'da Alman'dan ve Fransız'dan eser kalmamış

Kiliseleri varmış onların ama yıkılmış

Maden kapanmış,  insanlarımız da göçmüş, gitmiş

Maden mağaralarına güvercinler yerleşmiş 

 

Tarihler yazar ve bahseder ilk işçi grevinden

Duman parasının kime neden verildiğinden

Herkes bilir, Fransız para ile zehir içirir 

O zamanki adın Gümüş Oba diye bilinir

 

Balya'nın altı maden cevherleriyle doludur?

Altın dahil oniki cins maden çıkar doğrudur

Altın, gümüşlü kurşun, kükürt, çinko, demir, kömür 

Manganez, arsenik, antimon, zırnık, kadmiyumdur

 

Almanlar bizmut, kalay, nikel, tellür de çıkartmış

Bunlarla onaltı kalem madene ulaşılmış

Balya cevher değil, bir mücevher deryası imiş

Böyle bir deryayı dünya henüz  görmemiş 

 

Atatürk Cumhuriyeti kurmuş, tam on yıl geçmiş

Balya'dan geçerken Fransız bayanlarını görmüş

Mini şortlu bayanlar kortta tenis oynuyormuş

Lokantalarda bayanlar garsonluk yapıyormuş

 

Bin dokuz yüz altmışta yeni yayın cihazından

Belediye bir çok duyuru ve anons yapardı

Balya halkını hem uyarır, hem aydınlatırdı

Arada bir Portofino şarkısı çalınırdı

 

Top oynadığımız yerde panayır kurulurdu

On Dokuz Mayıs'ta gösteriler sergilenirdi

Bütün öteki bayramlar merkezde yapılırdı

Tüm halkımız coşardı ve koşarak katılırdı

 

Hiç çamur olmazdı taş döşeme idi yolların

Bizi senden ayıran zalim ve uzun yılların

Hasretini şimdi biz nasıl giderelim Balya

Çiçeklerinden birisinin adıdır manolya

 

Balya'da geçti ömrümüzün en güzel günleri

İstesek de olmuyor, dönülmüyor artık geri

Balya'da geçirdiğim gündüz ve gecelerimi

Rüyamda görüyorum, manolya kokulu Balya

 

Çoğumuz yerlisiyiz, biraz Yörük var, biraz Laz

Biraz Çerkez, Gürcü'de var aramızda, Kürt çok az

Romanlar'da var Balya'da, artık onlar bizdendir

Biz Balya'da sakin, sessiz ve mutlu yaşıyoruz

 

Kırk altı köyün üniversitesi sensin Balya

Orta okulu senin koynunda bitirdim Balya

Ben Balya'yı ve Balyalılar'ı çok çok severim

Kayalar'lıyım , adım Muharrem Kaynak 'tır benim

 

Armağanım olsun sana bu onbeşli destanım

Okuyup destan yazmayı senden öğrendim Balya

 

                                                                           Muharrem KAYNAK

                                                                                    03.03.2022


Bu yazı 512 defa okundu.


Yorumlar


Ad Soyad E-Mail
GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR ARŞİV

KONUMUMUZ

Altıeylül / Balıkesir
MND Ajans
©2020 | Tüm Hakları Saklıdır
MND Ajans