ANASAYFA GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR KURULUŞ KÜNYE İLETİŞİM

29.04.2020

ÇEVRE VE SAĞLIĞIMIZ

Önceden  Milli Eğitim Müdürlüğü’ne başvurmuştum. Yunanistan Batı Trakya Gümülcine, İskeçe illerindeki Türk azınlık çocuklarına öğretmen olarak gitmek istiyordum. Balıkesir ilinden seçilen iki adaydan biri bendim. Ankara’ya M.Eğitim Bakanlığı’nda mülakata çağrılmıştık. 8-10 kişilik komisyon karşısında soru yağmuruna tutuldum. Sonuçta seçilen yedi kişi içine girebilmiştim.

    1980 Mayısında otobüsle Yunanistan’a ilk gidişimdi. İpsala kapısında çıkış işlemlerimizi yaptık. Meriç Nehri üzerindeki köprünün yarısı kırmızı beyaz, yarısı mavi beyazdı. Ortasında iki ülkenin nöbetçi askerlerini geçtikten sonra otobüsümüz yolun üzerinde özellikle yapılmış su birikintisinden geçtiğini gördüm. Bu ne demek oluyor diye merakla bir soydaş yol arkadaşa sordum. Taşıtlar ilaçlı su havuzundan geçirilerek tekerlekler dezenfekte ediliyormuş. Bizim tarafta böyle bir uygulama yoktu.

     Önce için için çok öfkelenmiş, bizi aşağılayan bir uygulama diye aklımdan geçirmiştim. Sonra sakin düşününce doğru bir uygulama dedim. Yapılan iş bana göre mantıklı idi. Şimdi virüs salgın günlerini yaşarken  hatırladım. Bizim ülkemiz de böyle olası salgınlara  karşı önceden önlem alsa iyi olmaz mı? Türkiye’nin pek çok sınır kapısı var.

                                                                 ****

    Zaman zaman yurt dışı gurup gezilerine katıldık. Son gezimiz geçen yıl haziran ayında Bulgaristan- Romanya gezisiydi. Otobüsle yaptığımız gezi Kapıkule’den çıkış, Bulgaristan şehirleri başta Sofya, görülecek yerler, sonra Romanya’nın görülecek yerleri Bükreş, Varna, Burgaz ve dönüşte Hamzabeyli Gümrük kapısında yurda dönüş yaptık.

     Ben bu tür gezilerde yolculuk esnasında kesinlikle uyumam. Yol güzergahında görebileceğim her şeyi kaçırmamaya uğraşırım. Yolları, köyleri, tarlalardaki ekilişleri, bitki örtüsünü, kentleri, sanayi kuruluşlarını, araç modellerini, parkları, meydanları, müzeleri, ibadet yerlerini, sanat yapılarını, tarihi eserleri, vb. her şeyi görmeye çaba gösteririm.

     Son gezimizde gördük ki, Bulgaristan’da ekili olmayan bir adım boş tarla yoktu. Her yer halı gibi işlenmiş. Üç temel ekiliş vardı. Günebakan, mısır, buğday hem de 150-200 dönüm büyüklüğünde tarlalardı. Üretim istatistiklerine bakmadım ama,  günebakan üretimi bizden fazla olabilir küçücük ülkenin.

    Her taraf yemyeşil ormanlarla kaplıydı. Balta ile kesilmiş bir ağaç değil, bir dal bile görmedim. Sofya’nın her yeri devasa ıhlamur ağaçları ile doluydu. Tam çiçek açtıkları zamandı herhalde, ıhlamur çiçeği kokuları içinde gezdik başkenti.

                                                              ****

     Romanya da aynı şekilde her yer ekili, her yer yemyeşildi. Kentler, yol kenarları temizdi. Tarihi ve turistik yerler bakımlıydı. Parkları düzenliydi. Yurda dönüşte Trakya’da bile bomboş tarlaları, birde bölüne bölüne parsel halindeki tarlacıkları görünce insan üzülüyor.

     Her ülkede tavuk üretim çiftlikleri vardır. Bizden az veya çok. Avrupa’da pek çok ülke gördük. Hiçbir yerde tavuk çiftliği benzeri yapılar görmedim. Demek ki yollardan, yerleşim yerlerinden uzaklara yapılmış olabilir. Bizde ise Bandırma’dan İzmir’e yönünde  yola çıkan biri  gözlemleyebilir, Manisa’ya kadar her yer tavuk kümesi ve tavuk kokusu sarmış çevreyi.

     Sağlığımızın önemini, yaşamakta olduğumuz salgında iyice öğrendik. Sağlığımızı bozacak hiçbir iş ve eyleme, yatırıma izin verilmemeli, hoşgörü göstermemeliyiz. 

     Yerleşim merkezlerinin yakınında sağlığımızı tehdit edecek sanayi kuruluşları, hayvan çiftlikleri, kümesler yapılmamalıdır.

 Akarsularımıza, göl ve denizlerimize kirlilik yapacak atık boşaltılması önlenmelidir.

 Ormanlarımız korunmalı, yeni ağaçlandırma çalışmalarına hız verilmelidir.

  Gıda imalatı ve satışı hijyen yönünden sıkı bir biçimde denetlenmelidir. Lokantalar, pastaneler, kahveler, gazinolar, lokallerde sık sık sağlık denetimi yapılmalıdır. Bu yerlerde çalışanlar sağlıklı olmalıdır.

     İşin şakası yok. Korona geçer, başka bir salgın gelebilir. Sağlıklı ve temiz bir çevreyi oluşturmalıyız. Doğayı hor kullanıyoruz. Doğaya yapılan her kötülük, bizim sağlığımızı bozar. El, yüz, ağız, burun ve giysi temizliğinin ne kadar önemli olduğu belleklere iyice yerleşmeli.

                                                                  ****

     Gıda ürünlerinde doğal, organik besin bulmak oldukça güç. Bazı ürünlerde çok sahtecilik yapılıyor. Sıvı yağlar, bal, peynir, tereyağ vb. gıdaların nitelikleri etiketinde doğru bilgi verilmelidir. Tüketiciyi sağlık yönünden koruyucu önlemler yetkililer tarafından alınmalıdır. Koruyucu sağlık hizmetlerinin başında bu olmalıdır.

                                                                  ****

    Bir ayı geçen zamandır evlerimize kapalıyız. Televizyonlarda bilim insanları konuşuyor. Önceki zamanlardaki nöbetçi yandaş konuşmacılar, din pazarlamacıları, otçular, muskacılar, alternatif tıpçılar yok oldu. Herkes bilime sığındı. Bilimden imdat bekliyor. Olması gereken de işte budur. Salgını önlemek için aşı beklentisi için, gözler Hıristiyan Batı’ya, Komünist Küba’ya  kadar İslam dünyası dışına çevrilmiştir.  

     Bakalım tüm insanlığın beklediği o ses nereden gelecek. Dilerim Türk bilim insanları bu başarıyı gösterir.

     Hoşça kalın…..Sağlıklı kalın...


Bu yazı 170 defa okundu.


Yorumlar


Ad Soyad E-Mail
GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR ARŞİV

KONUMUMUZ

Altıeylül / Balıkesir
MND Ajans
©2020 | Tüm Hakları Saklıdır
MND Ajans