ANASAYFA GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR KURULUŞ KÜNYE İLETİŞİM

15.04.2020

BAŞI YILDIZLI KIZ

17 Nisan, KÖY ENSTİTÜLERİ’nin kuruluş yıldönümüdür. Köy Enstitüleri uygulaması “Türk Mucizesi” diye dünya eğitim tarihine geçmiştir. Okula bir çiftlik ve sayısız meyvelikler kazandıran akrabam Savaştepe Köy Enstitüsü tarım öğretmeni Muharrem Tüzüner’in aziz anısına armağan olsun.

Cam mavisi gözlerini gökyüzüne kaldırdı. Yıldızlara baktı. Balkonun korkuluk demirlerine sarılan hanımeli kokusunu içine çekti. Elindeki kitabı göğsüne bastırdı.
Çocuklarına, torunlarına sarıldığı gibi kucakladı kitabını. Ak saçları omuzlarına dökülmüştü.
“Okuyabilmek için ne çok gözyaşı dökmüştüm. Sevgili kitaplarım, size kavuşmak için babama ne çok dil dökmüştüm.”
“Beni okutun. Ben okumak istiyorum. Enstitü açmışlar. Ne olursunuz beni gönderin…
Öğretmen yapacaklarmış kızları da.”
“Hayır, dedi babam. Sen kuzuları güdeceksin! Köy kızlarından öğretmen mi olurmuş!”
Azık torbasını boynuma astı. Elime uzun bir sopa verdi. Kuzuları otlaklarda dolaştırdım.
Dileğimi kardelenlere, çiğdemlere, nergislere, yarpuzlara söyledim. Kuşlara, bulutlara, kayalara anlattım… Ben öğretmen olmak istiyorum. Köydeki kızlar enstitüye gidiyor. Benim
kusurum ne? Babam beni neden okula göndermiyor?
Enstitüye giden akraba çocuklarını hep uzaktan gözledim. Vişnelikte öğretmenleriyle türkü söylediler. Elma fidanlarını diktiler pınar başına. Bağdan üzümleri kesip küfelerle
taşıdılar. Marşlar söyleyerek su arkları açmaya gittiler. Onlara imrenerek baktım, ben de aralarında olsaydım! Gülseydim, oynasaydım, akranlarımın arasında yer alsaydım. Tarlada,
bahçede, çiftlikte çalışıp yorulsaydım. Akşam olunca ateşin çevresinde halkaya katılıp halaya dursaydım. Diz vurup zeybek oynasaydım.
Bir gün tüm cesaretimi toplayıp okulun bahçesinde reçel kaynatan Koca Muharrem Öğretmenin yanına vardım. Bana gülerek baktı:
“Çoban kız! Bizim tepelerin otunu yedirdin kuzularına. Otlarımızı bitirdin. Bizim kuzularımız şimdi nerede otlayacak? Neden okulumuzun çevresinde dolanıp duruyorsun?”

Gülerek boynumu büktüm:
“Ben de ENSTİTÜ’ye gelmek istiyorum. Okumak istiyorum. Gökyüzüne, aya, yıldızlara yalvardım!”
Koca Muharrem Öğretmen göbeğini hoplatarak güldü:
“Yıldızlara değil babana yalvaracaksın! Reçel kaynatmak, dikiş dikmek ister misin?
Mandolin, flüt çalmak ister misin? Hoşuna gider mi tüm bunlar?”
Gözyaşlarım yağmur gibi entarime döküldü.
“İsteriiiim… İsteriiiim,” dedim.
“Güzel bir öğretmen olup senin gibi köy çocuklarına bilgiler öğretmek ister misin?”
“İsterim, isterim.”
Bir gün Koca Muharrem Öğretmen bize geldi. Sevinçten uçmak üzereydim. Bana gülerek baktı. Babama benim için o yalvardı.
“Kızını okulumuza gönder, dedi. Bak, akranları neler yapıyor? Evin okulumuza çok yakın. Her zaman gelip görebilirsin. Beş oğlun, bir kızın varmış. En küçüğü kızınmış. Kızın
çok kıymetliymiş, öyle söylediler.”
Babam, kafasını olmaz anlamında iki yana salladı.
“Nur’a anamın adını koydum. Gözümün önünden ayıramam! Anamın gök mavisi gözleri bir tek onda var.”
Koca Muharrem Öğretmen diretti:
“Sen yine benim dediklerimi bir düşün. Kızının yurduna ve ailesine yararlı bir öğretmen olmasını istemez misin? Bir de sen ölünce kıymetli kızın kuzu gütmeye ne kadar
devam edecek tepelerde, dağlarda? Çocukluktan çıkıyor, kıymetli kızın büyüyor!”
Koca Muharrem Öğretmen bunları deyip gitti. Tepelere koştum. Yıldızlara ellerimi kaldırdım.
“Bana yardım edin ey yıldızlar, ey gökyüzü, babam beni okula yollasın!” Çiğdemlerin, karpuzların, kardelenlerin üzerinde gözyaşlarım kaldı…
Dayım, bir gün şehirden çıkıp geldi. Beni ağlarken görenler dayıma okula gitmek istediğimi söylemişler. Dayım da beni kendi çocuklarından ayırmaz, çok severdi. Babama da
sözü geçerdi.

“Enişte sen deli misin? Nur’un öğretmeni sana öğrencimi okut, demiş. Kuzulara köyde bakacak çoban bulunmaz mı? Kızın okuyup öğretmen olur. Sen de öğretmenin babası olursun.
Bundan güzel ne olabilir? Bilmiyor musun enişte, Kemal Paşa, ‘Köy çocuklarını okutun,
öğretmen, sağlıkçı, teknisyen olsunlar, özellikle kızları okutun,’ diyor. ‘Ülkemizin kalkınması, yücelmesi köy çocuklarının okumasına bağlıdır,’ diyor. Bilimin ışığı tüm
ülkemize Köy Enstitüleri ile yayılacak, enişte!”
Yüreği ışıklı dayım elimden tuttu, beni enstitüye götürdü. Mavi çiçekli Sümerbank basmasından elbise giydirdiler. Tuğla taşıdık. Meyve fidanları diktik. Arılara baktık.
İpekböceği yetiştirdik. Ders çalıştık. Dikiş diktik. Türküler söyledik. Zeybekler oynadık…
Koca Muharrem Öğretmen’le reçeller kaynattık. Bizi yeni kurduğu çiftliğe götürdü.
Söyleşe gülüşe yola köprü kurduk. Ne tatlı masallar, ne gülünç fıkralar anlattı.
Yorulduğumuzu anlamadan çiftliğe vardık.
Pırasaları söktük. Ispanakları söktük. Pazar arabasına yerleştirdik. Lahanalar ne kocamandı! Küçük ellerimiz kaldırmaya yetmedi. Yorulunca yediğimiz elmaların tadı
damaklarımızda kaldı…
Kuzuları tepelere götürdüm. Kardelenlere, çiğdemlere, yarpuzlara gösterdim. “Bunlar Enstitü’nün kuzuları. Ben öğretmen olacağım,” dedim. Derelerden, pınarlardan kuzularımı
suladım… Azık torbamda kitapla bir dilim ekmek şimdi yan yana duruyor. İşte başı yıldızlı o kız benim.
Öğretmenler bize her gün ışıklı bir dünyanın kapılarını açtı. Yurdumuzu öğrendik, dünyayı öğrendik, sağlığımızı öğrendik… Mikropları mikroskopta gördük. Hastalıklardan
aşılarla korunabileceğimizi öğrendik. Tarlalarda verim nasıl artarmış, ürünlerin de hastalıklardan korunması gerekiyormuş. Hepsini öğrendik.
İçimize bir kor ateş düştü. Köyümüze koşup kadınlara, çocuklara, erkeklere beynimizde ne birikmişse öğretmek tutkusu yüreğimize gelip yerleşti… İçimdeki aydınlığı
yeryüzüne yaymak için kabıma sığamıyorum. Bir telaş, bir heyecan, bin bir sevinç içindeyim… Babama hep sevgiyle sarıldım, bana bu günleri yaşattığı, okula gitmeme izin
verdiği için. İşte bu yüzden başı yıldızlı o kız benim. Hep başımda yıldızları, gökyüzünü, ayı gezdirdim ben. Onlarla söyleştim. Yapmak istediklerimi hep onlara anlattım. Başımın üstünde
yıldızlar gezdirdim...


Bu yazı 153 defa okundu.


Yorumlar


Ad Soyad E-Mail
GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR ARŞİV

KONUMUMUZ

Altıeylül / Balıkesir
MND Ajans
©2020 | Tüm Hakları Saklıdır
MND Ajans