ANASAYFA GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR KURULUŞ KÜNYE İLETİŞİM

02.09.2020

ZAFER BAYRAMI

   30 Ağustos Zaferi'nin 98. yılı kutlamaları, ülkemizin bölünmesine çalışanların isteğine uygun tartışmalar içinde geçti.
   Halkımızın önemli bir kesimi, atalarımızın kazandığı bu büyük zaferin gününü kutlamak istiyor. Fakat merkezi hükümet ve onun
atadığı valiler, kaymakamlar bir takım zorluklar çıkararak engel olmaya çalışıyor görüntüsü verdiler.
   Kutlama programları mutlu, coşkulu, heyecanlı geçmedi.
Üzülenler çoğunluktaydı.
   19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı ile 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı stadlarda, annelerin babaların,
tüm halkın katılımı ile ve rahatça izleyebileceği biçimde yapılırdı.
   En büyük bayram Cumhuriyet Bayramı ile 30 Ağustos Zafer Bayramı caddelerde ve şehrin meydanlarında kutlanırdı. Asker ve
öğrencilerin gösterişli geçiş törenleri yapılırdı. Halkımızın büyük bir kesimi de bu törenleri onurla, gururla izlerdi.
   Yine eski kutlama biçimlerine dönülmesi gerektiğini söyleyelim.
   Son yıllarda yapılan bazı düzenlemeler ile bayram kutlamaları stadların dışına alındı. Atatürk anıtlarına çelenk sunmalara
kısıtlamalar getirilerek bayram kutlamaları sıradanlaştırıldı.Laf olsun kabilinden kutlamalara dönüştü.
****

   Milli kahramanlık günleri, halkı birleştiren önemsenmesi gereken günlerdir. Birlik ve beraberliğimiz böyle örülür, gelişir diye
düşünürüm. Ülkemizi kurtaran ve Cumhuriyetimizi kuran M. Kemal ATATÜRK birliğimizi ve beraberliğimizi sağlayan örnek bir kişiliktir.
   Daha sonraki Cumhurbaşkanlarımız da böyle görülmüştür.
   Ulus (millet) olmak için birlik ve beraberlik şarttır. Bir ve beraber olamazsak, çevremizde ve dünyanın uzak yerlerindeki
birçok insanın vatanımızda gözü vardır. Türkiye 85 milyonluk büyük bir pazardır. Yer altı, yerüstü pek çok zenginlikleri olduğu
bilinir. Dünya coğrafyasında jeopolitik konumu çok önemlidir.
   Birçok ülke Türkiye'yi kendi etki alanı içine katmak ister. Yönetmek ve sömürmek hayallerine kapılırlar.
   Biz, bölünmeden güçlü olmak zorundayız. Cumhuriyetimizi kuranların anlayışı gibi ‘'yurtta barış, dünyada barış'' ve ‘'tam
bağımsızlık'' ilkelerine uygun davranmalıyız. Ülkemizin ekonomik kalkınmasını hızlandırmalıyız.
   Ayrıştırıcı, ötekileştirici, bölen anlayışlara hoşgörü göstermemeliyiz. Bazı belediyeler kentlerinde bayramı coşku
içinde kutlamak için çaba gösterirken, bazı belediyeler başka bir ülkenin belediyesi gibi sus-pus. Bayram hepimizin bayramı değil
mi? Bayramın anlamını ve önemini yok sayan davranışlar, konuşmalar, itibarsızlaştıran haller ne demeye geliyor? Bu bayram
da diğer ulusal bayramlarımız da 85 milyonun bayramıdır.
   Atalarımız büyük zaferi işgalci düşmana karşı kazandı. Birbirine düşerek değil.

   Milli bayramlarımızı kutlayanlar-kutlamayanlar diye halkı ikiye bölmek en büyük ihanettir. Bu, halka yapılabilecek en büyük kötülüktür. Herkes iyi düşünsün ve ona göre hareket etsin.
   Özellikle yönetenler birlik ve beraberliğimizi korumaktan birinci derecede sorumludur. Söz konusu yanlışlıkları yapana da yaptırana
da vebali büyük olur.
   Bırakınız halkımız dini bayramını da ulusal bayramını da yerel olanaklarına uygun, coşku içinde kutlasın.
   Yüz yıl sonra hala bunları konuşuyor olmak, tartışıyor olmak üzücü diye düşünüyorum.

Bu yazı 217 defa okundu.


Yorumlar


Ad Soyad E-Mail
GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR ARŞİV

KONUMUMUZ

Altıeylül / Balıkesir
MND Ajans
©2020 | Tüm Hakları Saklıdır
MND Ajans