ANASAYFA GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR KURULUŞ İLETİŞİM

26.10.2020

CUMHURİYET, ZOR ZAMANLARI AŞACAKTIR ELBET

"Anadolu Aydınlanma Devrimi" olan 1923 Cumhuriyetimizin ne zorluklarla ve ne olanaksızlıklarla kurulduğu  bilinmekte.

Bu inanılmaz zorluklar ve olanaksızlıklar, 97. Yılı'na geldiğimiz bugün için de, ne yazık ki, daha fazlası ile geçerli.
Gaflet ve dalalet bir yanda ve bir yanda da hıyanet, çok çok fazla güç ve mevzi elde etti.

Oysa Cumhuriyet, ne asla yıkılmaz bir sur, ne girilmez bir kale ve ne de büyülü bir  tapınaktır.
O yalnızca akıl, bağımsızlık, çağdaşlık, emek ve güvenle oluşturulmuş ulusal ve toplumsal, büyük bir iradedir.
Aynı kaynaklardan beslendiği oranda, güçlenir ve daha da yücelir.
Ancak 1923 Cumhuriyeti'nin beslendiği kaynaklar ve damarlar epeydir, özellikle de yakın bir süredir, giderek ve taammüden kurutulup önce eksiltilmekte, ardından kesilmektedir.

İçerden ve dışardan, dolaylı ve doğrudan dehşetli saldırılar karşısında olan “1923 Cumhuriyeti” zorda ve zorluklar içindedir.

“Cumhuriyet düşüncede, bilgide güçlü ve yüksek karakterli koruyucular ister.” sözüyle ortaya koyduğu o engin öngörüsüyle Atatürk, belli ki daha kötülerini bizzat ve doğrudan yaşadığından, o günlerden bugünlere, muazzam bir "peşin uyarı" bırakmış gibidir.

O Cumhuriyet, tam olarak akılcılıktır.
Ancak ve yalnız, yine akılcı düşünebilenlerin, birleşik ve ortaklaşa iradesiyle yaşayabilir, yaşatılabilir.
Çok çalışkanlıkları ile bilinen karıncaların da
ortak çabalarını, içgüdüleriyle aynı amaca yöneltebildikleri bilinmektedir.
Ama karıncalar bir “cumhuriyet” kuramazlar!
Cumhuriyet, yalnızca insan bilincinin ortaklaşa ve "akılcı" iradesi ile mümkündür.
Geliştirerek korumak, savunmak ve yaşatmak da…

Bir bağımsızlık zaferi sonucunda bir devrimle kurulan 1923 Cumhuriyeti, ancak ve yine devrimci karakteriyle kendisini koruyup geliştirebilir ve de savunabilir.
Bunun tersi olanaklı da değildir.

Nicedir ve bugün de, kendilerini Cumhuriyet'ten yana konumlandıranlardan olup da “aklını ve bilincini kullan(a)mayan"her birey, grup, örgüt ya da topluluk, Cumhuriyet'in bugün getirildiği zorlu noktada, halen yine gaflette ve dalalette ısrar ediyor demektir.
Bu, hiç de Cumhuriyet'in bugününe "ta yüz yıl öncesinin gözüyle bakmak" demek, değildir.
Çünkü çağdaşlık, o 1923 Cumhuriyeti'nin durmadan, kendini aşabilme karakteridir.
Çünkü temeli kültür olan 1923 Cumhuriyeti, durağan değil, devrimcidir.

"Kalıp düşünme" yalnızca inanç kaynaklı değil; gelenekçilik, etnikçilik, milliyetçilik, seçkincilik hatta "solculuk" vb kaynaklı da olabilir.
Aklı, bilimi ve bilinci kullanmayı engelleyen her şey “kalıpçı” özelliktedir.
“Kalıp(çı) düşünme” somut koşulların, somut analizine engeldir.

1923 Cumhuriyeti bugün, zor zamanlarındaysa eğer; bu nicedir gözler önünde, göz göre göre ve "göstere göstere" oldu.
Gözler önünde, göz göre göre ve de "göstere göstere" olmaya devam etmekte de.
Dava, işte bu süreci durdurup, tersine çevirebilmekte.

“Küçük dünyaların” büyük idealleri olabilir mi?
Büyük tehdit ve tehlike karşısında, "küçücük" bir iktidar hırsı ve kırıntısı uğruna bile birbirini hırpalayanlardan, iç iktidar kapışması içinde kendini kaybedenlerden, “zorda olan Cumhuriyet”in, yüksek karakterli koruyucuları olmaları nasıl beklenilebilir?

Ezeli ve ebedi karşıtlarının rövanşist maksatlı "itibarsızlaştırma" adına hiç durmadan ve mütemadiyen sarsıp tahrip etmeye, ışığını karartmaya çalıştığı Atatürk Cumhuriyeti'nin sinsice, yalanlar ve sahteliklerle toplumun belleğinden ve bilincinden silinmeye çalışıldığı artık gizlenemeyen, gizlenmek de iştenilmeyen çok açık bir gerçekliktir.

Ulusal bayram kutlamalarının bile cüretkarca engellenmesi, engellenmek istenilmesi, bunun çok açık kanıtıdır.
Bu durumda ulusa, halka ve yurttaşa düşen görev, ısrarla ve de kararlıca, Cumhuriyetin andaçları olan ulusal bayramlara doğrudan ve kitlesel olarak sahip çıkmaktır.

Gerçek şudur ki; bugün dara düşürülen ve zor zamanlarında olan Cumhuriyet'in asıl vebali, karşıtlarından çok, ne yazık ki gafletteki ve dalalet içindeki çağdaş çoğunluktadır!
Bu gerçek, bugün de her zamankinden çok daha geçerlidir.

Çağdaş Cumhuriyet'ten yana olan çağdaş çoğunluğun, 97.Yılı 29 Ekim'inde, 1923 Cumhuriyeti'ni kitlesel olarak idrak etmeyi çoktan belirlemiş olmaları gerekir.

Artık "Hattı Cumhuriyet yok, sathı Cumhuriyet vardır.
O satıh da Edirne'den Ardahan'a kadardır."
Her yerde "Cumhuriyet” yaklaşımı ile 1923 Cumhuriyeti'nin idraki içinde olmak, her yurttaşın yurttaşlık borcunun ve sorumluluğun gereğidir.
Bu borç ve sorumluluk, Cumhuriyet'in bütün yurttaşları için vazgeçilemez ve de ertelenemez bir görevdir.
Bu görevi, koşullar her ne olursa olsun, yılmadan ve tereddütsüz olarak yerine getirme kararlılığını en etkilice göstermelidir

Her şeye karşın,97 yaşına basan ve “özgür-çağdaş-laik-demokratik hukuk devleti” olması gereken Cumhuriyetimiziyeniden kazanmak, daha da geliştirerek savunmak ve yaşatmak için muhtaç olunan kudret, kurucusundan ve kuruluşundan aldığımız bilinç, ideal ve ilhamda mevcuttur.

Zor zamanlarını elbette aşacak olan 1923 Atatürk Cumhuriyeti'nin kuruluşu "aklın kötümserliği yanında, iradenin iyimserliği" ile 97.Yaşı 29 Ekim,
hep kutlu olsun.
Her şey çok güzel olsun.

Bu yazı 120 defa okundu.


Yorumlar


Ad Soyad E-Mail
Röportajlar
GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR ARŞİV

KONUMUMUZ

Altıeylül / Balıkesir

MAİL ATIN

bilgi@balikesiryenihaber.com
MND Ajans
©2020 | Tüm Hakları Saklıdır
MND Ajans