ANASAYFA GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR KURULUŞ KÜNYE İLETİŞİM

21.12.2020

KÖR KUYULARDAN
"SIZLANARAK" DEĞİL "SİLKİNEREK…"

Ülkemiz, halkımız,
Cumhuriyet ve demokrasimiz;
evet, her yönden derin bir sarsıntı geçirmekte.
Bedeni, ruhu ve de bütün varlığı ile bu topraklardan, bu aziz vatandan beslenen her bir sağduyulu yurttaşın, bu derinden sarsıntıyı fark edip de kaygılanmaması mümkün görünmemekte.

Ortada yıllardır ve mütemadiyen gerilim üreten, bundan yararlandığını düşünen
bir iktidar var.
Muazzam bir sermaye, medya ve kamu gücü sayesinde, kaybetse de kazandığını hesap etmekte.

Ancak bu büyü artık,
bozulmuş görünmektedir.
Görünen o ki, iktidar çevrelerinin de artık bu kaçınılmaz gerçeği fark ettiği, fark edilmektedir.
Yaptıkları ise, mezarlıktan geçerken türkü söylemektir.

Farkındalığı, duyarlığı olan her bir yurttaşın içerde ve dışarda, bitmek bilmeyen bu gerilimden endişe etmemesi nasıl mümkün olabilir?
Ya bir yol bularak,
ya da bir yol açarak;
“Yetsin artık, yetmelidir.” demektedir.
Bulunacak ve açılacak
yol da bellidir.
Çare, önümüzdeki
ilk seçimlerdir.
Yeniden “ulusal egemenlik”tir.
Halk iradesidir.

Bunun için yaratılması ve toplumda yayılması gereken, tepeden tırnağa
bir toplumsal özgüven, kararlılık ve başarma iradesidir.
Topluma-halka güven verilebilmesidir.
İşte bu noktada artık kaçınılmaz olan da;
“Armudun sapı,
üzümün çöpü” diyerek, habire şikayet edip sızlanmak değil, silkinmektir.
Ülkenin, Cumhuriyetin ve demokrasinin önünün açılması için neredeyse çeyrek asıra varan bu
“ara dönemi” sona erdirebilmektir.

Bu aşamadan sonra,
artık bu konuda
herhangi bir mazeret, bahane, gerekçe öne sürmek, doğru olsa da "geçerli" değildir.
İsabetli de değildir.
Ancak ülkede siyasal gerçeklik böyleyken, bu gerçeklik, istismar da edilmemelidir.

Topluma demokrasi sözü verilirken, kendi içinde ise şu veya bu gerekçelerle demokrasi ertelenip, feda edilmemelidir.
"Şimdi sıra, iktidardan kurtulmada" denilerek, örgütsel demokratik süreçlerin işletilmesine bahaneler gösterilmesi yanlışlığına düşülmemelidir.
Demokratik ilkeler, işleyiş ve süreçler göz ardı edilmemelidir.
Bu türden bahaneler “Demokles'in kılıcı” gibi
gösterilmemelidir.

İçeride görülen yanlışlıklar ve eksiklilere ilişkin yöneltilen eleştiriler “zamanı değildir vb” gerekçelerle mahkum edilmemelidir.
Ne kadar sert de olsa, anlayışla tolere edilebilmelidir.
Memnuniyetsizlikler, kabullenmeyişler ve şikayetler, ötekileştirici muamele görmemelidir.
Unutulmaması gereken de "yetki kimde ve neredeyse, sorumluluk da o yerde ve
o kişilerdedir."
Kaldı ki bu iş bir gönül işidir; gönüller incitilmemelidir.
İncitilenler varsa onarılabilmelidir.
Tam tersine, en geniş, en yaygın katılım sağlanarak, toplam güç, harekete
geçirilebilmelidir.

Öte yandan "örgüt” örendir.
Örgüt, örüle örüle büyüyendir.
Örgüt, örüle örüle genişleyendir.
Örgüt, örüle örüle güçlenendir.
Örüle örüle büyüyüp, genişleyen; güçlenip gelişendir.
Bu özellikleriyle örgüt, hem genel, hem de yerel siyasal, toplumsal önderdir.
Örgütün kadroları da önder özellikli ve niteliklidir.
Örgüt ilerici, halkçı ise
elbet demokratiktir.
Bu hem çok gereklidir
hem de bir mecburiyettir.
Bunun en önemli aracı da “demokratik iç işleyişi”dir.
Bu, “iç dayanışma”nın gerçekleşmesi için de
kesin elzemdir.
Önkoşulu ise önkoşulsuz “iç demokrasi”dir.
Bu "vazgeçilemez"dir.

“Köyden birinin eşeği kaybolur.
Sahibi arayıp tararken, ötelerden bir yerlerden
bazı sesler duyulur.
Sesin geldiği yere yaklaşınca, karşısına
derin bir kuyu çıkar.
Bakar ki eşek ağıda, kuyuda; o eşeğe,
eşek de ona bakar!
Nasıl olduysa, düşmüş işte.
Durum hayli kötü ve zordur.
Köylüleri yardıma çağırır.
Kuyunun başına toplanırlar.
Eşeğin nasıl kurtarılacağı hakkında tartışa tartışa, uzun zaman harcarlar.
En sonunda da, eşeğin
bu kör kuyudan
kurtarılamayacağı ve kuyuyu içindeki eşekle
birlikte toprakla kapatma kararına varırlar!

Kazma kürek, başlarlar aşağıya toprak atmaya;
eşeğin üstüne, kuyuyu doldurmaya.
Zavallı hayvan, üzerine gelen toprakları her seferinde silkinerek,
dibe dökmekte.
Ayaklarının altına aldığı toprağı çiğnedikçe,
toprakla birlikte eşek,
gittikçe yükselmekte.
Derken eşek yukarılarda, yanlarında!
Herkesin ağzı açık,
şaşkın bakmakta!
Kurtarılamaz denilerek, gözden çıkarılıp kör kuyuda bırakılan, o eşek “silkinerek” kurtulur sonunda!

Bazan işler iyi gitmez, umulduğu gibi yürümez.
Sorunlar arttıkça artar,
hiç tükenmez.
Nerdeyse herkesçe inanılır ki çok zordur, bir çözüm de üretilemez.

Ne var ki her şeye rağmen;
sorun ne kadar ağır olsa da,
bütün zorluklarına rağmen;
kararlılık ve dayanışma ile,
sabır, güven ve akılcılık ile,
sorunun üstesinden gelinir.
Ama “sızlanarak” değil;
“silkinerek” gelinir.
Kör kuyularda kalındığına inananlar çok olsa bile!...
Kör kuyudan silkinerek çıkacaktır Türkiye...

Bu yazı 135 defa okundu.


Yorumlar


Ad Soyad E-Mail
GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR ARŞİV

KONUMUMUZ

Altıeylül / Balıkesir
MND Ajans
©2020 | Tüm Hakları Saklıdır
MND Ajans