ANASAYFA GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR KURULUŞ KÜNYE İLETİŞİM

11.01.2021

SİYASAL GERÇEKLİK
SİYASAL GEREKLİLİK

"Olur mu böyle olur mu?" dememeli.
Oldu işte, görüldüğü gibi.

Kökleri bağımsızlık savaşına dayanan;
ümmetten ulus, kuldan yurttaş yaratan;
hanedandan laik ve
modern devlet kuran;
çorak topraklarda aydınlanma ışığını yakan;
devrimlerle, çağdaş uygarlık düzeyini aşma hedefini koyan o büyük kurtarıcının-kurucunun
ilk genel başkanı olduğu
yüz yıllık örgütlü büyük bir siyasal yapının var olduğu bir ülkede, milyonların gözleri önünde hem de,
nasıl gelindi bugünlere?
Elbet bilenler bilmekte!
Elbette göz göre göre ve
elbette göstere göstere!

Nicedir Cumhuriyetçi
ilerici-halkçı yapıda,
yukarıdan aşağıya, aşağıdan yukarıya, sorumluluk üstlenen herkesin büyük payı var,
ülkenin bu noktaya gelmesinde.

Kritik eşik olarak, 1994 Yerel Seçimleri'yle özellikle de Ankara ve İstanbul olmak üzere, yerelde başlayan "makus talih" 2002 Kasım Seçimleri ile merkezi iktidarı da devraldı.
Oysa gelenlerin, "bir daha gitmemek üzere gelmiş oldukları" ne yazık ki öngörülüp doğru okunamadı.
Daha başlangıçta, bütün Cumhuriyetçileri, halkçıları, sosyal demokratları, bütün ilericileri, ta o günlerden beri muazzam bir "gaflet" teslim aldı.
Sorulduğunda, herkesin, her birinin gerekçesi farklı ama yine de herkes haklı!
Bu farklı ve haksız haklılıklardan, kimsesizlerin Cumhuriyeti,
"Yüz Yıllık Yalnızlığı" ile başbaşa kaldı!

Cumhuriyetin öz evlatları(!) kendi içlerinde "ölümüne" bir rekabetle, biri(leri)nin diğer(ler)ini adeta "mahvetme" savaşımının içine daldı!
Öylece kaldı!
Bir daha da çıkamadı!
Oysa tam bir Pirus Zaferi'ydi birbirilerine karşı o kazandıkları ve kazanmayı hesapladıkları!
Galip gelenleri bu yolda, aslında mağlup sayılırdı!
Gidenler gitsin, kalan sağlar, yeter sanıldı!
Kalanlardan da geriye, ya "yeni-eski vekil(im)" ya "yeni-eski başkan(ım)" ya da "hep vekil(im)", "hep başkan(ım)" kaldı!
Çoğu sınıf atladı,
paçayı kurtardı!
Geldiği sınıfa, sosyal tabana yabancılaştı.
Ama daima, hep
"hatırlı" sayıldı!
Fakat baş döndüren o kısır döngü hiç dur(durul)madı.
Öteki taraf, grup, hizip vb için hep bir kıyım makinesi halini aldı!
Çalkantı, çalkantı...
Hiç durmadı!
Öyle ki, içerideki skorlar için, her şey mübahtı!
Bu yolda denenmeyen, yapılmayan da kalmadı!
Geride sadece dünya ahiret unutulamayan, derin mi derin, iflah olmaz "kuyruk acıları" bıraktı!

Lakin sonsuz özveri ve emek sahibi o büyük kütlenin elindeyse hep hüsran kaldı!
Elleri böğründe kaldı.
Çünkü onların Atatürk Cumhuriyeti bağlılığı dışında ne mevki, ne makam, ne kariyer,
ne sınıf atlama hırsı,
ne de bencilliği vardı.
Onlar hep samimi kaldı.
Hep en iyiyi, en doğruyu ve başarıyı arasa da bu hiç olmadı, onu hiç bulamadı.
Bazan da bulduğunu sandı; lakin geç buldu, çabuk kaybetti!
Fakat samimiyetleri, bağlılıkları hep istismara uğradı!
Evet ama istismarın da
elbet bir sınırı vardı!
Lakin, içerideki o ölümüne rekabet ya da "skor savaşı" hiç mi hiç durmadı.
En küçük koltuktan,
en büyüğü uğruna
ne güneşler battı!
Delege savaşları, kongre meydan savaşları, büyük kurultay taarruzları!...
Sonuç; sonsuz hayal kırıklıkları!
Fakat, en kötü olanı,
atı alan her seferinde,
Üsküdar'ı aşmaya
çok çok yaklaştı!

Ancak her şeye karşın, o Cumhuriyetçi büyük yapının şekilsiz, tarifsiz, büyük umutları ayakta kaldı,
hiç yok olmadı.
İdeallerini hep yaşattı.
Aslında o, hiç yok olmayan, umuttan daha çok, Atatürk Cumhuriyeti'ne dair olan bağlılıklarıydı.
Özellikle şaibeli anayasa referandumlarıyla yerle bir olan hukuk devleti,
kaldırılan parlamenter sistem, cumhurbaşkanlığı ve kritik genel seçimlerin de ağır akıbeti, bu bağlılık gerçeğini bir türlü değiştiremedi.
Çünkü bu bağlılık, mevcut parti yapısı ile olan ilişkinin, çok çok önündeydi.
Çünkü burada, dünyada eşi benzeri görülmemiş, ölümüne bir rekabet hakimdi!
Dışa dönük, iktidara karşı olması gereken; ama hep içe dönük olarak işletilen, muazzam bir motivasyon üreten bu rekabetin sonuçları, akrebin kendini sokması gibiydi!
Yapıda, dışarıdan çok, adeta içeriye, birbirine karşı örgütlenmiş muazzam bir örgütlülük görünümündeydi.

Sayısız arkadaş-kafadar grupları, değişik, türlü beklentilere dayalı sayısız şahsi, dar oluşumlar, hemşehrilikten, bölgecilikten, etniklik ve de inanç mensubiyetinden ve çeşitli feodal ilişkilerden ve yakınlıklardan, rantçılıktan oluşan birlikteliklere dayalı olan, onu "vekil" yapma, bunu "belediye başkanı" yapma, şunu il-ilçe başkanı yapma motivasyonu dahi, yapıyı ayakta tutan o büyük fedakar kütlenin bağlılığının yerine geçemedi.

20 yıla yaklaşan karanlık sürecin, toplumun üzerine çöken olanca ağırlığı karşısında, Cumhuriyetçilerin kendi içlerinde sadece birbirilerini tasfiye için mesai harcamaları, elbette dağınıklıklara yol açtı. Kongrelerin, yönetmek için değil de adeta birilerinin ele geçirmesi gibi işletilmesi, tabandaki gönüllüğe ve fedakarlığa, telafisi mümkün olmayan
kayıplar yaratması,
görmezden gelindi.
O ildeki, bu ilçedeki sorumluluk üstlenenlerin, bütün mesaisini onu vekil yapma- yapmama, bunu belediye başkanı yapma-yapmama eylem ve işlemlerine adaması, iktidar mücadelesini ve hedefini hep erteledi, erteledi.
Bugüne gelindiii!
Evet, bütün bunlar
"siyasal gerçeklik"tir.

Tarihsel, toplumsal ve siyasal ömrünü çoktan doldurmuş bir iktidarın,
ilk seçimde sandığa gömülmesi artık kaçınılmazdır.
Laik Cumhuriyet, demokrasi, adalet ve hürriyet adına, demokratik, bütün toplumsal ve siyasal muhalefet için yegane ve birinci vazife budur.
Bu vazifenin önüne geçebilecek veya bu vazifeye yan çizecek hiçbir gerekçe ya da sebep yoktur.
İster parti içi, ister şahsi, isterse de iç ideolojik-siyasi nedenler olsun, tamamı bu vazifeye mahkumdur.
Tersi bir tutum, bu vazifenin emrediciliği karşısında, meşruiyet dışına savrulur.
Artık çok şey, hatta her şey bu süreçte ve de bu son dönemeçte şekillenecektir.

Toplum vicdanı, ülkenin ekonomik, sosyal ve siyasal manzarası karşısında inlemektedir.
Bu sese kulak vermek, ayrıca yurttaşlık görevidir.
Bu görev, her şeyin üzerindedir.
Bütün itirazların ötesindedir.
Bu "siyasal gereklilik"tir.

Bu yazı 120 defa okundu.


Yorumlar


Ad Soyad E-Mail
GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR ARŞİV

KONUMUMUZ

Altıeylül / Balıkesir
MND Ajans
©2020 | Tüm Hakları Saklıdır
MND Ajans