ANASAYFA GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR KURULUŞ KÜNYE İLETİŞİM

04.01.2021

İŞ AHLAKI VE DİNLER (2) A

2) HIRİSTİYANLIK

İsa Peygamber'in ortaya çıktığı sıralarda Musa Peygamber'in dini Yahudiliğin Hahamları (rabbies) ve diğer din görevlileri ayrıcalıklı bir sınıf durumuna gelmişti. Kendi güç ve yetkilerini korumak için her türlü bağnazlığı yapıyorlardı. Sonra gelen din bilginleri ve din görevlileri günün temel sorunlarını çözmek yerine, sadece öğüt veriyor ve insanları Tanrı'ya karşı korkutuyor, onları oyalıyor ve çözümün bu türlü bir davranış biçimi olduğunu düşünüyordu.Yahudi kökenli olan, Hz. İsa zenginlik, israf, safahat ve erdem dışı bir yaşam alışkanlık ve özleminden kurtulmak için, halkın çoğunluğunu oluşturan yoksullara yaşadıkları zor koşulları hoş görmeye çalıştı kini, düşmanlığı ve her çeşit maddi çıkar amacını kınadı. Barış ve bağışlamayı savundu ve Roma'ya karşı da bir soğuk savaş başlattı (Sena; 1978, 174-177)

Hıristiyanlığın getirdiği yeni Tanrı fikri “üçleme” inancına dayanır. İsa, bakire Meryem'den Tanrı'nın üfürmesiyle, ruhuyla babasız doğmuştur. Onun için Hz. İsa, Tanrı'nın oğludur. Tanrı, Hz. İsa'nın babasıdır. Kendi aralarında bir özdeşlik vardır ve Tanrı, Hz. İsa'nın kişiliğinde somutlaştığı için Hz. İsa da Tanrı'dır. Tanrı yaratıcılık ve üstünlüğünü Kutsal Ruh'la gerçekleştirmiştir. Hıristiyanlığı Yahudilikten ve Müslümanlıktan da ayıran en önemli fark bu türlü bir Tanrı kavramıdır. Hıristiyanlığı bir din haline sokan, şekillendiren ve “üçleme”yi temelleştiren Tarsus'lu (Aziz)St. Paul'dur. Örgütlü bir kilise onun uğraşıyla oluşur. Bu örgütü geliştiren ve yöneten, hizmet veren kuvvetli bir rahipler sınıfının başı papalar, yanılmaz, dokunulamaz ve kendilerine direnilemez. Onun için de onlar Tanrısal bir güçtür. Bugün Vatikan'da bulunan Papa, Tanrı'nın yeryüzündeki temsilcisidir. Geçmişte papalar ayrıca büyük bir siyasi güç ve otorite idiler. İnsanların hem dünya, hem de ahiret mutlulukları onların irade ve tutkularına bağlıdır. Katolik papalığın giderek artan işte bu katı tutumuna karşı Marten Luther Protestan hareketini 1517 de başlatmıştı. 

HIRİSTİYANLIK VE ORTAÇAĞIN EKONOMİK YAPISI 

Ortaçağdaki dünya işlerinin ekonomik yapısı Tawney'in görüşüyle şöyle özetlenebilir. (Tawney; 1961, 40-41). Ortaçağın tüketicisi hayatını tren istasyonuna yakın bir otelde geçirmeye mahkum bir kişidir. Günlük yaşamı, kısıtlı gelirleriyle kasabadaki fırıncının ve bira satıcısının merhametine ve insafına bağlıdır. Tekelleşme kaçınılmazdır. Gerçekten ortaçağ iş hayatı ve endüstri büyük ölçüde tekelcidir. Bu gücünü kötüye kullanıp kullanmadığı titizlikle kıskanç bir gözle gözlemlenir. Endüstri kesimi küçük zanaatkarlardan ve köylü çiftçiden oluşmuş bir toplumdur. Ücretler önemli bir sorun değildir. Sürekli çalışan işçi sınıfı küçüktür. Borç alma ve verme üretim için değil tüketim içindir. Hasatı iyi olmayan ya da hayvanları ölen çiftçinin, tohumluk ve damızlık hayvan almaya, zarar etmiş bir zanaatkarın ham madde satın almaya gereksinimi vardır. Bu da borç para veren tefeci için iyi bir iş fırsatıdır. Üretilen malın hepsini ele geçiren tacire, bir çok kişinin kazancına hükmeden tekelciye ve verdiği karşılığı çiftçinin tarlasına ipotek koyan sonra da toprağı ele geçiren tefeciye karşı düşman duygular vardır. 

                                                                           

Tefeci normal faizden daha fazla kazanacağı için borç vermektedir. Belki başka günahları, tefecilikten doğan günahtan daha büyüktür. Fakat borç alanın laneti ve nefreti diğer günahlardan daha fazladır.

Ortaçağda papalık büyük bir mali kurumdu ve papazlar ticarete ve tefeciliğe şahsen karışmakta, hatta bazı kiliseler tefecilik bile yapmakta idi. Paris Piskoposuna, tefecilik yapan bir kişi ruhunu nasıl temizleyeceğini sorduğunda, piskopos ona aldığı fazla faizi aldığı kişiye iade etmesini değil, bu fazlayı Notre-Dame kilisesine hibe etmesini önermişti. St. Bernard, Notre-Dame'ı seyrettikten ve kilisenin ihtişamını ve sonra da kilisenin cemaatinin çıplaklığını görmüştü… bu tam bir kendini beğenmişliğin kendini beğenmişliğidir.” diye hayretini belirtmişti. (Tawney; 1961, 33).

Avrupa'da Ortaçağın kapalı, hareketsiz geleneklerine sıkı sıkıya bağlı akıcılıktan uzak, kilisenin ve loncaların katı kurallarına uymak zorunda olan ve yalnız kendi için üretim yapan ekonomi düzeni, Ortaçağın sonlarına doğru İncil'in öğretilerine yeni yorumlar getirilmesi ve Protestanlığın yayılması ile şekil değiştirmeye başladı. Kapitalizm öncesi sürenin durağan, zenginliğe karşı olan ekonomik yapısının sarsıntılar geçirmesi ve yeni bir düzenin ortaya çıkmasında Katoliğin doğmalarına karşı Marten Luther'in (1483-1546) başlattığı protestan ve İsviçre'de Jean Calven'in (1509-1564) Calvanist hareketinin ve Yahudi düşüncesinin çok büyük etkisi olmuştur.

Gutenberg 1444'te icat ettiği matbaa makinesi ile ilk kitaplarını 1450'de bastı. Matbaa makinesinin çalışır hale gelebilmesi için Gutenberg'in kurşun dökümü harfleri, yağ bazlı matbaa mürekkebini ve bunun gibi bir çok şeyi daha icat etmesi gerekti. Baskıda, kırıldığı için parşömen (parchment) kağıdı kullanılamıyordu. Tekstil esaslı kağıt düzgün bir şekilde yayılabiliyor ve ince olması nedeni ile tercih ediliyordu. Fakat çok pahalı idi. Tekstil esaslı kağıdın ham maddesi tekstil idi. Bu yıllarda hiç ümit edilmeyen bir şekilde ham madde bolluğu ortaya çıktı. (Doren; 1991, 151-155)

Bir Ceneviz uç beyliği olan Kırım 1347'de doğudan Moğollar, batıdan Macaristan'dan gelen Kıpçaklar tarafından kuşatıldı. Uzun süren bu kuşatma sonunda veba hastalığı (black death) ortaya çıktı. Kuşatmadan kaçabilen bir Ceneviz gemisi 1347 yazının sonunda Sicilya'nın Messina limanına bu hastalığı farkında olmadan taşıdı. Çok hızlı bir şekilde veba İtalya'nın güneyinde orta Avrupa'ya oradan da 1349'da Almanya'ya,  İngiltere'ye ve 1350'de İskandivya ve Baltık bölgesine yayıldı. Veba salgını Avrupa'nın tarımda çalışan nüfusunun yarısını, seksen milyona yakın Avrupa toplam nüfusunun üçte birini yok etti. Ölenlerin geride bıraktıkları varlık vebadan kurtulanlara kaldı. Bunların arasında bulunan bol miktarda tekstil giyim ve ev eşyası, tekstil esaslı kağıt yapımında kullanılmaya başlandı. Artan stoklar bu türlü kağıtların fiyatını düşürdü, kitap basımı bu ucuzluk nedeniyle yaygınlaştı. Basılacak kitapların başında Latince'den çevrilen İncil'in yanı sıra, doğudan, Bizans'tan kaçırılan el yazması eski Yunan ve Roma eserleri bulunuyordu. İstanbul'un Türklerce fethinden önce başlayan rahiplerin ve bilim adamlarının İstanbul'dan kaçışı fethe yakın yıllarda ve sonra söz konusu eserlerin de kaçırılmasını  sağladı. Hele bu kitapların ucuzca çoğaltılıp dağıtılabilmesi Rönesans'ı başlatan ya da onun yayılmasını yaratan nedenlerden biri olarak sayılabilir, çünkü; eskiden yalnız zenginlerin satın alabildiği eski dil ve kültür içerikli yazma eserlerdeki bilgileri artık isteyen herkes elde edebiliyordu.

Marten Luther'in 1546'da ölümüne kadar yüksek Almanca ile yazılmış İncil'in 3400 baskısı, halk Almancası ile de 430 baskısı yapıldı. Bu basımların sonucunda tahminen bir milyon İncil satıldı. (Lindberg; 1996, 37) Luther'in tercüme yeteneği çok iyi olduğu için Luther İncil'i etkinliğini günümüze kadar korudu.   (DEVAMI SONRA)                                                   


Bu yazı 105 defa okundu.


Yorumlar


Ad Soyad E-Mail
GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR ARŞİV

KONUMUMUZ

Altıeylül / Balıkesir
MND Ajans
©2020 | Tüm Hakları Saklıdır
MND Ajans