ANASAYFA GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR KURULUŞ KÜNYE İLETİŞİM

12.09.2020

DEDEMİN AKVARYUMU

Sevgili Öğrenciler,
Size bir gülmece öykümü daha gönderiyorum. Kitaplar en güzel arkadaşlarınız olsun. Kitapsız gün geçirmeyin. Hepinize başarılar dilerim. Sevgiler.



Dedem evinin en güzel köşesine yeni bir akvaryum yerleştirdi. Her gün
çarşıdan çeşitli süsler alıp akvaryumu müze vitrinine çevirdi. Midye kabukları, yapay
yosunlar, yel değirmeni, delikli taşlar, kum, çakıl, yapay palmiyeler bile akvaryumun
içinde yer aldı.

“Dede denizin içinde palmiye olur mu?”
Dedemin neşesi yerinde:
“Olmaz ama ben palmiyeleri çok severim.”
Gözlerimi fal taşı gibi açtım. Duyduklarıma inanamadım:
“Dede sen bisiklet, sandal, otomobil de seversin. Onları da akvaryuma
koyacak mısın?”
Dedemin coşkusu beni şaşırtıyor:
“Neden olmasın? Kardeşinin oyuncakları arasından uygun olanları
almalıyım.”
Ben söylediğime bin pişman oldum. Çok telaşlandım:
“Aman dedeciğim, sakın kardeşimin oyuncaklarına dokunma! Sen ne
istediğini söyle ben sana alırım.”
Omuzlarımdan tuttu ve beni öptü:
“Aslan torunum. Seni ne kadar çok seviyorum. Bana bir kayık, bir de
yelkenli bul, olur mu?”
Ben ne diyeceğimi şaşırdım:
“Hemen alırım dedeciğim. Balıklara ve suya yer kalmaz!”
Dedem neşeyle ellerini şaklattı:
“Bir yerde kale görmüştüm, dalgıç da gerekli buna.”
Dayanamayıp karşı koydum:
“Dede daha neler? Su altında kale olur mu? Balıklar nerede demiştim?”
Cevap bekliyorum!”
Dedem gözlüklerinin camını gömleğinin eteğine silerken:


“Dalgıç gerekli, balıkların arasına bunu iyi düşündüm. Balıklar yarın geliyor.”
Ertesi gün balıklar geldi. Balıkların cinsi lapistes. Gele gele dört küçük balık
geldi. Akvaryumun içindeki o kadar nesnenin arasında kayboldular. Lapisteslerin
büyüklüğü benim baş parmağım kadar. Ben henüz on yaşındaki en küçük torunuyum
dedemin.
Dedem çayını akvaryumun karşısında içiyor. Yemek masası akvaryumun
önüne taşındı. Anneannem bu durumdan hiç memnun değil! O da körfeze bakan
pencerenin önüne bir başka masa yerleştirdi. Dedemle anneannem yemeklerini ayrı
masalarda yemeğe başladılar.
Biz onlara yemeğe gidince babam, dedemin masasında annem, anneannemin
masasında yemek yiyor. Ben mi? Çorbamı körfeze bakarak içiyorum. Köftemi,
pilavımı akvaryuma bakarak dedemle yiyorum. Ne keyif değil mi?
Doğum günüme çağırırken arkadaşlarıma dedemin akvaryumunu anlattım.
Hepsi çok merak etti.
“Ne olur, bizi dedenin evine götür. Akvaryumu, balıkları görelim,” dediler.
Ben karşı çıktım. Dedem çok titizdir, dedim. Arkadaşlarım çok yaramazdır, her
yeri karıştırırlar!
“Göremezsiniz! Balıklar içinde kayboluyor. Dedemin akvaryumu çok kıymetli.”
Dedimse de hiç birine söz dinletemedim. Ayça bilmiş bilmiş gözlerini üzerimde
gezdirdi. Başını iki yana salladı:
“Bizden kıskanıyorsun dedeni, biliyorum. Öğretmenimize söyleyeceğim.”
Cahit hemen söze girdi:
“Kıskanmıyorsan bizi dedene götürürsün.”
Zora dağlar dayanamamış ben nasıl dayanayım. Dedeme götürmezsem
okulda dillerinden kurtulamam. Bire bin katıp öğretmene anlatırlar. Düş gücü en
kuvvetli sınıf bizimkidir.
Dedem önce konuklarına akvaryumu göstermekten çok mutlu oldu. Sonra
benim doğum günüm aklına gelince:
“Siz balıklara bakın. Ben size kuru yemiş, gofret, çikolata alıp getireyim,” deyip
gitti.
Ayça'nın gözleri çok bozuktur:
“Hani balıkları göremiyorum?”
Cahit, Ayça ile sınıf birinciliğine yarıştığı için hemen atıldı bu fırsatı kaçırmadı,
iğneledi:



“Kocaman balıkları nasıl göremezsin Ayça? Sen ya gözlüğünün tozunu sil
ya da gözlüğünü değiştir.”
Gökhan yosunlardan birini İlke'nin başına koydu:
“İlke aynaya bak. Saçların yeşil olsa sana çok yakışır.
Kahkahalar arasında İlke yüzüne süzülen suları sildi. Salonda kovalamaca
başladı, koşarken çarptıkları eşyalar yerlere devrildi. Benim gözlerim yuvalarından
fırladı. Bu yaramaz arkadaşlarıma yalvarmaktan başka çözüm görünmüyordu:
“Ne olur koşmayın. Akvaryuma ellerinizi sokmayın!”
Ben yarış atlarıyla uğraşırken Birce akvaryumdan deniz kabuklarını toplamaya
başlamaz mı?
“Ne yapıyorsun Birce? Dedem görürse çok kızar! Akvaryuma kirli ellerini
sokma! Balıklar ölür.”
“Deden beni çok sever. Her zaman “Zeki kızım “ demez mi? Sen de beni
kıskanmaz mısın? Ben deniz kabukları koleksiyonu yapıyorum, deden yenisini alsın.”
Ben şaşkınlıktan ağzım bir karış açık sordum:
“Ne zamandan beri koleksiyon yapıyorsun? Hiç görmedik de!”
“İşte şimdi başladım! Deniz kabuklarını görünce aklıma geldi.”
Dedemin yokluğunu fırsat bilen Tekir mutfak kapısından usulca akvaryuma
doğru süzüldü. Masanın üzerinde görmemle pençesini akvaryuma sokması bir oldu.
Lapisteslerden biri Tekir'in tırnakları arasında çırpınmıyor mu? Tekir'in tırnakları
arasından balığı kurtaramadım ama anneannemin dantel örtülerini kurtardım.
Cahit, Ayça, Birce, Gökhan akvaryumun sularını avuçlayıp birbirlerine atarken
tüm çevreye akvaryumun sularını saçmasınlar mı?
İlke sınıfın elektrik mühendisiydi. Akvaryumun ışıkları, havalandırması çok
ilgisini çekti. Her şeyi çok merak ettiği için akvaryumun fişini çekti.
“Bakalım elektriksiz akvaryum nasıl görünecek? Aaaa hiçbir şeye benzemiyor.
Akvaryumun fişini taktım. Yere düşenleri topladım. Arkadaşlarımı odadan zorla
çıkardım:

“Dedeme ne diyeceğim ben şimdi?”
Ayça korkularımı azalttı:
“Dedene söyle daha büyük balık alsın. Akvaryum da küçük. Daha çok süslesin.
Denizkızı bile yok içinde. Renkli taşlarla, nazar boncuğu da olsa iyi olur. Balıklara
nazar değer.”



“Ayça sağ ol. Çok rahatladım şimdi. Önerilerini dedeme söylerim. Çok
gereksinmesi vardı bunlara. Başka önerisi olan yok mu?”
“Balıkçı barınağı yok!”
“Haklısın Cahit. Senin baban balıktan dönmüştür. Sen evine geç kalma!”
Körfez çocuğu bunlar. Balık değince yenen balıkları bilirler. Süs balıklarından
anlamazlar...
Derken dedem kucağında pek çok yiyecekle bahçe kapısında görünmez mi?
“Ne o çocuklar? Beni neden beklemediniz?”
Hepsi dersimiz çok, yetiştiremeyiz deyip gittiler. Giderken dedemin getirdiği
gofret, bisküvi, çikolataları da kapıştılar.
Benim doğum günüm müydü yoksa dedemin akvaryumunun yağmalanma
günü müydü, bilemiyorum. Dedemin cömertliği de tutunca olanlar oldu! Tekirle bile
baş edemedim. Bizim Tekir fırsatçıydı her zaman. Zavallı dedem şimdi ona daha çok
borçlandım… Akvaryumu yağmalandı. Utançtan yüzüne zor bakıyorum!

Bu yazı 133 defa okundu.


Yorumlar


Ad Soyad E-Mail
GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR ARŞİV

KONUMUMUZ

Altıeylül / Balıkesir
MND Ajans
©2020 | Tüm Hakları Saklıdır
MND Ajans