ANASAYFA GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR KURULUŞ KÜNYE İLETİŞİM

08.12.2020

ANILARLA SÖYLEŞMEK

Anılarımız bizi yaşama bağlar. Çocukluğumuz, okul arkadaşlarımız, başarılarımız, başarısızlıklarımız çevremize sık sık anlattıklarımızdır. Anlattıkça güldüklerimiz, anlattıkça yeniden üzüntülerimizi tazeleyenler vardır.

Kırda bir yemek yıllarca belleğimizi süsler. Fotoğraflara baktıkça andığımız okul arkadaşlarımız… Bir daha hiç görmediğimiz okul arkadaşlarımız, iş arkadaşlarımız ile paylaşılmış sevinçler, üzünçler, heyecanlar bizi alır alır gerilere götürür. Fotoğraflar bu yüzden  “anı olsun” diye çektirilmez mi?

Göreve ilk çalışmaya başlayışımız, yeni girdiğimiz yabancı çevre, görev ve sorumluluklar sık sık hatırlanır. Anlatırken deneyimsizlik, saflık, yaşama karşı masumiyet bizi biraz gülünç, biraz cahil kıldığı için duyulan o tatlı pişmanlık vardır hep. “Şimdiki aklım olsaydı” dediğimiz içimizin derinliklerindeki ince bir sızıdır.

Anneliğe, babalığa attığımız ilk adımlar. Tatlı bir telaş, tatlı bir heyecan, bin ümit, bin merak dolu günleri andıkça içimizde sürekli tedirginlik vardır. Ateşlenen bebeğimizin tüm bilgilerimize karşın “öleceğini” sandığımız, ölecekmişiz gibi kaygılandığımız anlar… Hiç aklımızdan çıkmaz! Anlattıkça abartırız…

Yeni yıl kutlamaları, bayramlarda yakınlarla geçirilen günler, kavuşmalar, ayrılmalar, sevinçlerin, üzüntülerin karmaşık yaşandığı gökkuşağı gibi renkli anlar, bizi tazeler. Anarken ya gözlerimiz dolar ya içimiz doyuncaya kadar güleriz…

Gezilerimiz yoruldukça, bunaldıkça sığındığımız, özlediğimiz anılarımızdır. Gezi anılarımızı anlatırken yeniden aynı yerleri dolaşıyormuşuz duygusuna kapılırız. Yolculukta yediğimiz yemekler, uğranılan doğa güzellikleri ile ünlü yerler, yol arkadaşlarımızın özellikleri, yakınlarımıza aldığımız hediyeler abartıldıkça daha tatlanır belleğimizde. Yeni geziler için plânlar kurduran, özleten bir tattır.

Çocuklarımızın meslek seçimi, işe başlayışı, ilk izlenimleri bizi yıllar öncesine götürür. İlk maaşımızı kuruşu kuruşuna biliriz de kapının üzerinde anahtarımızı unuturuz!

Çocuklarımızın düğünleri de bizi kendi düğünlerimize, aşkımıza, gezmelerimize götürür. Sanki bizim yaşadıklarımız daha güzeldir, daha anlamlıdır. Sanki şimdi öyle güzellikler yaşanmıyor, dünya daha maddi olmuştur. Tatlı heyecanlar, tatlı duyuşlarla anlatılır, anlatırız.

Yakınlarımızın hastalıkları, hastanelerde çekilen zorluklar, ölümlerdeki derin üzüntüler… Anlatıldıkça tazelenir, hüzünlerimizi artırır. Ruhumuzun sanki buna gereksinmesi vardır. Söyledikçe içimizdeki acının dışa çıktığını hissederiz…

Sandıktan çıkan bir giysi, çekmecede saklanan bir dolmakalem bizi armağan edildikleri anlamlı günlere çeker; içine alır; tatlı bir hazla anar, anlatırız…

Fotoğraflar, sakladığımız kartlar, mektuplar, anı defterleri, diplomalar, plâketler, armağanlar öyle anılarla yüklüdür ki… Saatlerce bizi yaşanmış eski büyülü zamanlarda gezdirir. Yaşarken ayırdına varamadığımız taze tatlar duyurur.

Anılar, yaşamla bağlarımızı güçlendirir. Başarılar, başarısızlıklar, kaygılar yeni günlere karşı birer koruyucumuzdur. Bize güç verir.

Anılarımızla söyleştikçe yaşarız. Belleğimizde onları birer operaya, tiyatroya, destanlara, romana, komediye dönüştürürüz. Yazanı, besteleyeni, oynayanı biz olan sanat eserlerine çeviririz…


Bu yazı 143 defa okundu.


Yorumlar


Ad Soyad E-Mail
GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR ARŞİV

KONUMUMUZ

Altıeylül / Balıkesir
MND Ajans
©2020 | Tüm Hakları Saklıdır
MND Ajans