ANASAYFA GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR KURULUŞ KÜNYE İLETİŞİM

19.01.2021

BİR UÇAK YAPTIM

Sevgili Öğrenciler, Öykümü okuyunca şaşırıp sevineceksiniz. Siz de beni şaşırtan öyküler ve masallar yazın. Şiir de yazmayı unutmayın. Hepiniz okudukça başarılı olacaksınız. Gözlerinizden öperim.


 

Tuna'nın evi uçak alanına bakıyordu. Tuna her gün pencereden uçak alanına inip kalkan uçakları seyrederdi. 

“Bir uçak yapsam, içine binsem, bulutların üzerine çıksam, bulutların içine girebilsem! Yıldızları daha yakından görebilir miyim? Dağların tepesinde neler var acaba? Denizleri aşınca hangi ülkelere, hangi şehirlere varırım, diye çok merak ediyorum!”

Tuna günlerce düşler kurdu. Düşlerini gerçekleştirmek için bir uçak yapmak istiyordu. Uçak yapmak kolay mıydı?

Kitaplar okudu. Uçak alanına inen-kalkan uçaklara baktı. Kâğıtlara resimlerini çizdi. Fotoğraf makinesi ile uçakların fotoğraflarını çekti. Hangi malzeme ile yapabilirim, diye kaynaklardan araştırdı, düşündü, çevresindekilere sordu.

Babası terziydi. Dükkâna gelen malların kasaları her zaman evin geniş terasına yığılırdı. Bir gün keseri, çekici, çivileri alıp terasa çıktı.

 Çektiği fotoğrafları, çizdiği resimleri karşısına yerleştirdi. Onlara bakıp bakıp tahtaları kesti, ölçtü, yeniden biçti, çaktı. 

Günlerce uğraştı. Sonunda istediği gibi bir uçak yapabilmişti. Başını kaldırıp önce gökyüzüne baktı, sonra uçak alanına baktı. Yaptığı uçak, alandakilerden daha güzel olmuştu!

“Çok uzaklara uçmak istiyorum ama yolda karnım acıkırsa“ diye düşündü.

Her sabah annesi yaptığı reçelleri ona yedirebilmek için bin tane güzel söz bulurdu.

“Tuna bak. Şeftali reçelini dün yeni yaptım. Ekmeğine sürdüm. Yersen güçlü olursun.”

Tuna reçelli ekmeğini alır, annesi görmeden terasa çıkarırdı. Uçağının içine reçelli ekmeğini yerleştirirdi. Sonra “Uçarken acıkırsam, yerim” diye düşünürdü. Yaptığı uçağına bakar, düşler kurardı. Uçarken göreceği denizleri, dağları, ormanları, ülkeleri, kentleri filim gibi gözünün önünden geçirirdi. Bin bir macera yaşama isteğini düşleriyle süslerdi…

Kurduğu düşlere öyle kaptırırdı ki kendini 

“Bir yanardağın üzerinden geçersem ne yaparım? Tahtadan yaptığım uçağım tutuşur yanarsa, ben de yanarım?“ diye korkular duyardı.

Başka bir gün, annesinin sürdüğü vişne reçelli ekmeği uçağına taşırdı.     

“Afrika'dan geçerken Tarzan'ı ağaçlardan sallanırken görebilir miyim? Boğa yılanları uçağıma kuyruklarını vurur, düşürür mü? Fillerin hortumları uçağımı çekip yere indirir mi?” diye korkular içini daraltırdı.

Bunlar çok heyecanlı düşlerdi. Her sabah terasa çıkınca önceki gün koyduğu reçelli ekmeğine karıncalar dolmasa! Karıncalar, Tuna ile birlikte dünyayı dolaşmak isteyen gizemli yolculardı.“

“Uçağın yakıtı ne olmalıydı? Şimdi Tuna'nın aklını çok meşgul eden en önemli düşünce buydu! Dünyayı dolaşırken yakıt biterse gökyüzünde ne yapardı? Tuna çok düşünüyor ama bir türlü çözüm bulamıyordu!”

Annesi hemen yenmeyen reçelli ekmeklerin terasa taşındığını fark etmekte gecikmemişti! Terastaki uçağı, reçelli ekmeklere konan karıncaları görünce; oğlunun düşlerini anlamakta zorluk çekmedi! 

Babasına da uçağı gösterdi. Günlerce ne yapmaları gerektiğini tartıştılar. Annesi Tuna'nın bir psikoloğa götürülmesini istiyordu. Babası bu düşünceye katılmadı:

 “Her çocuk düş kurar! Ben de öyleydim! Büyükler de düş kuruyor. Bizim seninle kurduğumuz düşlerimizi unutuyor musun? Annem seksen yaşında, İstanbul'a gidip arkadaşlarıyla Emirgan'da çay içmeyi düşlüyor. Trabzon'dan İstanbul'a uçakla gideriz o kolay; arkadaşları yaşamıyor ki! Onları Emirgan'a nasıl getirelim? Arkadaşlarını çay bahçesinde bulacağını sanıyor!”  

Tuna'nın babası terasta oğlunun uçağını keyifle seyrederken kendisini kutladı. Oğlunun kurduğu düşleri gözleri parlayarak, merakla dinledi. Tuna şöyle diyordu:

“Baba ben uçağımla çok uzaklara gitmek istiyorum. Karlı dağların üzerinden aşmak, denizlerde balinaları görmek istiyorum. Bir sorunum var. Uçağımın yakıtını bulamıyorum. Onu nasıl uçurabilirim?”

Babası oğluna sarıldı. Yanaklarından öptü:

 “Seni yarın gerçek uçakla Ankara'ya götüreceğim. İkimizde gerçek uçağı inceleriz. Bakalım yakıtı neymiş, nasıl uçuyormuş?” 

Ankara'da Tuna ak saçlı, gözleri ışıklı psikoloji profesörü dedeyle görüştü. Profesör dede onu oyuncak dolu aydınlık bir odaya aldı. Birlikte saatlerce oynadılar. Tuna tüm düşlerini bu yüzü gülen dedeye anlattı. Tuna'nın kurduğu düşler bilim adamının çok hoşuna gitti.

 “Tunacığım, uçağınla bana da dünyayı gezdirdin. Güzel oğlum, beni çocukluğuma götürdün. Sen çok yaşa. Düşlerin, umutların hep kanatlı olsun. Bir gün uçaklarla dünyayı durmadan dolaş. Umutlarını, düşlerini insanlara anlat,” dedi.

Tuna'nın içinde güller açtı. Reçelli ekmeklerini yiyen karıncalar aklına bile gelmedi! Ah, bir de uçağına yakıt bulabilseydi! O zaman karıncaları bile gittiği yerlere götürürdü.

 “Ben seni çok sevdim dede, yine gelebilir miyim,” deyip durmadan boynuna sarıldı Prof. Dr. Atalay Yörükoğlu'nun. 

Sonra babasına dönüp şöyle dedi:

         “ Baba, hep burada kalalım. Ne çok oyuncak var! Burası oyuncak sarayı mı?”

Babası Tuna'nın elinden tuttu, sevinçle oyuncakçıları dolaştırdı. Tuna'nın seçtiği oyuncakları aldılar. Fil, zürafa, maymun, at, tren, uçak, gemi, cambaz, palyaço, dönme-dolap…

Eve dönünce arkadaşları getirdikleri oyuncaklarla oynamak için her gün Tuna'nın yanına geldiler.

 “Tuna'nın evi oyuncak müzesi gibi olmuş,” dediler.

Annesi merakla kocasına sordu:

 “Psikoloji profesörü, ne diyor oğlumuzun uçağına, uçma düşlerine, reçelli ekmeklerine, karıncalarına…”

Babası gülerek eşine baktı:

 “Diyor ki; “Bu çocuğun kanatlarını sakın kırmayın!” Bir de “Bırakın düşler kursun. Her çocuk düşleriyle büyür…”

Bu çocuk şimdi kitaplar yazan, televizyonda en güzel konuşmalarla çocukları, büyükleri büyüleyen, İstanbul'da “Oyuncak Müzesi” kuran Şair Sunay Akın.


Bu yazı 123 defa okundu.


Yorumlar


Ad Soyad E-Mail
GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR ARŞİV

KONUMUMUZ

Altıeylül / Balıkesir
MND Ajans
©2020 | Tüm Hakları Saklıdır
MND Ajans