ANASAYFA GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR VATANDAŞ DİYOR Kİ KURULUŞ İLETİŞİM

05.05.2020

O GÜNLERİN ANKARASI-1920 (1)

Yüzüncü kuruluş yılını kutladığımız TBMM’in hangi koşullarda ve ortamda temelinin atıldığı, yeni kuşaklarca pek bilinmez, bilinse bile pek hatırlanmak istenmez. Hele hele onun kuruluşunun anlamı üzerinde pek fazla durulmaz. Bu yazının amacı kısa bir özetle bu anıları yeniden tazelemektir.
O yıllarda bu bozkır ortasındaki şehirde uygarlığın hemen hiç bir konforundan yararlanma olanağı bulunmamaktadır. Insanlar sürekli olarak toz fırtınalarıyla uğraşmaktadır. Şehrin içi de dışı da ağaçsızdır, bozkırdır. Bölgede sıtma kol gezmektedir. (Araz, 137 -141). Ankara’nın nüfusu 1919’da 20- 22.000 civarındadır. Eski Osmanlı coğrafyasında Ankara “dışarıdan kasvetli bir görünüşü olan balı ve tiftik keçisi ile meşhur olan” bir kenttir.
1920’lerde kentte elektrik yoktur. Mum, gaz lambası, karpit lambası var olan aydınlanma araçlarıdır.
Isınma tandır, mangal ve soba iledir. Çoğunda odun yakılır. Köylerde çoğu kez tezek kullanılır. Kentte bir merkez içme suyu sistemi yoktur. Evlerde kuyu suyu ya da mahalle çeşmesinden getirilen su kullanılmaktadır. Yıkanma çok eziyetlidir. Gusulhane denen odalarda , akar su olmadığından kova ile getirilen , çoğu kez odun ateşinde ısıtılmış su ve kuyudan çekilmiş soğuk su kullanılmaktadır. Bu nedenle çarşı hamamları , bulunduğu yerlerde, hala revaçtadır. Çamaşır yıkama ya evlerde bu sularla fakat çoğu kez nehir ve dere kıyılarında, sabun olmadığından , kil ile ve tokaçla dövülerek yapılmaktadır. Evin içinde tuvalet yoktur. Tuvalet bahçededir. Kanalizasyon yok gibidir. Septik çukur kullanılmaktadır.
Şehir dışı yolların çoğu topraktır. Çok az çakıl taşı ile kaplı şose yol vardır. Şehir içi yollar kaldırım taşı ile kaplıdır fakat düzgün değildir. Evler biribirine yaslanmıştır. Eskidir. En çok iki katlı ve ahşaptır. Çok az villa denebilecek nitelikte ev bulunmaktadır. Toplu taşmacılık kavramı Ankara’ya gelmemiştir.
Ulaşımda at ve merkep kullanılmaktadır. Buna ek kent dışında, öküzlerin çektiği kağnı arabası, şehir içinde yaylı, körük, landon gibi at arabaları ve fayton kullanılmaktadır.
Yalnız vali, defterdar, ve jandarma komutanının telefonu vardır. Başka hiç kimsede telefon yoktur.
Vali İstanbul’la konuşmak istediğinde , telgrafhane’den telgrafla iletişim sağlayabilmektedir.
Otomobil, kamyon,ve tramvay yoktur.
Mustafa Kemal, kendi deyimiyle “ her türlü rütbe ve mansıptan mahrum, yalnız şevkat ve civanmertliğine güvendiği , bitmez feyz ve kudret kaynağından ilham ve kuvvet aldığı milletine dayanarak” 27 Aralık 1919’da, güneşli, karlı ve soğuk bir günde , Heyet-i Temsiliye ile birlikte, Amasya buluşmasından, Sivas ve Erzurum Kongreleri’nden sonra, Ankara’ya geldi. Heyet-i Temsiliye Mustafa Kemal (Başkan), Hüseyin Rauf Orbay, Mazhar Müfit Kansu, Süreyya Yiğit, Cevat Abbas,
Hüsrev Gerede, Refik Saydam ve Hakkı Behiç’ten kurulu idi. Ankaralılar onu ve arkadaşlarını sıcak ve coşkulu bir şekilde karşıladı. 


Bu yazı 79 defa okundu.


Yorumlar


Ad Soyad E-Mail
GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR ARŞİV

KONUMUMUZ

Altıeylül / Balıkesir
MND Ajans
©2020 | Tüm Hakları Saklıdır
MND Ajans