ANASAYFA GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR KURULUŞ KÜNYE İLETİŞİM

21.10.2020

AĞAÇ DİKME BAYRAMI

Sevgili Öğrenciler,
Sizin için okurken çok güleceğiniz bir öykü daha koyuyorum. Hepinizin kitap
okudukça çok başarılı olacağınızı biliyorum. Sevgiyle gözlerinizden öperim.



Aysel Hanım Pazar sabahı kahvaltıyı hazırladı. Eşini, çocuklarını uyandırdı.
Salondaki masada hazırlanmış zengin kahvaltıyı gören, bugün önemli bir şey
olduğunu hemen anladı. Hepsi soran gözlerle yüzüne baktılar. Aysel Hanım gülerek
söze başladı:

“Bugün ağaç dikme bayramına gidiyoruz. Hepimiz için birer çam aldım.”
Küçük kız merakla sordu:
“Anne ağaçlar büyük olur. Ben onu nasıl dikerim?”
Annesi çenesini okşadı:
“Baban yanımızda Yasemin, yardım eder. Sen ağacını görüp
sevineceksin.”
Ortanca oğlan atıldı:
“Anne ben yumurtamı yedim. Bak çok güçlüyüm. Ağacımı dikerim.”
Annesi onun da başını okşadı:
“Çukurlar hazırlandı. Biz ağacımızın çevresini berkitip toprakla
dolduracağız.”
Kahvaltısını bitirenler hazırlanmaya başladılar. Aysel Hanım kocasını takım
elbiselerle görünce çok şaşırdı.

“Nezih bu nasıl kıyafet? Kravat da takmışsın. İstersen süet ayakkabılarını
da giy.”
Şimdi kocasındaydı şaşırma sırası:
“Bayrama gidiyoruz demedin mi? En şık ben olmalıyım diye özenle
giyindim.”


Çocuklar kahkahalar atarken Aysel Hanım:
“Fidanları önceden açılmış çukurlara dikeceğiz. Üstümüz başımız çamur
olacak. Yani toprakla uğraşacağız! Bu gün doğayla baş başa olacağız.”
Utanan Nezih Bey koşarak odasına gitti. Çocuklar arkasından alkış tuttular.
Nezih Bey üzerindekileri değiştirip geldi.
Ağaç dikme bayramının yapıldığı tepe ilçenin en yüksek yerindeydi. Çukurlar
önceden açılmıştı. Çam fidanları dağıtıldı. Tüm aileler çocuklarıyla fidanlarını alıp
çukurların başına geldiler. Düzlükte davullar çalıyor, zeybekler oynuyordu.
Gökyüzüne balonlar uçuruldu, güvercinler salıverildi. Bayraklar, dövizler rüzgârla
dalgalanıyordu. “Yeşili Sev”, “Yeşili Koru” diye yazılı dövizler her tarafa asılmıştı.
Yasemin, anaokulu arkadaşlarını gördü. Çamurlara bata çıka onların yanına
gitti. Torbaların içinde meşe palamutları vardı. Ekilmek için getirilmişti. Yaseminle
arkadaşları meşe palamutlarını birbirlerine atmaya başladılar. Kısa sürede bu çok
tatlı bir oyuna dönüştü.
Büyükler açılmış çukurlara çam dikmekle uğraşırken küçüklerin ne yaptığını
görecek durumda değillerdi. Nezih Bey çamurun içinde var gücüyle küreği zorlayınca
küreğin sapı elinde kaldı. Hepsi elleriyle fidanların dibini doldurdular.
Başkan havada uçan meşe palamutlarını yakalamak için çırpınırken:
“Çocuklar yapmayın, bunlar top değil! Annelerden, babalardan rica
ediyorum. Küçük çocuklarınıza sahip çıkın,” dedi. Kimse dinlemedi!
Yerlere savrulan meşe palamutları, üzerinde gezinen onlarca ayak altında
kalıp ezildiği için hepsi ekilmiş oldu. Başkan yeniden konuşma yaptı:

“Sevgili konuklar, meşe palamutlarımızı da tepenin sağ tarafına ekeceğiz.
Bu gün ektiğiniz çamlık ve meşelik sizin eseriniz olacaaaak...”
Başkan sözlerini tamamlayamadan ayağı kaydı. Onu tutmak isteyen
yardımcıları ile birlikte bayırdan yuvarlandılar.
Tepenin altında gençler top oynamaya başlamıştı. Başkan ve yardımcıları, top
oynayanlar, yağmurun oluşturduğu su birikintilerine düştüler. Birdenbire ağaç dikme
bayramı çamurda kayma bayramına dönüştü. Meşe palamutları sağa sola
döküldükleri yere kendiliğinden ekildiler.
Davullar hâlâ çalıyor, zeybekler oynuyordu. Başkan, yardımcıları,
ağaçsevenler tepeden tırnağa çamurlara batmıştı. Törene geç gelen kaymakam
otomobilinden indi. Takım elbisesi, rugan ayakkabıları ile çok şık görünüyordu.
Buradan ayrılınca başka bir davete gideceği için böyle giyinmişti.



Başkan, yardımcıları, gençler, çocuklar hemen sıraya dizildiler. Kaymakam
hepsinin çamurlu ellerini sevinerek sıktı, şöyle bir konuşma yaptı:

“Sevgili ağaçseverler, bu gün burada çocuklarımızın yıllar sonra gölgesinde
oturacağı yeşil güzel bir tepe kazandınız. Şimdi sizlere bakınca ne büyük
çaba harcadığınızı, yorulduğunuzu görüyorum. Her şey çocuklarımız ve
gençlerimiz için...”
Kaymakam alkışlar arasında arabasına binip gitti. Yasemin'i çamurların içinde
zorla bulabilen Nezih Bey kahkahalarla gülerken şöyle dedi:

“Meşe palamutlarını en çok kızım ekti. Kızımın saçlarına çamur banyosu iyi
gelecek. Saçları beslenip uzayacak.”
Aysel Hanım üstlerindeki çamurlara bakıp başını salladı:
“Nezih sen bizi kaplıcaya götür. Bizi ancak kaplıca paklar. Başka türlü
arınamayız! Çamaşır makinamıza da bir ton çamaşır çıktı,” dedi.
Büyük kız ellerini çırptı:
“ Bakın otuz yedi tane meşe palamutu topladım yerlerden. Okulun arka
bahçesine götürüyorum. Yaşasıııın... Arka bahçede meşelik yaratacağıııım....”

Bu yazı 164 defa okundu.


Yorumlar


Ad Soyad E-Mail
GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR ARŞİV

KONUMUMUZ

Altıeylül / Balıkesir
MND Ajans
©2020 | Tüm Hakları Saklıdır
MND Ajans