ANASAYFA GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR KURULUŞ KÜNYE İLETİŞİM

21.03.2020

CORONA GÜNLERİ

Bugünlerde “Corona” ile yatıyor, onunla kalkıyoruz. Konu çok önemli olunca böyle olması da doğal. Sabah-akşam gözümüz kulağımız televizyon ekranlarında. Söylenen her şeyi dikkatle dinliyoruz. Bu sayede hayli bilgi sahibi olduk. Ne yapacağımızı, ne yapmayacağımızı öğrendik. Arada bir birbiriyle çelişen bilgiler olsa da…
Bir süre sokağa çıkamayacağımız, hele hele risk grubunda olduğumuz için su ve yiyecek stoku yapmaya çalıştık. Gereğinden çok bir şey almak bana her zaman ters gelmiştir ama bu kez ölçüyü kaçırmadan, başka insanlara haksızlık yapmış duruma düşmeyecek ölçüde bir şeyler aldık. Sadece onlar değil; eldiven, kolonya, dezenfektan da var. Eczanede maske bulamadık. Çocuklar gönderiyor şimdi. Bize de sıkı sıkı tembih ediyorlar, sakın sokağa çıkmayın diye. Biz de öyle yapıyoruz, alıştık evde oturmaya. Arada bir pencereden bakıyorum. Trafik eskisine göre hayli farklı. Geçen araç sayısı çok az. İnsanlar da öyle. Kaldırımlarda tek tük insan var. Buraları böyle de başka yerler nasıl acaba?
İnsanların söylenenlere uyduğunu görmek bana moral veriyor. Demek ki böyle ciddi konularda duyarsız değiliz. Ama ekranlarda gördüğüm bazı manzaralar keyfimi kaçırıyor. Bazı yerleşim yerlerinde insanlar, özellikle de yaşlılar, durumdan hiç haberleri yokmuş gibi parklarda, kalabalık yerlerde oturmaktan, olmaktan
çekinmiyorlar. Çalışmak zorunda olanlara sözüm yok ama işi gücü olmayan benim gibi yaşlılar, neden önerilere kulak tıkarlar?
“Bana bir şey olmaz” düşüncesinin, daha doğrusu saplantısının doğru olmadığını anlamak için mutlaka hasta olmak mı gerek? Böyle diyenler, kendileri kadar, başka insanları da riske atmış olmuyorlar mı?
Bu işin iki ayağı var; biri devlet ve ilgili kurumlar, diğeri vatandaş. Her iki taraf da üzerine düşeni yapacak ama son söz bizde gibi geliyor bana. Söylenenleri, önerileri hafife almadan tam olarak uygulamalıyız. Sokağa çıkmayın diyorlarsa çıkmayalım; ellerini sık sık sabunla yıkayın diyorlarsa öyle yapalım, ne kaybederiz?
Bu durum bana bir anlamda insanoğlunun da sınavı gibi geliyor. Bu zor sınavı başarıyla atlatmak bizim elimizde. Atlatmak zorundayız. Başka çaremiz yok. Hep birlikte, dayanışma içinde, söylenenlere kulak vererek, işi ciddiye alarak…
Bu arada ilgimi çeken bir şeyi de eklemek istiyorum; bazı yerlerde gençler, apartmanlara, evlere notlar bırakmışlar yaşlı insanlar için; evinizden çıkmayın,
ihtiyacınız olanları biz alalım, diye. Ne kadar güzel.
Bu günler geçecek, inanıyorum. İnsanlık ölmedi, ölmeyecek. Belki birbirimizi daha çok sevecek, daha çok saygı duyacağız, belki birbirimizi daha iyi anlayacağız. O günler çabuk gelsin.


Bu yazı 495 defa okundu.


Yorumlar


Ad Soyad E-Mail
GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR ARŞİV

KONUMUMUZ

Altıeylül / Balıkesir

ADRES

Altıeylül Mah. Çiğdem Sok. İnaler İş Mrk.No: 8 1/1 Altıeylül / Balıkesir
MND Ajans
©2020 | Tüm Hakları Saklıdır
MND Ajans