ANASAYFA GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR KURULUŞ İLETİŞİM

01.07.2020

AVM’lerdeki büyük tehlike

Hemen aklınıza, hemen her gün, hep bir ağızdan AVM karşıtlarının! AVM'leri korona merkezi gibi göstermeleri gelmesin. Her yerde korona tehlikesi ne kadarsa AVM'lerde de o kadar. Otobüs, minibüs, dolmuş, uçak, otogar, havaalanı, sınav salonlarında… olan risk oranı neyse AVM'lerde de o kadar. AVM'lerde ortak harcama giderleri kiracılardan alındığı için en üst düzeyde önlemler alınıp, temizliklerin yapıldığı, dezenfekte edildiği için belki diğer yerlerden daha az olabilir!
Hele ilçe ve semt pazaryerleri, dipdibe, vıcıkvıcık, o konuşulan tedbirlerin hiçbiri yok, temizlik dezenfekte hakgetire, maske deseniz takmayanlar olduğu gibi, takanların önemli bir kısmı kurallara uygun takmıyor, maskeler ise koruyucu özelliği olmayan hepsi birbirinden farklı; maskeli balo…
Aman AVM'lere gitmeyin!
AVM'lerin küresel kapitalizmin merkezi haline gelmesi… sayılarının bu derece çokluğu ve adım başı AVM olması tartışması ayrı bir tartışma konusu. Bu noktaya gelmeden önce planlı ‘kent' yönetim anlayışıyla ihtiyaç üzerindeki AVM'lere izin verilmeyebilirdi.
Dikkat çekmek istediğimiz esas tehlike; ekonomideki olumsuzluklarla birlikte korona etkisinin yarattığı işini kaybedecek çalışanlar, işyerini kapatacak küçük işletmelerdir.
Ve de AVM'lerin kiracılar üzerinde oluşturduğu kira baskısı.
Küresel markalar üzerinden oluşturulan karşıtlıkla bakıldığında meselenin esasının kaçırıldığı kesin. Kürsel markaların bir sıkıntısı yok. Küresel marklar kendi şartlarını istediği gibi AVM yönetimlerine kabul ettiriyor.
AVM karşıtlarının da gözden kaçırdığı esas mesele, AVM'lerde oldukça fazla olan küçük işletmelerin de olduğu. Bu küçük işletmeler kira ve ortak giderleri karşılamakta zorlanıyorlar.
Hele bu korona sürecinde bütün sektörlerin olduğu gibi AVM'ler ve hizmet sektörü koronadan payını fazlasıyla aldı. Alışverişler internet üzerinden yapıldı, kimse evinden dışarı çıkmadı. Ve halen beyaz yakalı tüketiciler dışarıda yemiyor, günlük yiyeceğini evinden getiriyor veya işyerilerinde çözümler üretiliyor.
Devlet kısa çalışma ödeneği uygulamasıyla Nisan-Mayıs-Haziran(15 günlük) aylarında işletmeleri destekledi (son alınan kararla bir ay daha uzatıldı). Yükten biran önce kurtulmak için 15 Mayıs-1 Haziran'da erken normalleşme kararı aldı. Ve bugünde itibaren artık tam normalleşmeye geçme kararı uygulamaya geçiyor.
AVM yatırımcıları derneği kira alabilmek için biran önce açılmayı kuvvetle savundu.
Haziran başından beri AVM giriş sayıları korona öncesine göre oldukça düşük. Bu konuda AVM Yatırımcıları Derneğinin açıkladığı giriş sayıları ile BMD (Birleşik Markalar Derneğinin) rakamları örtüşmüyor. BMD Başkanı Sinan Öncel'in açıklamalarına göre ziyaretçi sayısının düşüklüğü nedeniyle geçen yıl cirosunun ancak yüzde 25-30'larına ulaşılmış. AVM Yatırımcılar Derneğinin giriş sayıları gerçeği yansıtmadığı kiracıların şikâyetinden, cirolardan belli. AVM'ler Haziran ayında yüzde elli kira ve ortak giderleri istiyor. Ortak gider konularında haklı olunsa bile yüzde elli kira karşılanabilir değil. Eğer açıklanan giriş sayıları iddia edildiği gibi yüksek, cirolarda iyi ise kiralar ciro üzerinden alınsın talebinde bulunan kiracıların haklı talebine AVM'ler neden sıcak bakmıyor.
Özellikle küçük işletmeler iş yapamadığı için personel, kira, ortak gider ve diğer cari giderleri uzun süre karşılayabilmesi mümkün değil. Yakın zamanda küçük işletmelerin birer birer kapanmasıyla ekonomik, toplumsal faciaların yaşanması kaçınılmaz.
Türkiye'de yaklaşık 436 AVM, buralarda çalışan bir milyona yakın emekçi var. Aileleriyle birlikte hesap edildiğinde 4-5 milyon emekçi umudunu AVM'ye bağlamış. Bugünden önlemler alınıp, karşılıklı anlayışla kalıcı çözümler üretilmezse gelecekteki tehlike bilinenden de büyük olabilir.
BİR KÜÇÜK İŞLETME GERÇEĞİ
Daha yaşı henüz 30'unda, şairin dediği gibi yolun yarısına bile gelmemiş, 5 yıldır ticaret yapmaya çalışıyor; henüz bekar, yorulmuş, bıkmış, neredeyse yaşama azmini kaybetme noktasına gelmiş.
Milyonlarca gencimiz gibi eğitimli, üniversite mezunu. Okulu bitirdikten sonra devlette iş arayışına girmedim, girseydim de zaten olmazdı çünkü torpilim yoktu…
Bende ailenin desteğiyle küçük bir işletmeyle ticarete başladım. Devlete yük olmadığım gibi yanımda 10-12 kişiyi istihdam ediyor, ekmek veriyorum. Devlete SSK, vergi ödüyorum. Babamda ticaretle, kumaş işi ile uğraşıyordu. 2001 krizinden etkilenerek, işyerini tasfiye etti. Bende bu genç yaşımda geleceğe yönelik umutlarımı kaybettim, geleceğe dair yaşama şevkim azaldı diyor.
Devam ediyor; korona öncesi işler zaten durgundu, çarkı zor döndürüyorduk, birde korona çıktı, üç aydır işyeri kapalıydı, Haziran'da normalleşme başladı işyerlerinizi açın dediler açtık. AVM'ye kimse gelmiyor, iş güç yok. AVM yüzde elli kira, ortak gider istiyor. Elektrik, su, cari giderler, çalışanların maaşı çok zor, nereye kadar idare edebilirim bilmiyorum…
 Devletin başlattığı destek kredilerine başvuru yaptım. SSK borcum yok, vergi ödemelerimi de önceki aylarda bir iki kez geç ödemişim. Borcum falan olmadığı halde banka, siz borcunu düzenli ödeme alışkanlığı olmayan ticaret erbabı olarak size kredi tahsis edilemez dedi diyor. Bu ve buna benzer öyle çok hikaye var ki! AVM'lere sadece küresel markalar, küresel sermaye, kapitalizmin tüketim alışkanlıklarının karşılandığı yerler olarak bakmak ne kadar gerçekçi! Gidin bakın o kadar çok küçük işletme manzaraları, hayal kırıklıkları, bir umutla gelip umudunu tüketenler var ki! 
 

Bu yazı 50 defa okundu.


Yorumlar


Ad Soyad E-Mail
Röportajlar
GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR ARŞİV

WHATSAPP HATTI

0 533 792 29 72

KONUMUMUZ

Altıeylül / Balıkesir

MAİL ATIN

bilgi@balikesiryenihaber.com
MND Ajans
©2020 | Tüm Hakları Saklıdır
MND Ajans