ANASAYFA GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR KURULUŞ İLETİŞİM

13.05.2020

EYVAH; YİNE DARBE OLACAKMIŞ!

Hem de darbeyi CHP yapacakmış! Nasıl mı derseniz? Herhalde son yerel seçimlerde kazandığı 11 büyükşehir belediyesinin ‘Zabıta’ güçleriyle yapacaklar!
Evet bu ülke darbelerden çok çekti. Türkiye’nin darbe tarihi oldukça zengin, hatta denir ki Türkiye’de her on yılda bir darbe olur. Bizimde yaşımız gereği 12 Eylül darbesini, 28 Şubat post modern darbesini, 27 Nisan E bildirgesini ve tabi son, hain FETÖ darbesini gördük. Diğerlerini de yazılı tarihten okuduk. Ve tabi Türkiye’de herkesin kendine göre darbe edebiyatı yaptığı için ortalama her vatandaşın darbe literatürü oldukça geniştir.
Bugün ülkeyi 18 yıldır yöneten, iktidarda en çok darbe edebiyatı yapan ama an çokta ülkeyi yönetenlerdir. Sürekli darbeden şikâyet edenlerin ülkeyi en çok yönetmesi de oldukça manidar olmalıdır. Ve bu iktidar artık, bu ülkede darbelere son vermek için anayasal değişiklikler yaparak artık darbelere son veriyoruz diyeli çok oldu. 14 yıl tek başına yönettikten sonra da kendi yönetiminde, kendi yola çıktıkları tarafından darbeye maruz kalması da oldukça anlamlı sayılmalıdır.
18 yıl ülkeyi aralıksız yönetip sürekli darbe korkusu salmak herhalde iktidarda kalmanın bir aracı olsa gerek. Demek ki, darbelere son vermek için yapılan anayasal değişiklikler bile darbe korkusunu veya darbe sömürüsünü ortadan kaldırmıyormuş.
Ve sürekli darbeleri yapmakla, darbelerin arkasında durmakla suçlanan CHP’nin 1960’tan sonra İsmet İnönü Başbakanlığında kurulan (CHP-AP) ilk kısa koalisyon ve 12 Mart muhtırasından sonra Nihat Erim hükümeti dışında 60 yıldır iktidar olmamıştır. Darbelerin CHP’ye yaradığı iddiaları, darbelerden sonra kimlerin ülkeyi yönetmiş olması da anlamlı ve izaha muhtaç.
Ve yine denir ki CHP iktidarda olmasa bile CHP’nin devlet içindeki yapılanması, kurumlardaki gücü ve kurumların devlet içindeki etkinliği CHP’yi sürekli iktidarda tutuyor.
Tam öyle olmasa bile hadi diyelim ki 2002’ye kadar öyleydi veya 2010 yılına kadar diyelim. 18 yıldır iktidarda olan AKP başta TSK olmak üzere o hep dedikleri devletin derin yapısını en ücra noktasına kadar ele geçirip, devlet ve kurumlara hakim olmadı mı? Kozmik odaya FETÖ’nün girmesine bile göz yummadı mı?
Darbeyi yapacak olan silahlı; TSK ve Emniyet güçleri AKP’nin kontrolünde. Darbe psikolojik alt yapısını oluşturacak basın ve iletişim araçlarının yüzde 99’u. Darbeye finansman sağlayacak sermayenin çok büyük kısmı. Darbe olduktan sonra sokağa çıkacak sivil güçler ve birçok alan AKP’nin kontrolünde değil mi?
Şimdi bu darbeyi kim yapacak?
Halka ekmek dağıtmasına bile izin verilmeyen CHP’li belediyelerin zabıta güçleri mi!?
Düzenli olarak Sarayda ağırlanan muhtarlar mı!?
 

GÜNDEM EKONOMİ VE VİRÜS SALGINI DEĞİL
Gündem DARBE!
Ne olmuş? CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel Mecliste yaptığı konuşmada ‘’Saray rejiminin sonu geliyor. O son Atatürk’ün kemiklerini sızlatacak bütün bu atamaların, bütün bu liyakatsizliklerin (Türk Tarih Kurumu Başkanlığı’na Ensar Vakfı Afyonkarahisar Yönetim Kurulu üyesi Prof. Dr. Ahmet Yaramış Erdoğan tarafından atanmıştı ya) de sonunu getirecek’’ demiş.
İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu ‘’…önümüzdeki seçimde bir erken seçimle veya başka bir şekilde bu ülkenin, gerçekten halkın gözü açıldı… Şöyle söyleyeyim bir iktidar değişikliğine hatta ben size daha ileri bir şey söyleyeyim iktidar değişikliğine gidişatı görüyorum ve böyle olacağına inanıyorum. İşimiz kolay değil ama ancak böylesi bir yönetim anlayışı, iktidar değişimi ve yeniden sistem değişikliği ile bu yaralarımızı, bu hasarlarımızı tedavi edebileceğimizi görüyorum’’ demiş (bu arada Canan hanımın açıklaması sorunlu, siyasete aynı yerden bakmıyoruz, birçok konunda aynı düşüncede değiliz).
Bu iki söylem üzerinden günlerdir darbe tartışması sürüyor. Neymiş efendim bu söylemler darbe çağrısıymış. Bu söylemlerin içindeki; Saray rejimi gidecek, bir erken seçimle veya zamanında yapılacak bir seçimle, sistem değişikliğine gidişatı görüyorum demek darbe çağrısı olsa bile (ki bize göre öyle değil).
Bu çağrı kime, bu çağrıya kim uyarak darbe yapacak. TSK, MİT, Emniyet, Yargı, Basın, sermaye, sendikalar, STK, hepsi kontrolünüz altında değil mi?
Kaldı ki bu söylemlerin hiçbirinde darbeyi çağrıştıracak bir söylem yok. Saray rejimi gidecek demek, sistem değişikliğini savunmak nasıl bir darbe çağrısı olabilir anlamak mümkün değil.
Olsa olsa, ya darbeden medet umanlar ya da darbe söylemleri üzerinden gündem değiştirerek ekonomideki olumsuzlukların, toplumsal sorunların üzerini örtmek için ‘sanal’ gündem yaratmak isteyenler için bulunmaz fırsat olabilir.
Vallaha çok enteresan yıllardır darbe mağduriyeti edebiyatı yapmak ve yıllardır ülkeyi yönetmek; iyi iş!
Birde şu var, madem birileri darbe yapmak istiyor; ülkeyi tüm haşmetinizle siz yönetmiyor musunuz, darbe çığırtkanlığı yerine darbeye mani olun.

 


Bu yazı 29 defa okundu.


Yorumlar


Ad Soyad E-Mail
Röportajlar
GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR ARŞİV

WHATSAPP HATTI

0 533 792 29 72

KONUMUMUZ

Altıeylül / Balıkesir

MAİL ATIN

bilgi@balikesiryenihaber.com
MND Ajans
©2020 | Tüm Hakları Saklıdır
MND Ajans