ANASAYFA GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR KURULUŞ KÜNYE İLETİŞİM

15.04.2020

HER HAFTA ÜÇ ŞİİR

I ) SAAT 2.30
Kocatepe yanık ve ihtiyar bir bayırdır,
ne ağaç, ne kuş sesi,
ne toprak kokusu vardır. Gündüz güneşin,
gece yıldızların altında kayalardır.
Ve şimdi gece olduğu için ve dünya karanlıkta daha bizim,
daha yakın, daha küçük kaldığı için ve bu vakitlerde topraktan
ve yürekten evimize, aşkımıza ve kendimize dair sesler geldiği için
kayalıklarda şayak kalpaklı nöbetçi
okşayarak gülümseyen bıyığını seyrediyordu Kocatepe’den
dünyanın en yıldızlı karanlığını.
Düşman üç saatlik yerdedir ve Hıdırlık tepesi olmasa
Afyonkarahisar şehrinin ışıkları gözükecek.
Kuzeydoğuda Güzelim dağları ve dağlarda tek tek ateşler yanıyor,
Ovada Akarçay bir pırıltı halinde ve şayak kalpaklı nöbetçinin hayalinde
şimdi yalnız suların yaptığı bir yolculuk var:
Akarçay belki bir akar su, belki bir ırmak, belki küçücük bir nehirdir.
Akarçay Dereboğazı’nda değirmenleri çevirip ve kılçıksız yılan balıklarıyla
Yedişehitler kayasının gölgesine girip çıkar.
Ve kocaman çiçekten eflatun kırmızı beyaz ve sapları bir,
bir buçuk adam boyundaki haşhaşların arasından akar.
ve Afyon önünde Altıgözler köprüsünün altından
Gündoğuya dönerek ve Konya tren hattına rastlayıp
yolda Büyük Çobanlar köyünü solda ve Kızılkilise’yi sağda bırakıp, gider.
Düşündü birdenbire kayalardaki adam kaynakları ve
yolları düşman elinde kalan bütün nehirleri.

Kim bilir onlar ne kadar büyük, ne kadar uzundular?
Bir çoğunun adını bilmiyordu, yalnız, Yunandan önce
Ve Seferberlik’ten evvel Selimşahlar çiftliğinde ırgatlık ederken
Manisa’da geçerdi Gediz’in sularını başı dönerek.
Dağlarda tek tek ateşler yanıyordu.
Ve yıldızlar öyle ışıltılı, öyle ferahtılar ki şayak kalpaklı adam
nasıl ve zaman geleceğini bilmeden güzel , rahat günlere inanıyordu.
ve gülen bıyıklarıyla duruyordu ki mavzerinin yanında,
birdenbire beş adım sağında onu gördü.
Paşalar onun arkasındaydılar.
O, saati sordu
Paşalar: “Üç”, dediler.
Sarışın bir kurda benziyordu
Ve mavi gözleri çakmak çakmaktı.
Yürüdü uçurumun başına kadar, eğildi, durdu.
Bıraksalar
Ince , uzun bacakları üstünde yaylanarak
Ve karanlıkta akan bir yıldız gibi kayarak
Kocatepe’den Afyon ovasına atlayacaktı.
(30 Ağustos Gecesinde/ Nazım Hikmet Ran/ Kuvayı Milliye Destanı/ Saat 2.30 ve 3.30 Bölümü)

II ) SÖYLENMEMİŞ
İsterim, yeşeren bağlar gibi, diri -dinç..
Ruhumu bir şahlanan taya döndürdü sevinç
Ürpertiler içinde yüreğim, etim, derim…
Birden topraklar gibi yeşerecek içerim:
Gözyaşlarım yağmurla bir bitse bir başlayıp
Pencereni yıkanmış çakıllarla taşlayıp
Söylenmemiş bir şarkı şöylemek istiyorum.
Behçet Kemal Çağlar

III) DÜŞMEK
Meyveler ballandıkça düşer
Yapraklar kuruyunca
Yavru kuş uçmayı şaşırınca düşer
YIldızlar da düşer
İnsanlar da düşer
Orhan Arıburnu


Bu yazı 147 defa okundu.


Yorumlar


Ad Soyad E-Mail
GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR ARŞİV

KONUMUMUZ

Altıeylül / Balıkesir
MND Ajans
©2020 | Tüm Hakları Saklıdır
MND Ajans