Bandırma'yı yıllardan beri fidana boğmak için çalışıyorsun. Anıtkabir'den getirdiğin fidan tohumlarını yıllardır evinin yanındaki bahçede büyüterek, isteyen okullara, kurum ve kuruluşlara, sivil toplum kuruluşlarına ücretsiz olarak veriyorsun.
İşin mi yok be Fettah Kara abi!
81 yaşında, hâlâ Bandırma'nın yeşil alanlarının artması için çaba harcıyorsun. Bu yaşta, istedikleri takdirde toprağı kazıp, fidanları kendin dikiyorsun.
İşin mi yok be Fettah abi!
Baksana, Fettah abi, Rüzgâr Enerji Santralleri yapmak için bula bula Kapıdağ'ı buldular. Binlerce ağaç acımasızca kesildi, halen de kesiliyor. Sen ise hep fidan dikiyorsun.
İşin mi yok be Fettah abi!
Kyzikos antik kentinin, Kapıdağ'daki zeytinliklerin üzerinden yüksek gerilim hattı geçiriliyor. Sen hâlâ fidan dikiyorsun.
İşin mi yok be Fettah abi!
İşte şimdi de, maden arayacak şirketlere zeytin ağaçlarını kesme hakkı tanıyan yasa çıktı. Linyit kömürü için zeytin ağaçlarının acımasızca katli için izin çıktı. Sen hâlâ fidan dikmeye çalışıyorsun.
İşin mi yok be Fettah abi!
Otur evinde, torunlarını sevsene be Fettah abi!
Son sözü, Melih Coşkun'un dizelerine bırakalım:
“Can suyuna gözyaşlarının karıştığı bir zeytinin dalıydım
Kırdılar bir sabah
Ağzım dilim yoktu
Sessizce kanadım”