ANASAYFA GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR KURULUŞ KÜNYE İLETİŞİM

04.03.2020

İNÖNÜ NEDEN BİR DEV İDİ? (3)

Íkinci Kahire Konferansı’nda Ínönü , Roosevelt ve Churchil’le karşı karşıya gelmişti. Ínönü ve Türk heyeti Stalin’in Türkiye’yi yarım yamalak hazırlanmış durumda savaşa girmeye zorlamasından korkuyorlardı. Bu durumda Türkler, Almanların missilleme hareketiyle karşılaşacak, Ruslar da “kurtarıcı” durumuna geçecekti. Ínönü’nün ,bu konferansa katılma koşulu olan “eşit kişiler arasında serbest tartışma yapılması” şartını Roosevelt kabul etti. Böylece, Ínönü , başarılı bir biçimde, konferansta serbestçe ve eşit sartlar altında tartışma hakkını elde etmiş oldu.

(Edward Weisband; Íkinci Dünya Savaşında Ínönu’nün Politikasi II; Cumhuriyet yayınları; Ístanbul; 2000; shf;112-3)

Íngiliz Başbakanı Churchill’in doktoru Lord Moran, anılarında Churchill’in Ínönü’yü savaşa girme konusunda nasıl zorladığı ve Ínönü’nün direncini şöyle anlatıyor;( Lord Moran; Winston Churchill; Constable ; London; 1966 shf;145-6)

Íngiliz Kabinesi üyesi ve Kahire’de ikamet eden , Íngiliz Devlet Bakanı Casey’in Kahire’deki Villası’nda 5 Aralık 1943’de verilen yemekten notlar;
“ Bu akşam Casey, Cumhurbaşkanı Ínönü ve onun Dışişleri Bakanı ( Numan Menemecioğlu) için, onlar Ankara’ya dönmeden önce bir yemek verdi. Türk
Cumhurbaşkanı’nın karşısında oturdum. Eğer bir bir insanın düşünceleri onun yüzüne, tam olarak aksediyorsa, karşımdakinin ruhunun büyük sıkıntılar içinde
olduğunu gösteriyordu. Yüzü , düşüncelerinin başka yerde olduğunu söylüyordu, kendisine bir şey söylendiğinde gülümsüyor fakat hemen kendi derin düşüncelerine
dalıyordu. O ülkesinin harbe sokulması için baskı altında olduğunu biliyordu aynı zamanda harbin dışında kalmasının yaratacağı sonuçları hesaplıyordu. Harbe
girmesinin getireceği başka bazı sonuçlar hakkında daha bilinçli idi. O’nun zeka dolu yüzü , içinde bulunduğu çıkmazı gösteriyordu.
Fransızca olarak ,politikaya girmeden önce, bir ordu komutanı iken, Türkiye’deki her askerin onun oğlu olduğunu , fakat binlercesini ölümüne yol açan kararlar vermek
zorunda kaldığını söyledi. Muhtemel bir bombardımandan korkmuyordu.Harbin ülkesi için en iyi şey olduğuna karar verirse , tereddüdü olmayacaktı. Onun önümüzde
duran harpten önceki geçmişi , bu söylediğinin boş bir laf olmadığını gösteriyordu. Inönü bize şunu söyledi – Eğer Basbakan ( Churchill) dinlemiş olsa- harp ya da barış için karar vermesini şu nokta etkileyecekti; “Buradaki büyükelçiler , Türkiye hakkındaki bilgilerine dayanarak, bize Türkiye’nin
harbe girmesinin onun avantajına olacağına bizi ikna etmelidirler.” Ínönü – daha önce- bize Adana’da açıkça Almanlardan değil Rusya’dan Türklerin
korktuğunu söyledi. Eğer Ruslar onlara yardım etmeğe gelirlerse, bir daha gitmeyecekler, Kremlin bir kez Boğazları askeriyle kontrol altına sokarsa, onları
oradan çıkarmak ancak zorla- savaşla – olabilirdi. Eden –Ingiliz Dış Ísleri Bakanı – bana döndü “Bundan ne anlıyorsun” diye sordu.
Şöyle yanıtladım “ Cumhurbaşkanı anlatmak istediğini söylüyor. “ Eğer onlar gelmezse onlarla bir ilgim olmaz ve Boğazlar , Ruslar tarafından tehdit edil(mez)se ,
parmağımı bile oynatmam.” (DEVAMI YARIN)


Bu yazı 134 defa okundu.


Yorumlar


Ad Soyad E-Mail
GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR ARŞİV

KONUMUMUZ

Altıeylül / Balıkesir
MND Ajans
©2020 | Tüm Hakları Saklıdır
MND Ajans