ANASAYFA GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR KURULUŞ KÜNYE İLETİŞİM

12.03.2022

ALAYCI ÇOBAN

Sevgili öğrenciler,

Size hem eğlendirecek hem de düşündürecek bir öykü gönderiyorum. Başarılarınız ve sevinciniz çok olsun.

                                             

            Uçsuz bucaksız yaylalarda, başı karlı dağların zümrüt gibi yeşil eteklerinde kazlarını otlatan çobanlar varmış.

 Bu çobanlardan biri çok alaycıymış. Tarlalara çalışmaya gelen insanlarla,  alay edermiş. Başlarına ceviz atar, kırda bulduğu otu, böceği torbalarına doldururmuş. Arkadaşlarını korkutur, utandırırmış.

Uyuyan öbür çobanların üzerine su döker, boyunlarına tırtıl koyarmış. Uyanan çobanların çığlıkları çevrede duyulunca karşılarına geçer gülermiş.

Kırlardaki çocuklara kurt uluması, ayı sesi taklit eder, hepsini korkutur kaçırırmış.

Kızlar çeşme başında testilerini doldururken vahşi hayvan sesleri çıkartıp korkuturmuş. Kızlar testilerini, bakırlarını fırlatır, kaçarlarmış. Bu yüzden kırılan testi sayısı her geçen gün çoğalmış.

Yaşlıların elinden bastonlarını çeker, onları yere düşürürmüş. Süt güğümlerinin içine çer çöp atarmış.

 Çocuklar, büyükler, gençler aralarında tartışmışlar, söyleşmişler, karar vermişler:

“Biz buna çok sert, unutmayacağı bir ders vermeliyiz! O bize acımıyor, biz de ona acımayalım!”

Çocuklar bir kayalıkta kıstırıp dövelim, diye karar vermişler. Günlerce erkenden kalkmışlar. Pusu kurup beklemişler ne ki çok kurnaz olduğu için kazlarını başka yoldan yaylalara götürdüğünü görmüşler.

Gençler arkasından tepelere koşmuşlar, yakalamak mümkün değilmiş. Çevrenin en hızlı koşan çobanı oymuş.

Büyükler kazlarını otlattığı beyden çok korktuğunu biliyorlarmış. Birkaç kere beye şikâyet etmişler. Bir iki gün ortadan kaybolmuş, görünmemiş. Sonra aynı yanlış, korkulan davranışlarını sürdürmüş. Değişen bir şey olmamış.

Çocuk çobanların torbalarından ekmeklerini çalmış. Yerine ot çöp doldurmuş. Ayranlarının içine saman atmış!

Çocuk çobanlar aralarında bir nöbet düzenlemişler. Her gün iki tanesi onu uzaktan izleyecekmiş. Keklik sesleri çıkararak diğer çobanlara haber verecekmiş.

Çocuklar günlerce dağ tepe deli çobanın arkasından dolaşmışlar. Mor sümbüllü, kızıl laleli, sarı düğün çiçekli yaylaları, koyakları, tepeleri gezmişler. Buz gibi sulardan içmişler. Yaban ördekleri ile dolu göllerde alabalıklarla söyleşmişler. Çağlayanlardan göle girmişler.

Keklik sürüleri, turna sürüleri, bulutlar üzerlerinden geçmiş. Yağmurlarda ıslanmışlar, doludan kaçmışlar. Ekmeklerini çalı çırpı ateşinde kızartmışlar.

Çocuk çobanlar çok yorulmuşlar. Ayaklarında çarıkları paralanmış. Çayırdaki böceklere kuşlara akıl danışmışlar. Her biri bir akıl söylemiş. Derken küçük bir sinek şöyle demiş:

“Ben size yardım ederim. Yarın önce afyon çiçeğine konarım. Sonra saygısız çobanın boynundan ısırırım. Böylece çoban uyur. Siz de yakınında bulunun. Kurduğunuz oyunu gerçekleştirin.”

Ertesi gün çocuk çobanlar keklik seslerinin geldiği yaylalara doğru kazlarını sürmüşler. Dağların mis gibi çimen, çiçek, kar kokusunu ciğerlerine doldura doldura yol almışlar. Keklik sesleri çoğalınca durmuşlar. Kayalıkların dibinde saygısız çoban derin derin uyumuyor mu? Sevinçten birbirlerine sarılmışlar.

Saygısız çobanın ekmek torbasına saman doldurmuşlar. Sonra kazlarını alıp kendi kazlarıyla sürüp köye getirmişler. Köyde tüm büyükler çocuk çobanları kutlamışlar:

“Sizinle gurur duyuyoruz. Siz en güzel börekleri hak ettiniz demişler.”

Onlar gülüş, cümbüş börekleri, ayranla yerken saygısız çobanın kazlarından birini kesmişler. Kızartmışlar. Suyuna da pilav pişirip herkese dağıtmışlar. Diğer kazları da deli çobanın bulamayacağı bir yere saklamışlar.

Akşam serinliği basınca saygısız çoban uyanmış. Çok acıktığını hissetmiş. Torbasına elini uzatmış. Samanlar eline dolunca çok kızmış. Ayağa fırlamış:

“Hay Allah, kim koydu torbama bunları? Nerede benim ekmeğim?”

Çevresine bakmış. Kaz sürüsünü göremeyince aramaya başlamış. Koşarak yaylaları dolaşmış. Dereleri hızla geçmiş. Köyde herkesin şenlik yaptığını görünce başına gelenleri anlamış:

“Size yaptıklarıma pişmanım.” demiş.

Kazların sahibi karşısına dikilince korkudan dizleri titremiş. Bey, tüm olanları köy halkından dinlediği için saygısız çobana şu cezayı vermiş:

“Bundan sonra sen çobanım değilsin! Kazlarıma çocuk çobanlar bakacak. Sen tarlalarımda gün boyu çalışacaksın!”

Gökyüzünden alaycı olmayanların üzerine kırmızı elmalar düşmüş… Tüm çocukların kucakları elmayla dolmuş…


Bu yazı 105 defa okundu.


Yorumlar


Ad Soyad E-Mail
GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR ARŞİV

KONUMUMUZ

Altıeylül / Balıkesir
MND Ajans
©2020 | Tüm Hakları Saklıdır
MND Ajans