ANASAYFA GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR KURULUŞ KÜNYE İLETİŞİM

16.12.2020

ÇILGIN PROJE Mİ ?

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) dünyanın bir numaralı emperyalist devletidir. Dünyanın her yerine, her ülkesine türlü çeşitli müdahale girişimleri olmuş ve olmaktadır. Bunu kendi ulusal çıkarları için yapar. Diğer emperyalist ülkeler Avrupa Birliği (AB), İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya ile hiç ters düşmezler. Her zaman ittifak halindedirler.

      Ulusal Kurtuluş Savaşımızı, Yunan'ı maşa gibi üzerimize salan bu devletlere karşı verdik.

     Osmanlı Devleti'ni sonlandıran Mondros Anlaşması'ndan sonra ülkemiz, adı geçen emperyalist ülkeler tarafından işgal edilince, Mustafa Kemal Paşa önderliğinde Kurtuluş Savaşı yapıldı. Düşmanlar yurdumuzdan çıkarıldı. Yeni Türk Devleti, dünya milletleri önünde Lozan'da Cumhuriyet'in tapu senedi aldı. Lozan'a ilgili devletlerden başka gözlemci ülkeler de katıldı. ABD gözlemci sıfatıyla katılmıştı. Gözlemci ülke ABD'nin antlaşmayı imzalaması gerekmiyordu. Tam da o günlerde Lozan'da görüşmesi yapılan Türk-ABD ticaret anlaşmasını, ABD senatosu onaylamayınca, ABD Lozan Antlaşması'nı imzalamadı algısı oluştu.

     Lozan Antlaşması sürecini ayrıntılarıyla okudum, inceledim. Daha önce de Kurtuluş Savaşımızın sonunda imzalanan Mudanya Ateşkes Anlaşması'nı da okumuş incelemiştim. Hem Mudanya hem Lozan Anlaşmalarında Türk Ulusu'nu küçük düşürecek hiçbir ayrıntı göremedim. Her iki anlaşmada Türk Halkı adına İsmet Paşa (İnönü) imzası vardır. 

     Lozan'da önemli kazanımları tehlikeye atmamak için çözüme kavuşturulamayan bazı konular zamana bırakılmıştı. Önümüzdeki zamanlarda çözülür umuduyla anlaşma imzalanmıştı.

     Bunlardan en önemlisi Türk Boğazları diye adlandırılan, Çanakkale Boğazı, Marmara Denizi, İstanbul Boğazı'nın nasıl kullanılması gerektiği, nihayet 1936 yılında Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile çözüme kavuştu.   

                                 ****


     Son yıllarda, şimdiki iktidar tarafından gündeme getirilen Kanal İstanbul Projesi, iktidar ile muhalefet arasında zıtlaşma düzeyine varınca, Montrö Boğazlar Sözleşmesi'ni de inceleme merakım arttı. Sözleşme maddelerini inceleyen herkes görür ve anlar ki, daha 13 yaşındaki genç Cumhuriyetimiz katılımcı ülkelere istediklerini kabul ettirmiş, boğazların yönetimini elde etmiştir. Katılımcı ülkeler Karadeniz'de kıyısı olan Türkiye, Bulgaristan, Romanya ve Sovyetler Birliği ile diğer katılımcılar Fransa, İngiltere, Japonya, Avustralya, Yunanistan ve Yugoslavya'dır.

     İsmet İnönü'nün Başbakanlığı sürecinde imzalanan Montrö Boğazlar Sözleşmesi'ne göre Lozan'da ertelenen Boğazlar yönetimi tamamen Türkiye'ye geçmiştir. 84 yıldır uygulanan bu sözleşme dünya barışına katkı vermiştir. Ülkemizin güvenliğini de daha bir sağlama almıştır.

     Montrö Boğazlar Sözleşmesi maddeleri, barışta ve savaşta diye iki guruba ayrılmıştır. Ticari gemilerin geçiş kuralları yanında savaş gemilerinin geçişleri de belli kurallara bağlanmıştır. Savaş gemilerinin geçişi Karadeniz'e kıyısı olan ülke gemilerine başka, kıyıdaş olmayan ülkelerin gemilerine başka kurallar konulmuştur. Örneğin; Güney Kafkas Cumhuriyetlerine, petrol bölgelerine ulaşmak isteyen Amerika'nın (ABD) savaş gemileri, on beş gün önceden  izin almak, tonaj sınırlamasına uymak ve Karadeniz'de 21 günden fazla kalamamak, Karadeniz'den çıkmak gibi kurallara uymak zorundadır.(18'inci madde 2'inci bent) 

     Boğazlar sözleşmesinin diğer maddeleri ile ilgili uzun açıklamalar yapmıyorum. Meraklısı bakabilir.

                                    ****

     Uluslar arası bir anlaşmanın, boğazlardan geçişi düzenleyen Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nin bay-pas edilmesi için mi Kanal İstanbul yapılmak isteniyor ? Kanaldan geçecek gemiler için Montrö şartları uygulanmayabilir. Eğer böyle ise bu bir Amerikan projesi- dayatması mı, emperyalizmin planı mı soruları akla geliyor. Eğer bu kuşku doğru çıkarsa Karadeniz'deki komşularımızla aramız açılabilir diye düşünüyorum.

     Kanal İstanbul'un inşası sırasında ve sonrasında oluşabilecek olumsuzlukları uzmanlar, yetkililer incelesin, açıklasınlar. Zaman zaman da açıklıyorlar. 

     TBMM'nde 1 kasım 2003'te reddedilmiş olan ünlü Kuzey Irak tezkeresi ile ABD askeri Güneydoğu Bölgemize yerleşseydi, ayrılıkçı Kürt hareketi belki de şimdiye kadar devletini kurmuş olacaktı. Meclisimiz bu tehlikeyi, teskereyi ret ederek önlemiştir.

     Başımıza bela olan Suriye ve Suriyeliler sorunu, ABD'nin Büyük Ortadoğu Projesi'nin sonucu değil mi? Suriye harabeye döndü, bu işin bize verdirdiği kayıplar nelerdir düşünmek gerekir.

     Aklımızı kullanamaz, geleceği göremezsek yarınlarda onarılmaz tehlikelerle karşı karşıya kalabiliriz. 

     Bizim çılgın projelere değil, akıllı projelere ihtiyacımız vardır. 

     Bir acizane uyarı görevi yapalım dedik.

     Hoşça kalın, sağlıklı olun.


Bu yazı 240 defa okundu.


Yorumlar


Ad Soyad E-Mail
GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR ARŞİV

KONUMUMUZ

Altıeylül / Balıkesir
MND Ajans
©2020 | Tüm Hakları Saklıdır
MND Ajans