ANASAYFA GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR KURULUŞ KÜNYE İLETİŞİM

08.10.2020

YÜZLERİN GÜLDÜRÜLMESİ

   Çevremizdeki bakınca şen, şakrak, bol kahkahalı, mutlu insanlar göremiyoruz. Herkes sanki gergin, endişeli, sinirli ve asık suratlı gibi görünüyor.
   Toplumun geneli, çoğunluğu mutsuz ise, bunun idari, ekonomik ve sosyal nedenleri olduğunu düşünmek gerekiyor.
   Ülkemizin yönetimi çağın demokrasi ilkelerine uyuyor mu?
   Makam sahibi yöneticiler görevlerini yalansız-dolansız, halkın güven duyduğu, saygı gösterdiği bir kadro işbaşında mı? Yargıya
güven var mı? Adalet sistemi iyi çalışıyor, tarafsız kararlar alabiliyor mu?
   Varlıklı ülkelerin insanları nasıl ve nerede eğlensem, günümü ya da tatilimi nerede geçirsem diye düşünürken, bizim halkımızın
büyük bir kısmı çoluk-çocuğunun beslenmesini, eğitimini ve diğer ihtiyaçlarını nasıl karşılasam, ayı nasıl borçlanmadan çıkarsam
kaygısı içinde ise, bunun ana nedeni ekonomiktir.
   Halk yoksulluğa, yoksunluğa da katlanır. Yeter ki kandırılmasın. Yeter ki yalan söylenmesin. Yeter ki güvendiği dağlara kar yağmasın. Salgın hastalıklarla da, ekonomik sıkıntılarla da mücadele etmeyi, dayanmayı, direnmeyi başarır.
   Geçim sıkıntısı çeken, işsizlik endişesi duyan, çocuklarının geleceği kaygısını yaşayan insanların mutlu görünmeleri olası değildir. Hele bir de can güvenliği, terör, salgın bulaşıcı hastalıklar, ülkenin savaş halinde olması ve bölünme tehlikesi varsa insanların yüzleri solar, moralleri bozulur ve endişeli bir süreç yaşanır.
   Geçenlerde bir gece, evimizin karşısındaki mini parkta bir kadının telefonda canhıraş, ağlayarak, bağıra-çağıra konuşmasını herkes duyuyordu. Kadın karşısındaki kişiye laf yetiştirmeye çalışıyor, cebelleşiyordu. Bozuk giden bir şeyler olduğu belli. Kim olduğu, sokak lambalarının loş ışıkları ile parkın ağaçları arasında
fark edilmiyordu. Büyük bir mücadele verdiği anlaşılıyordu. Ben ve benim gibi duyanların içini acıttığı kesindi.
   Bu yazıyı yazarken de yine bir kadın, yine telefonla, evimizin çevresindeki sokak ve caddelerde birileriyle tartışıyor, kavga ediyordu. Yüksek sesle konuşmakta bir sakınca görmüyordu.
   Belli ki yine bir dram, bir sorun var. Yine üzülüyor, içiniz sızlıyor, acıyor, toplum adına endişe duyuyorsunuz.
   Çarşıda, pazarda, trafikte, her ortamda görüyorsunuz. İnsanlar sinirli ve gergin olduğundan olsa gerek hemen sesini yükselten, tartışan, hatta kavga edenler oluyor. Gazetelerin üçüncü sayfaları basit nedenli cinayet haberleriyle doluyor.
****
   Ne yapmalı, nasıl yapmalı da insanlarımızı mutlu edecek, yüzlerin güldüğü, yaşama sevinci içinde bir toplum yaratalım.
   Bize göre hükümetlerin birinci görevi bu durum olmalıdır.
   Hükümetler çözüm üretecek, çareler bulacaklardır. Ülkemiz yurttaşı seksen beş milyon insanımızın mutlu yaşamasını sağlamak için gerekenler zamanında yapılmalıdır. Halkımızı mutlu edecek başarılar gösterilmelidir.
   Üretimi, istihdamı arttıracak, yeni iş kapılarının açılmasını sağlayacak politikalar geliştirilmelidir. Tarım, sanayi, hizmetler alanında üretim artarsa gayri safi milli hasıla (GSMH) da artar.
   Kişi başına düşen gelir düzeyi yükselir. Ulusal gelirin adaletli dağılımı sağlanırsa halk mutlu olur. Yaşam sevinci artar.
Uluslararası ortamlarda yapılan spor, sanat, bilim alanlarında başarılı olan insanlarımız bizi gururlandırır ve mutlu olmamızı sağlarlar.
   Devlet örgütünde tutum olmalı, savurganlık önlenmelidir. Lüks ve şatafat politikaları yüzünden üretime ayrılacak para azalıyor. Fakirleşmemizin ana nedenlerinden biri de budur.
   Tüm bu olumsuzlukların üzerine bir de korona salgını olunca işler iyice zorlaştı. Yaşama sevinci yerine, yaşama tutunabilme mücadelesi başladı.
****
   Demokrasilerde halkını mutlu edemeyen, yüzleri güldüremeyen hükümetler ilk seçimde gider. Bir başka hükümet gelir. Toplum olarak bunu başaramazsak daha çok sıkıntı çeker, daha çok moraller bozulur.
   Acil olarak halkçı, toplumcu, sosyal devlet ilkelerini uygulayabilecek, refahı tabana yayacak bir iktidara ihtiyaç vardır.
Köylünün, işçinin, memurun, emeklinin, küçük esnafın gelirini arttıracak iş ve işlemleri yapabilecek bir hükümeti iş başına getirme becerisini göstermeliyiz. Toplum olarak bunu başaramazsak ağlanmanın bir faydası yoktur.
   Demokrasilerde başaramayanı göndermek, yeni bir iktidar oluşturmak olanağı vardır. Adalet içinde bir toplumu yaratmak görevimizdir. İnanıyorum ki bugün mutsuz, endişeli insanlar o gün daha mutlu, yüzü gülen, yaşama sevinci içinde insanlar olacaktır.
  Umut bitmez, bitmemeli…..Sağlıkla kalın…..

Bu yazı 260 defa okundu.


Yorumlar


Ad Soyad E-Mail
GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR ARŞİV

KONUMUMUZ

Altıeylül / Balıkesir
MND Ajans
©2020 | Tüm Hakları Saklıdır
MND Ajans