ANASAYFA GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR KURULUŞ KÜNYE İLETİŞİM

16.06.2020

YAVRU CEYLANLA YAVRU ASLAN

   Bir varmış, bir yokmuş. Yemyeşil çimenlerin, bin bir renkli çiçeklerin süslediği, uçsuz bucaksız kırlarda, bir ceylan yavrusu ile bir aslan yavrusu buluşmuşlar. Bütün çocuklar gibi başlamışlar oynamaya. Öyle sevmişler ki birbirlerini, bir daha ayrılamamışlar. Yuvarlanmışlar çimenlerin üzerinde, tepelere tırmanmışlar. Susamışlar, dereden kana kana su içmişler.  Derken acıkmışlar. Ceylan yavrusu taze çimenlerden yemiş, karnını doyurmuş. Ama aslan yavrusu ot yiyememiş. Arkadaşı ceylan yavrusunu da yemeye kıyamamış.
  Ceylan yavrusu da onun aç kalmasına dayanamamış. Başlamış yalvarmaya:
  -“Sana yiyecek arayalım, ne olur!”
   Tekrar başlamışlar güreşmeye, birbirlerini kovalamaya. Oyun çok tatlı gelmiş, açlığı unutmuşlar. İkisinin de anneleri, onları aramaya çıkmış.
   Yavrularının birbiriyle oynadığını görmüşler. Anne ceylan korkuyla yavrusunu çağırmış yanına. Alıp yuvasına götürmüş.
“ Bak, demiş yavrusuna anne ceylan. Oynadığın bizi yiyen bir aslan yavrusudur. Sakın bir daha onunla oynama!”
Ceylan yavrusu “olur” demiş ama çok sevdiği arkadaşından ayrılmaya gönlü razı olmamış.
  Anne aslan da yavrusunu çok sert azarlamış:
“ Bak açlıktan bitkin düşmüşsün. Oynadığın tam bizim sevdiğimiz yiyecektir. Neden onu yemiyorsun?”
   Yavru aslan boynunu eğmiş annesini dinlerken. Çok sevdiği arkadaşını üzgün üzgün düşünmüş. Ertesi gün yine onu görme ümidini yüreğinde duyuyormuş. Sevgi, yüreğini o kadar ısıtmış ki arkadaşını yemeyi asla düşünemiyormuş. İkisi de ertesi günü özlemle beklemişler. Sabah olmuş. Güneş
altın ışıkları ile bu cennet kırları yine sımsıcak ısıtmış. İnsanlar tarlalarına, hayvanlar ormana dağılmış. Çiçekler tüm güzelliği ile açmışlar. Dereler daha
şen şarkılarını söylemişler. Gümüş sular her bir taşa çarptıkça yeni yeni nağmeler havaya yükseliyormuş.
   Bizim ceylan yavrusu ile aslan yavrusu, annelerinin sözlerini unutup buluşmak için koşmuşlar. Birbirlerine sarılıp yerlerde yuvarlanmışlar,
güreşmişler. Kovalamaca oynayarak derede sulara gömülmüşler. Yorulmuşlar.
   Ceylan yavrusu dere kenarındaki taze çimenlerden yemiş. Sonra yere uzanmışlar. Annelerinin sözlerini birbirlerine anlatmışlar. İkisi de çok üzülmüşler. Şöyle demişler:
“ Oysa burada ne kadar mutluyuz. Ne olur sonsuza kadar hiç ayrılmadan burada birlikte yaşasak.”
   Aslan yavrusu acıktı diye ceylan yavrusu dayanamamış:
“ İstersen beni yiyebilirsin. Benim yüzümden aç kalmana dayanamam.
Seni o kadar çok seviyorum ki.” Aslan yavrusu arkadaşının boynuna sarılmış:
“ Seni nasıl yerim? Keşke benim de soyum senin gibi bu yeşil otlarla beslenebilseydi. Seninle hiç ayrılmadan böyle yıllarca dost yaşayabilseydik,” demiş.
   Bütün bunları unutup başlamışlar yeniden oynamaya. Yine akşam olmuş.
   Bu kez ayrılmak istememişler. Annelerinin onları ayıracağını hissettikleri için birbirlerine sarılıp tanrıya yalvarmışlar.
   Tanrı bu sevgiyi yok etmek istememiş. İkisini de oyuncak haline getirmiş.
   Melekler de götürüp bir çocuğun masasına bırakmışlar. Sabahleyin uyanan çocuk, masadaki ceylanla aslanı birbirlerine sarılmış buluvermesin mi? Bu armağana çok sevinmiş. Böylece yavru ceylanla yavru aslan sonsuza kadar hiç ayrılmadan yaşamışlar. Büyük sevgileri onları ayrılmaz yapmış. Hem de bir çocuğun kalbinde yerleşmişler. Sevgileri daha da artmış.

Bu yazı 193 defa okundu.


Yorumlar


Ad Soyad E-Mail
GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR ARŞİV

KONUMUMUZ

Altıeylül / Balıkesir
MND Ajans
©2020 | Tüm Hakları Saklıdır
MND Ajans