ANASAYFA GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR KURULUŞ KÜNYE İLETİŞİM

22.06.2020

YAŞAMDAN SEVİNÇ YARATANLAR

   Bugün Çağlayan bizi, sevimli arabasıyla Götsiz (götsis) yakınlarındaki bir baraj gölüne götürüyor. Alp Dağları'nın her tepesini aştığımızda gökyüzüne doğru biraz daha yükseldiğimiz duygusuna kapılıyoruz. Yollar çok güzel. Bazen derin vadilerin kenarlarından geçiyoruz. Çevremiz çam ormanlarıyla kaplı. Bir ağaç denizinde yüzdüğümüzü sanıyorum.
Çam ağaçlarının arasından metrelerce uzayan çavlanlar görüyoruz. Alplerin karlı tepelerinden gelen buz gibi billûr sular... Metrelerce aşağılarda, vadinin dibinde kayaların üzerinden
atlayarak, sürekli su sesinden bir senfoni oluşturuyor. Bu coşkun akışlı Alp derelerinin biri bitmeden biri karşımıza çıkıyor.
   Teleferiğin bulunduğu alandan yukarıya patika yollardan, tam iki saat süren bir dağ tırmanışı yapıyoruz. Tırmanırken her önümüze çıkan çavlandan, elimizi kayalara dayayıp su
içiyoruz. Temmuz ayında karlı sulardan içmek, hele zorlu bir dağ yürüyüşü sırasındaysa, doyulmaz bir ferahlık veriyor. Teleferik vagonları, durmadan yukarıya, aşağıya turistleri taşıyor. Bizim gibi tırmanmayı seçenlerle şakalaşıp, selamlaşıyoruz. Serin bir dağ havası ciğerlerimize doluyor. Uçma ve yücelme duyguları arasında baraj gölüne ulaşıyoruz.
   Geniş bir çayırın hemen önünde baraj ve arkasında firuze renkli bir Alp gölü... Gölün doğu kıyılarını karlı tepeleri ile İsviçre Alpleri çevrelemiş. İşte bu kar suları, 1947'den beri
barajın türbinlerine enerji yüklüyor ve elektrik üretiliyor.
   Renkli balonlar gibi her yaştan çocuklar, gençler gölün çevresinde koşuyor, gülüyor ve spor yapıyor. Güneşin sımsıcak ısıttığı gazino teraslarını neşeli insanlar doldurmuş. Biz de
hemen güneşli bir masa bulmaya çalıştık. Yorgunluğumuzu ve biraz da açlığımızı gidermek için bir masaya yerleştik. Ne yiyeceğimize karar vermeye çalışırken, güleç ve temiz yüzlü bir
genç yaklaştı.
   “Buyurun, ne istersiniz?” Kulaklarımız ummadığımız bir yerde Türkçe duymanın sevinci içinde birbirimize baktık.
   Halil'le aramızda kısa sürede sıcak bir söyleşme başladı. Malatya'nın köylerinden Avusturya'ya çalışmaya geldiklerini öğreniyoruz, iki kardeş, eşleri ve yetişkin dört çocukları ile burada tam bir aile işletmesi kurmuşlar. Dil sorununu çözmüşler ve uyum sağlamışlar. Tek sorun, kentten uzak yaşıyor olmaları.
   Kahvelerimizi getirirken:
   “Biz burada memleket usulü mercimek çorbası da yapıyoruz. İsterseniz getireyim. Son aylarda gelenler beğeniyor.”
   Eşimin yüzünde güller açtı:
   “Gurbette memleketin maydanozu bile aranır oğlum! Getir mercimek çorbasını, getir!”
   Çevremizdeki masalardan neşeli kahkahalar yükseliyor... Gölün ve dağların güzelliği, çevrenin büyüleyici etkisiyle herkes gülüyor, şakalaşıyor, tatlı tatlı söyleşiyor...
   Gölün çevresini dolaşmayı bitirenler, masalarda pastalarını iştahla yiyip, kahvelerini içiyor. Onlar kalkınca, yeniden, neşeli bir grup yerlerini alıyor. Çocuklar ve gençler sürekli
koşuşturma ve hareket içindeler. Hatta ayakta yiyip içiyorlar. Aslında çok uzun oturmak istemiyor kimse; görülecek güzellikleri kaçırmak olmaz!
   Kızım, güneşin karlı tepelerdeki ışık oyununu fotoğrafla görüntülemeye çalışıyor.
Yorgunluğumuz hafifler hafiflemez biz de kendimizi barajın yürüyüş yollarına attık. Çevrede geniş teraslar, yemyeşil Alp çayırları ile kaplı. Sarı düğün çiçekleri ve adını bilmediğim
pembe, eflâtun, beyaz, mavi Alp çiçekleri rüzgârda nazlı nazlı salınıyor. Yemyeşil çimenler de öyle. Burada Alp çiçekleri korunuyor. Nesli tükenmesin diye... Arabayla gelirken, uğradığımız duraklarda, tablolar halinde asılmış, resimlerini ve gerekli açıklamaları görmüştük. Bilgilendirerek, dağ çiçeklerini korumayı amaçlamışlar.
   Çimenlerin, çiçeklerin, dağların ruhu açan dinlendirici kokusu, güzelliğin dışında hiç bir şey düşündürmüyor. Yüreğimizden İsviçre tepelerindeki bembeyaz karlara, gölün billûr
sularına, Alp çiçeklerinin baygın kokusuna binlerce sevgi yollayıp teleferiğe biniyoruz.
   Baraj gölü, tepeler arasında kaldığı için biz asıl teleferikte görebiliyoruz ovayı. Çevresi Alp tepeleri ve sıraları ile çevrelenmiş, teraslar halinde nehir vadisine inen çok geniş
bir ova. Yine bütün ova ve çevre dağlar, çam ormanları ile kaplı. Yer yer Alp çayırları açık yeşil bir süsleme yapıyor gözümüzün önündeki tabloda. Biz, iki bin beş yüz metre yüksekten
teleferik istasyonuna ininceye kadar, bu güzel ovayı seyre dalıyoruz. Kuş bakışı, bütün fabrikaları, otelleri, yolları ve kentleri görüyoruz. Ovanın ortasından nehir vadisine paralel
pırıl pırıl bir demir yolu üzerinde sevimli vagonları ile gidip-gelen trenler... İşte, bu barajda üretilen elektrik, uçsuz bucaksız ovayı aydınlatıyor, fabrikaları çalıştırıyor, turistik binlerce
oteli yaşam yuvasına çeviriyor. Teleferikler ve telesiyejler, tepelere sürekli turist taşıyor.

Bu yazı 228 defa okundu.


Yorumlar


Ad Soyad E-Mail
GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR ARŞİV

KONUMUMUZ

Altıeylül / Balıkesir
MND Ajans
©2020 | Tüm Hakları Saklıdır
MND Ajans