ANASAYFA GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR KURULUŞ KÜNYE İLETİŞİM

11.04.2020

ANKARA'DA İKİ DİPLOMAT (3)

Ve onların karşısında da Mustafa Kemal’in (1881- 1938) çizdiği Misak-ı Milli sınırları içinde kalmaya ve harbe girmemeye kararlı bir Türkiye ve başta İsmet İnönü ( 1884 -1973), olmak üzere Şükrü Saraçoğlu, Numan Menemencioğlu, ve Dr. Refik Saydam gibi devlet adamları vardı. Türkiye yalnız İngiltere ve Almanya’nın baskısı altında değildi. Stalin (1879 – 1953) ve Franklin Delano Roosevelt (1882 – 1945) de Türkiye üzerindeki etkinliklerini arttırmak için uğraşıyordu.
Von Papen Hitler’in tam güvenine sahipti. Fakat Ribbentrop’la arası iyi değildi. Geçmişe dayalı olan olaylar, ikisinin arasını açmış , biribirlerine güvenini azaltmıştı. Von Papen bu nedenle Ribbentrop’un casuslarının kontrolu altında idi. Alman Büyükelçiliğindeki Charge d’Affairs Jenke , Ribbentrop’un
kızkardeşinin kocası idi.
Alman elçiliğinde Ateşe olarak görevli L.C. Moyzch’e göre Jenke ve karısı sanki, von Papen’in bütün hareketlerini kontrol ve Ribbentrop’a rapor etmek içın gönderilmişti. (L.C. Moyzisch; Operation
Cicero; Tandem Books ; London; 1969). Alman Büyükelciliği’nde Almanya’da biribirine rakip kurumların ve örgütlerin elemanları , görünmez şekilde biribiri ile gizl bir savaş hali sürdürüyordu.
Moyzisch, İngiliz Büyükelçisi Hugessen’i çok muteber ve Türkler tarafından çok saygı duyulan , çok profesyonel bir diplomat olarak tanımlıyor. Bir çok sosyal toplantıda karşılaştığı büyükelçi ile tanışmadığını , fakat böyle toplantılarda bile Hugessen’in büyük saygı gördüğünü ve ev sahibi
Türklerce kendine çok güvenildiğine işaret ediyor.Bütün raporlarını büyük bir titizlikle ve tarafsızlıkla yazdığı belirtilen Hugessen’e von Papen’in , Jenke’nin ve özellikle kendisinin büyük bir hayranlık duyduğunu belirtiyor.
Hugessen , hatıralarında, ( Sir Hughe Knatchball – Hugessen; Diplomat’s Peace and War ; John Murray Ltd; London; 1949 ) Almanların Çekoslavakya’yı işgâlinden sonra , Türkler’in bu olay karşısında , bu olay kendilerini doğrudan etkilemese bile , Almanlar’a karşı güvenlerinin sarsıldığın işaret ettikten sonra , von Papen’in 27.4.1939’da Türkiye’ye ayak basmasından itibaren, Türkler’i Almanya’nın Orta Avrupa’da gerekli düzenlemeleri yaptıktan sonra, barış taraftarı olduğuna ve harp istemediğine ikna etmeğe çalıştığını belirtiyor.
Hugessen , Saraçoğlu’nun von Papen’le yaptığı ilk görüşmeyi kendisine anlattığını, bu nedenle Türkler’in çok dürüst davrandığını söylüyor . Ayrıca anılarının bir yerinde “Türkler’e hayranım . Onlar dürüst ve açık sözlü . Ve onlarla ilişkilerinde insan nerede olduğunu biliyor. Böyle bir görevde bulunmak bir zevk , çünkü ; insan onlarla doğrudan ve açıkça konuşabiliyor ve o şekilde tepki alabiliyor” diye not düşüyor.
Von Papen’in Saraçoğlu ile ilk görüşmelerini yaptığı sıralarda İtalyanlar Arnavutlüğa girmişti. Italyan gücünün hedeflerinin belirgin şekilde ortaya çıkmaması Londra ve Ankara’yı biribirine daha çok yaklaştırmıştı. Türk Dış İşleri Bakanı’nın evinin , İngiliz Büyükelçilıği’nden 250 metre ötede olması , Hugessen’in akşam kahvesi içmek için sık sık Bakan’ın evine gitmesine olanak sağlıyordu. Bu da iki taraf arasındaki ilişkileri sıcaklaştırıyordu. 12 Mayıs 1939 ‘da İngiliz – Türk deklerasyonunun ardından İngiltere, Fransa ve Türkiye arasında imzalanan üçlü anlaşma von Papen’de ve Almanlar’da sürpriz etkisi yarattı.


Bu yazı 158 defa okundu.


Yorumlar


Ad Soyad E-Mail
GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR ARŞİV

KONUMUMUZ

Altıeylül / Balıkesir
MND Ajans
©2020 | Tüm Hakları Saklıdır
MND Ajans