ANASAYFA GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR KURULUŞ İLETİŞİM

30.07.2020

DİYANET İŞLERİ

   1500 yıl önce Hıristiyan ibadet yeri olarak yapılan Ayasofya Kilisesi, Osmanlı'nın İstanbul'u fethetmesi üzerine, Fatih Sultan Mehmet tarafından camiye dönüştürülmüştür. 1453'ten Cumhuriyet sonrası 1930 yılına kadar cami olarak kullanılmıştır. 1930-1935 yılları arasında restorasyona alınarak halka kapatılmıştır.
   24 Kasım 1934 tarih ve 7/1589 sayılı bakanlar kurulu kararı ile müzeye çevrilmiştir. Müze yapılma gerekçesini bazı tarihçiler, Hatay sorunu ve Montrö Boğazlar Sözleşmesi nedeniyle iyi niyet gösterisi, barış ve dostluk algısı için yapıldığını söylüyorlar.
   Vatanı kurtaran, Cumhuriyeti kuran irade, bu dünya kültür mirası yapıyı ne kilise, ne cami, orta bir yol müze olmasına karar vermiş. ‘'Yurtta barış, dünyada barış'' anlayışına ve ‘'Dinler arası diyalog'' yolunu açabilmek için bu karara varmış olabilir. Şimdiki hükümet de Van'daki Akdamar Ermeni Kilisesi'ni bu anlayışla açmıştı. Ayasofya'nın cami veya müze olmasına karar vermek bizim hükümranlık haklarımızı zedelemez diye düşünüyorum. İstanbul da bizim, Ayasofya da bizimdir.
Üstelik de Atatürk tarafından TC tapusuna‘'Ayasofya Camii Kebiri'' kaydı yazdırılmıştır. Sonsuza kadar da öyle olacaktır.
****

   Osmanlı Devleti, güçlü olduğu dönemlerden sonra, gerek kötü yönetimler gerekse dünyadaki dengelerin değişmesi ile geriledi ve devletimiz yok olma noktasına geldi.
   Padişahın ve hükümetin bulunduğu payitaht (başkent) İstanbul, ilki 13 kasım 1918, ikincisi 16 mart 1920'de resmen işgal edildi. Çok söze gerek yok. İşgal altındaki İstanbul'u ve neler yaşandığını anlatan kitapları okumak, İstanbul'un tekrar, nasıl ve ne zaman kurtarıldığını da her türlü kaynaktan okumak, öğrenmek gerekir. İstanbul'u kurtuluşun sağlandığı 6 Ekim 1923 tarihine kadar yaklaşık beş yıl süren esaretten Gazi Mustafa Kemal Paşa kurtarmıştır.
   Birinci kurtaran Fatih Sultan Mehmet ise, ikinci kurtaran Mustafa Kemal Paşa'dır.
****
   86 yıl sonra tekrar camiye dönüştürülme kararını tarihin değerlendirmesine bırakalım. Açılış töreni 24 temmuz 2020 cuma günü, cuma namazıyla yapıldı. Cuma
namazı, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş tarafından kıldırıldı. Törende Cumhurbaşkanı başta olmak üzere, bakanlar, iktidar partisi ve destekçisi parti ileri gelenleri vardı.
   Cuma hutbesinde Ali Erbaş yayınlanmış hutbenin de dışına çıkarak Atatürk'e ve 1934 kararına imza koymuş tüm devlet yöneticilerimize hakaret etti. Söylediği sözleri
şimdi burada tekrar etmeyeceğim. Defalarca dinlediniz.

   Diyanet İşleri Başkanı'na dua yakışır. İşi dua etmektir.
Ülkemizin kurtuluşunu sağlayan, bizi Cumhuriyete kavuşturan, Diyanet İşleri'ni kuran kişinin, Atatürk'ün adı bile anılmadı, bir teşekkür bile edilmedi. Buna karşılık
beddua benzeri sözler edildi. Toplumun yüzde sekseni- doksanını incittiniz. İnsanları dininden, diyanetinde soğutacaksınız. Sizin göreviniz bu olmasa gerek. Diyanet İşlerine bu yakışmamıştır. Çıkıp özür dileyiniz ve istifa ederek bu kutsal görevi bırakınız.
****
   Türkçe Dilbilgisinde fiil (eylem) zamanları vardır.
‘'çarpar, yakar, alır, gelir, gider……'' burada geniş zaman kipleri, ekleri kullanılmıştır. Her zamanı kapsar. Örneğin; ‘' Babam akşamları eve gelir, koltuğuna oturur, gazetesini açar, hem okur hem dinlenir.'' Ne zaman? Her zaman. Geçmişte de, şimdi de gelecekte de yapar bu eylemleri.
   Şimdi ‘' Ben geçmişi değil, geleceğe yönelik söyledim. Görevimi yaptım'' diyorsunuz. Biz kime söylediğinizi ve neyi kastettiğinizi anladık. Çok incindik, çok üzgünüz. Görevinizin dışına çıktınız. Özür bekliyoruz.
   Toplumu ayrıştıran değil, birleştiren kucaklayan bir Diyanet İşleri Başkanı'na ihtiyaç var.

Bu yazı 114 defa okundu.


Yorumlar


Ad Soyad E-Mail
Röportajlar
GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR ARŞİV

WHATSAPP HATTI

0 533 792 29 72

KONUMUMUZ

Altıeylül / Balıkesir

MAİL ATIN

bilgi@balikesiryenihaber.com
MND Ajans
©2020 | Tüm Hakları Saklıdır
MND Ajans