ANASAYFA GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR KURULUŞ KÜNYE İLETİŞİM

24.06.2020

YELKEN YARIŞLARI NASIL BAŞLADI?

   Bizim sokağın çocukları hep birlikte yeni kurulan yelken kulübüne üye olduk.
   Sokağımız körfezin en güzel yerindeydi. Rüzgâr hızı uygun olunca küçük yelkenlilerimizle bir iki saat limanda dolaşmak çok zevkli oluyordu. Liman dışında,
dolaşmamıza öğreticilerimiz arada sırada izin veriyorlardı.
   Bu hafta yöneticimiz Murat Ağabey bize şöyle müjde bir verdi:
“Arkadaşlar, 1 Temmuz Kabotaj Bayramı. Yani kendi kıyılarımızda yolcu ve yük taşıma hakkını kazandığımız gündür.”
   Cahit'in babası balıkçılık yapıyor, bir de motoru var diye hemen bilmişlik tasladı:

“Benim denizci elbiselerim var Murat Ağabey. Bayrağı merasimde ben taşırım. Saçlarımı da bugün kestireceğim.”
   Murat Ağabey gülme isteğini zor tutuyor. Biz kahkahalarımızı koy verdik.
   Orkun kulağıma fısıldadı:

“Bu kahraman Cahit, deniz üstünde bayram yürüyüşü var zannediyor,” dedi.
   Ben de:
“ Bırak düş kursun. Denizci elbisesi sünnet düğününden kaldı. Şimdi küçük gelir,” dedim.
   Murat Ağabey, gülüşmeleri kibarca kesti, sözünü kaldığı yerden sürdürdü:
“ Arkadaşlar, aylardır size yelken kullanmayı öğrettim. İşte bu bayramda liman içinde ve dışında seyircilere gösteri yapma zamanı geldi.”
   Dilek bayramlarda sınıfımızı süslemeye pek düşkündür. Kâğıtlardan süsler yapar, bayraklar asar, çiçeklerle tahtayı doldurur. Hemen atıldı:

“Ben yelkenlere bayrak asar, kâğıttan kedi merdivenleri yaparım. Bugün parlak kâğıtlar alıp hazırlamalıyım.”

   Murat Ağabey çok şaşırdı. Dilek'i kırmak istemediği belliydi. Konu da iyice dağılıyordu:

“Arkadaşlar, bizim yelkenlilerimiz sizin gibi küçük biliyorsunuz. Her birine iki çocuk binebilir. Kabotaj bayramında limandaki gemiler ve tekneler tüm ülkelerin bayrakları ile donatılırlar.”
   Ben dayanamadım:
“Murat Ağabey, biz şimdiye kadar karada bayram kutlamalarına katılmıştık.
   Şimdi yelkenlilerle bayrama nasıl katılacağımızı merak ediyoruz.”
   Murat Ağabey derin bir oh çekti:
“Limanın içinde ve dışında ikili, üçlü ve beşli sıralar halinde dolaşacağız.
   Aramızdaki belli uzaklığı koruyarak tek tek limandan çıkıp, önce çember çizdikten sonra yelken kulübümüze döneceğiz.”
   Nilgün giyimine ve süsüne çok düşkündür hemen sordu:
“Bayramda ne giyeceğiz?”
   Gökhan kolumu dürttü:
“Şeker bayramında ki giysiler giyilecek. Özellikle şeker pembesi olmalı. Saçlar lüleli ve pembe kurdeleli olacak!”
   Nilgün hepsini duydu. Ağlamaya başladı.
“Murat Ağabey, Gökhan benimle alay ediyor.”
   Murat Ağbey dağılan konuyu toparlamak için:
“Yelken çalışmalarınızdaki kıyafetlerinizi giyeceksiniz,” dedi
   Bir temmuz günü geldi. Hepimiz ikişer ikişer küçük yelkenlilere bindik. Tek sıra halinde limana girdik. Limanın tüm rıhtımları iğne atsan yere düşmez durumda
görünüyordu. Bizim yelken gösterimizi duyan gelmiş, duyan gelmiş.
Gösterimiz başladı. Biz ikili, üçlü, beşli sıralar halinde gösterimizi sürdürdük.
Gösterimizin her değişiminde kıyılardan, rıhtımdan, dalgakırandan, balıkçı teknelerinden bol bol alkış sesleri yükseldi.
Balıkçı motorları bayraklarla süslüydü. Bunu gören Cahit babasının motorundakilere gösteriş yapmak için bizim minicik yelkenlimize Galatasaray bayrağı asmaz mı? Çok şaşırdım. Bunu önceden konuşmamıştık!
Ben dümenden ayrılamıyorum. Alkış sesleri gökyüzüne çıkıyor. Cahit çevreyi selamlıyor. Gökhan durur mu? O da Beşiktaş bayrağı astı. Onların yelkenlisi daha çok alkışlandı. Rıhtımda Beşiktaşlılar daha çokmuş!

   Orkun kaşla göz arasında yelkenlisine Fenerbahçe bayrağını asıverdi.
Seyircilerimiz böylece üçe ayrıldı. Seyirciler, tutmadıkları takımın bayrağını taşıyan yelkenli geçerken üstümüze ellerindeki simit, meyve ne varsa atıyorlardı. Tuttukları
takımın bayrağını taşıyan yelkenli geçerken alkışlıyor, ıslıklıyor, marşlar söylüyorlardı.
   Bizim gösterimiz tam bir festivale dönüştü. Bayrak asma işinde kızların bindiği tekneler bayraksız kalmıştı! Onlar da nereden buldukları anlaşılmaz benekli,
kelebekli, tavşanlı, civcivli, çiçekli cıvıl cıvıl eşarpları yelkenlilerine astılar...
   Rıhtımdaki kadınlar ve kızlar da onları daha çok alkışladılar… En çok alkışı onlar aldılar…
Limandan çıkar çıkmaz kızlar, karşı takımın bayrağının asılı olduğu yelkelileri çevirmeye başladılar. Alkışların etkisiyle başarı başlarını döndürmüştü. Rüzgâr arttı.
   Poyraza karşı yelken kullanıyoruz. Yelkenlilerden birkaç tanesi yan yattı. Usta yelkenciler durumu çabuk kurtardılar.
Yelken kulübümüze ulaştığımız zaman kimsenin elleri sağlam değildi! İplere asılmaktan ellerimiz parçalanmıştı.
   Murat Ağbey bizi cankurtarana doldurup hastaneye götürdü. Ellerimizi sardılar.
Hastanenin önünde bir gurup arkadaşımız bizi çiçeklerle karşıladı. Alkışlarken:
“ Yaşasın yelken savaşları gazileriii,” dediler.
   Orkun alçak sesle:
“Asıl evde başlıyor bayram. Bizi bundan sonra bir daha yelken kulübüne yollamaz ailelerimiz,” deyiverdi.

   Bizim başlarken biten yelkenciliğimiz haftalarca tartışma konumuz oldu evde ve sokağımızda… Büyüklerimiz “Daha küçüksünüz, büyüyüp güçlenince yine yelken
kulübüne katılırsınız” deyip her tartışmayı sonsuza kadar uzatacak gibi, görünüyorlardı… Ellerimizin iyileşip kapanan yaralarını da hatırlatmayı ihmal etmeden başlarını anlamlı anlamlı sallıyorlardı…

Bu yazı 193 defa okundu.


Yorumlar


Ad Soyad E-Mail
GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR ARŞİV

KONUMUMUZ

Altıeylül / Balıkesir
MND Ajans
©2020 | Tüm Hakları Saklıdır
MND Ajans