ANASAYFA GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR KURULUŞ KÜNYE İLETİŞİM

09.04.2020

ÖNCE SAĞLIK

    Genlerimizden,  anne  karnındaki  sürece, dünyaya doğuşumuza,  bebeklik-  çocukluk  yıllarına,  ergenlik,  olgunluk  ve yaşlılık  dönemine  kadar  hep sağlıklı  olmaya  çaba  gösteririz. Bunun  için  iyi  beslenmek  gerektiğini  biliriz.  Temizliğe  önem veririz.  El, yüz, vücut  ve  giysi  temizliğinin  önemi  ortadadır. Bu nedenle  beslenme, temizlik, çevre  şartları, temiz  hava, temiz su herkes  için  ulaşılabilir  ve  sürekliliği  olmalıdır.
     Anladığım  şu, asıl  olan  hasta  olmamanın  yollarını bulmaktır. İşte  bunun  için  temiz  bir  çevre, doğru  beslenme, hijyen (temizlik), düzenli  bir  yaşam, sağlığımıza  zararlı  alışkanlıklardan kurtulmamız  gerekiyor.
                                                 **
     Tüm  bu  önlemlere  rağmen  hasta  olmuşsak  hastane, doktor, ilaç   gereksinimi  kolay  ulaşılır  olmalıdır. Hastanelerin  ayrı  ayrı  yerlerde  branş  hastaneleri  biçiminde  olmaları  gerektiğini  koronavirüs  salgını  nedeniyle  bir  kez  daha  anladık. Çin Devleti  on  günde  bu salgın  hastalık  için  özel  hastane  yaptı.  Neden?.... Bizde  boşaltılmış  eski  hastaneler  bir-iki  düzenlemeyle  koronalı  hastalara  açılmalıydı. Salgın  hastalıkların  hastanesi  ayrı  olmalı, yönetici, doktor  ve  diğer  sağlık  çalışanları  branşları  konusunda  daha  bilgili, birikimli  olacakları  için daha  yararlı, daha  iyi  tedavi  sağlanacaktır  diye  düşünüyorum. 
     Ayrıca  bana, ‘’şehir hastaneleri’’ adı  anlamsız  geliyor. Bir de ‘’köy  hastaneleri’’  de  olacak  mı? Yapılış  mantığının  da  mantığı  yok. Bu hastaneler  için ‘’devletin  cebinden  bir  kuruş  çıkmadı’’ diyenler, şimdi  ne  kadar  ödeme  yapıldığını  halka  söylesinler. Bu  hastanelerin  yapım  maliyeti  hakkında  da  bir  rakam söylenmiyor. Kaç  yıl  borçlandırıldık  bilmiyoruz. Torunlarımız  öder  artık.  
                                              **
     Bütün  hastaların  şehir  hastanesinde  tedavi  gördüklerini, eski  hastanelerin  boşaltıldığını  hatta  yıkıldığını  biliyoruz.
     Örneğin, Balıkesir’de  koronovirüs  hastaları ‘’şehir hastanesi’’  adı  verilen  hastanesinde  mi, tecrit  uygulaması  yapılabilen  ayrı  bir  hastanede mi tedavi  alıyorlar  merak  ediyoruz. Sağlık  yetkilileri  bu  konuda  ne  gibi  açıklama yaptılar  bilmiyoruz.
     Temiz  bir çevrede, temiz  hava,  temiz  su  istemek  anayasal  hakkımızdır. Sağlıklı  yaşayabilmenin  ön  koşulu  temiz  ortamdır. Balıkesir  şehir  şebeke  suyunun  sanırım  büyük  çoğunluğu  İkizcetepeler  Barajı’ndan  veriliyor. Baraj  yapılalı  çok  yıllar  oldu. Baraj  havzasındaki  7-8  köyün  kanalizasyon  ve  atık  suları  arıtmadan  geçirilip, kanal  havzası  dışına  boşaltılmalıdır. Kanal  havzası  ağaçlandırılmalı, erezyon  önlenmelidir. Daha  temiz, daha  kaliteli  su  elde edilmelidir. 
                                               **
     Çevreyi  temiz  tutmak  biz  insanların  görevidir. Bunun  için  ‘’eğitim  şart’’ demek  uygun  düşer. Başta  sorumluların  görevidir. Çevreyi  kirleten  her  türlü  kurum, kuruluş  ve  şahıslar  tesbit edildiğinde  cezalandırmak  caydırıcı  düzeyde  olmalıdır.Yeşil  alanları  çoğaltmak, çevreyi  ağaçlandırmak, var olan  ormanlık  alanları  korumak  hem  bizim, hem  yetkililerin  görevidir.
     Akarsularımız, göllerimiz, denizlerimiz  iyice  kirletildi. Balıklar  yok  oldu. Martılar  bile  denizleri  terk etti. Şehir  çöplüklerinde  toplandılar. Bu  korona belasından  kurtulduktan sonra, her  şeyi  yeniden  kurgulamamız gerekiyor. Ne  kırsalımızda av hayvanı kaldı, ne sularımızda balık var. Belki de  kimse  farkında  değil, seçe  kuşları  bile  yok  oldu. Orta Asya çölleştiği  için  atalarımız  yurt  arayışı  içine  girmişler. Anadolu’yu da  çölleştirmemize  az  kaldı. Başka  yurt  arayışına  giremeyiz. Başka  yurt  yok.
     Şu  anda  yaşadığımız  topraklar, bizim  yurdumuzdur. Burayı  yaşanır  hale  getirmenin  yollarını  bulmalıyız. Suyu, havayı temizleyecek  koruma  önlemlerini  acilen  almalıyız.
                                              **
    Buradan  öneriyorum.
1- Tüm askeri birlikler, orta dereceli okul öğrencileri, dikim mevsimlerinde, gerekirse  bir  haftayı  fidan dikimine  ayırmalıyız.
2- Naylon  poşet  kullanımı  kesinlikle  sona  erdirilmelidir.
3- En az  üç  yıl  kara  ve  su  avcılığı  yasaklanmalı, doğanın  kendini  yenilemesine  fırsat  tanınmalıdır. Üç  yıl  sonrasının  avlanma  kuralları  da  şimdiden  belirlenmelidir.’’ Doğayı Koruma Bilim Kurulu’’ oluşturulmalıdır. Bu kurulun  önerileri  dikkate  alınmalıdır.
                                           
      Yoksa  bu  gidişle  koronavirüs  benzeri  salgın  hastalıklarla  karşılaşmamız  kaçınılmazdır.
     İş, aş, ekmek  çok  önemlidir.  Ama önce sağlık…….   

                           Sağlıklı  günler  dilerim.    


Bu yazı 164 defa okundu.


Yorumlar


Ad Soyad E-Mail
GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR ARŞİV

KONUMUMUZ

Altıeylül / Balıkesir
MND Ajans
©2020 | Tüm Hakları Saklıdır
MND Ajans