ANASAYFA GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR KURULUŞ KÜNYE İLETİŞİM

13.08.2020

SİYASETTE İKİ KANAL (1)

Siyasi partiler demokrasinin vazgeçilmez unsurlarıdır. Ülkenin yönetimi, ya kral, padişah yönetiminde monarşi ile, ya da halkın
seçtiği temsilciler eliyle demokrasi ile sağlanır.
   Ülkemizde ve dünyada halkın söz ve kararına dayalı, halk egemenliği olan demokrasi en iyi yönetim biçimi olduğuna göre, demokrasiyi korumak, geliştirmek ve ilerletmek için siyasal çaba göstermeliyiz.
   Monarşilerde siyasi mücadele ya hiç yapılamaz, ya da çok kısıtlıdır. Halk egemenliğinin olduğu cumhuriyet ve demokrasi olan
rejimlerde demokratik mücadele yapılabilir. Bir ülkede demokrasi olabilmesi için, çok partili siyasi yaşam ve eşit koşullarda seçim olması gerekir. Sadece bu da yeterli olmaz. Düşünce ve kanaat özgürlüğü, örgütlenme özgürlüğü, haberleşme özgürlüğü, basın özgürlüğü vb. gibi temel özgürlüklerin tam olması gerekiyor.
   Demokrasinin birçok tanımı vardır. Benim en beğendiğim ‘' en az kusurlu rejimdir ‘' tanımıdır. Zaman zaman demokrasinin de
bazı sorunları çözmede sıkıntıya düştüğü oluyor. Burada en az kusurları gidermek için çalışmalıyız.
   Demokrasiyi, siyaseti kötüleyenler kendi bireysel ve sınıfsal çıkarları için, meydan kendilerine kalsın diye böyle konuşurlar.

‘' Yönetmekten uzak durursan, seni yönetirler.''
****

   İki yüz yıl önce Avrupa ilerleme sürecinde iken, Osmanlı gerilemekteydi. Aydınlar, yurtseverler, eğitim için Avrupa'ya giden öğrenciler kendi ülkemiz ile gördükleri ülke arasındaki farkları sorgulamaya başladılar. Örgütlenip gazete, dergi çıkararak görüşlerini açıklamaya, yaymaya başladılar. Bu yurtsever gençlere
‘'Genç Osmanlılar'' diğer adıyla ‘' Jön Türkler ‘' denilmeye başlandı.
   Jön Türkler'in bazı talepleri karşısında padişah, saltanat, saray çevreleri ‘' Nereden çıktı bu gavur icatları?'' diyen dinci ve muhafazakar çevreleri de yanlarına alarak karşı durdular.
   Böylece yaklaşık 150 yıl önce ilk demokrasi mücadelesi başlamış oldu.
   Osmanlı'da geri gidişi ve çöküşü önlemek için ;
   1808 Senedi İttifak, Padişah ll. Mahmut ile ayanlar arasında imzalandı. Bunda padişahın yetkileri sınırlandırılıyordu.
   1839 Tanzimat Fermanı ile devlet örgütü yeniden düzenleniyor, tanzim ediliyordu.
   1856 Islahat Fermanı ile Müslim, gayri Müslim halk kanun önünde eşit olduğu kabul ediliyordu.

   1876 Mithat Paşa ve pek çok aydının çabalarıyla Kanun-i Esasi (İlk Anayasa) hazırlandı ve l. Meşrutiyet ilan edildi. Fakat Osmanlı- Rus Savaşı nedeniyle padişah ll. Abdülhamit meclisi kapattı ve meşrutiyete son verdi. 1908'e kadar otuz yıl ülkeyi tek adam olarak idare etti.
   Meşrutiyeti yeniden kurmak amaçlı birçok dernek ve cemiyetler kuruldu. En önemlisi İttihat ve Terakki (birlik ve ilerleme)
Cemiyeti'dir. Bu cemiyetin mücadelesi sonucunda;
1908 yılında ll. Meşrutiyet ilan edildi. Meclis yeniden açıldı.
   Meşrutiyet yönetiminde, son söz ve karar padişahın olmakla birlikte, yetkilerin önemli bir kısmı meclis tarafından kullanıldığı
için, mutlakıyete (tek adam yönetimine) göre daha ilerici, daha demokratiktir.
Meşrutiyet isteyen İttihat ve Terakki Cemiyeti'ne karşılık, dinci, hilafetçi, padişahçı çevreler de Hürriyet ve İtilaf Cemiyeti'ni (partisini) kurdular.
   Kötüye gidiş durdurulamadı. Osmanlı l. Dünya Savaşı sonunda bitmiş, çökmüştü. Padişah ve İstanbul Hükümeti çaresizlik içinde emperyalist- sömürgeci ülkelere sığındı.
   Özellikle işgal edilen yörelerden başlayan, köyünü kasabasını düşmana karşı koruyan milis güçleri daha bir örgütlenerek Kuvayı Milliye'ye ve tüm yurdu savunan Anadolu ve Rumeli Müdafa-i Hukuk Cemiyeti'ne dönüştü. İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin üyelerinin büyük çoğunluğu bu yurt savunmasında görev aldı.

   1920 Nisan 23'ünde Ankara'da ilk Büyük Millet Meclisi toplandı.
   1921 İlk Anayasa yapıldı.
   Kurtuluş Savaşı bu örgütün öncülüğünde verilirken, Padişah ve Saray çevreleri, muhafazakar ve dinci kesimler, Kuva-i İnzibatiye ile Şeyhülislamı ile Çerkez Etem'i ile Anzavur Ahmet'i ile diğer isyanlarla ; vatanı kurtarmaya çalışan Kuva-i Milliye'ye, Mustafa Kemal'e karşı durdular. Ankara'da Mustafa Kemal'in öncülüğünde ilk Meclis toplandı.
   Kısa sürede iki gurup oluştu. M. Kemal gibi düşünenler 1.gurubu, saltanat ve hilafet yanlısı muhafazakarlar 2. Gurubu oluşturdular.
   M. Kemal Halk Fırkası'nı 1. gurup içinden kurdu. Bir süre sonra 2. gurup da Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nı kurdular.
Cumhuriyet kurulduktan sonra kurucu önderlerimiz başta Mustafa Kemal çok partili hayata geçilsin istiyordu. 1925 yılında doğuda Şeyh Sait isyanı başlayınca, Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası da devrim karşıtlarının, hilafetçilerin toplandıkları bir parti olduğu için kapatıldı.
   1923 yılından 1930 yılına kadar yeni Cumhuriyet birçok atılım ve devrimler gerçekleştirmişti. Demokrasiye geçmenin zamanı gelmişti. Muhalefetsiz olmazdı. Dünya ekonomik bunalımının da etkisiyle yeni arayışlar vardı.
   Fethi Bey ( Fethi Okyar ) Atatürk'ün en yakın arkadaşlarından biri idi. Onun başkanlığında Serbest Cumhuriyet Fırkası kuruldu. Atatürk kız kardeşini, birçok yakın arkadaşını ve bazı Halk Fırkası milletvekillerini bu yeni partiye geçmeleri için teşvik ediyordu. Kısa zamanda halkın bir kesiminin ilgisini çeken bu partiye geçmişte de görüldüğü gibi cumhuriyet ve devrim karşıtları, padişahçılar, dinciler, muhafazakarlar toplanmaya başladı. Parti kendisini bu gerici desteklerden arındıramadı.
Bunun üzerine Atatürk'ün de desteğini çektiği anlaşılınca Fethi Bey ve arkadaşları partiyi kapatma kararı aldılar.
( Devam edecek.)

Bu yazı 310 defa okundu.


Yorumlar


Ad Soyad E-Mail
GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR ARŞİV

KONUMUMUZ

Altıeylül / Balıkesir
MND Ajans
©2020 | Tüm Hakları Saklıdır
MND Ajans