ANASAYFA GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR KURULUŞ KÜNYE İLETİŞİM

21.01.2021

ÖZGÜR BİREY, ÖZGÜR TOPLUM

    Özgürlük talebi, yaşamın her alanında, her zaman bir insanlık hakkıdır.

     Özgür birey, özgür toplum, özgür düşünce açıklama hakkı, özgür basın, özgür yayın, özgür örgütlenme hakkı, özgür iletişim, kısaca özgür yaşama hakkı taleplerimiz devam etmektedir ve edecektir.

     Özgür birey yaratıcı olur. Özgür birey girişken ve girişimci olur. Özgür bireyler daha güzel bir demokratik yaşam oluşturabilir.

     Doğal olarak özgürlüğün de bir sınırı vardır. Bir başkasının özgürlük alanına girmeden, evrensel hukukun, anayasanın ve yasaların çizdiği çerçevede bu hak kullanılır.

     Özgür bireyler, özgür toplumu oluşturur.

     Toplum ve bireyler baskı altında ise, korku-tehdit egemense, o toplumda yaratıcı yeni fikirler, yeni eserler ortaya çıkmaz.

     Baskıcı rejimlerde idari kademelerdeki görevliler inisiyatif (sorumluluk alma ve tek başına karar alabilme) kullanamazlar. Elini taşın altına koyamaz, korkarlar. Özgüvenleri zayıftır.

                                   ****

     Almanya'da çalışan bir işçimiz anlatmıştı.

    - Şehir içinde bir yolda tek başıma yürüyordum. Yanımdan bisikletli bir çocuk geçti. Sekiz- on metre sonra da sendeledi düştü. Ben hemen koştum. Çocuğa yardımcı olup kaldırmak istedim. O sırada kol kola yürüyen bir hanımla bir bey yanımıza geldiler.

  - Ne oldu beyefendi, dedi. Ben de;

  - Çocuk düştü, ona yardım ediyorum, dedim.

  - Çocuk bizim çocuğumuz, biz görüyoruz. Bırakın o düştüğü gibi kalkmasını da öğrenecek, dedi. Teşekkür ettiler. Ben de oradan ayrıldım, diye anlatmıştı. 

     Kişiler çocukluktan itibaren böyle kendine güven (özgüven) kazanarak yetişmişse, karar vermede de endişe yaşamazlar. Kendi kararını kendileri verebilirler. Yaratıcı olurlar. Korku, baskı ve panik yetenekleri köreltir. Girişimde bulunamazlar.

                                  ****

     Yine çok öncelerden, ders çıkarılacak bir anımla devam edelim.

     Batı Trakya'da (Yunanistan) görev yaptığım zaman, azınlık Türk çocukları için, Lozan Antlaşması gereği, Türkiye'nin gönderdiği 35 öğretmenden biriydim. Tüm arkadaşlarla iyi ilişkiler içindeydim. Trabzonlu Ahmet Akşan'la (rahmetli oldu) fikir ve duruş yönünden daha iyi arkadaştık, dosttuk.

     Yunan ilgili makamları her yıl üç-beş öğretmeni ‘'istenmeyen adam'' ilan ederdi. Bu kişiler bir ay içinde o ülkeden ayrılmak zorundadır. Yenisi gelene kadar altı ay, bir yıl geçer. Yazık bizim azınlık çocukları öğretmensiz kalır. Tam bir Bizans oyunu, cahilleri yönetmenin çok daha kolay olduğunu onlar da biliyorlar.

     Görev yapacağım son ders yılı beni, Ahmet'i ve iki öğretmen daha dört kişiyi ‘'istenmeyen adam'' ilan ettikleri haberi geldi. Ankara'da buluştuk. Elimizde gri renkli görevli pasaportumuz vardı. Bu pasaportla vizesiz her ülkeye gitme hakkımız bitmeden Ahmet arkadaşımla Almanya'ya gitmeye karar verdik.

     İstanbul'a geldik. Bosfor Turizm'den bilet aldık. Otobüsün ikinci katında yerimiz güzel, yola çıktık. Kapıkule Gümrük Kapısı'nda pasaport kontrolü sırası bize geldi. Pasaportu verdim, görevli;

  - Görev yazınızı da verin, dedi. Verdim. Baktı, baktı ;

  - Bunun süresi bitmiş, size çıkış veremem dedi. Neler söylediysek de dinletemedik. Otobüsteki tüm yolcuların işlemi bitmiş, bizi bekliyorlar. Otobüs şoförü ;

  - Çıkış alamadınız, eşyalarınızı alın siz kalın, biz yolumuza devam edelim, dedi. Yapacak bir şey yok. Öyle yaptık. Hayallerimiz suya düşmüştü.

     Ahmet'le durum değerlendirmesi yaptık. Bu geziyi mutlaka yapmalıydık. Doğru Ankara'ya gittik. Milli Eğitim Bakanlığı'na sabah saat 10,00'da girdik. Durumu ilgili şube müdürüne anlattık. Tarihi geçmiş görev yazımızın yenilenmesini istedik. Şube müdürü tereddüt içinde, oraya buraya soruyor, telefonlar açıyor, bir türlü yazıyı nasıl ve hangi makama hitaben yazacağına karar veremiyor. Sorumlu olmaktan korktuğu anlaşılıyor. Biz ‘'İlgili Makama'' başlığı ile yazın, her yerde geçerli olur, diyoruz. Bir türlü yazamıyorlar. Saatlerdir işimiz görülmüyor. Yıl 1982, darbeci General Kenan Evren başta esip gürlüyor.Herkes gölgesinden korkuyor. 

     Baktım Genel Müdür odasından çıktı. Hızla yanına gittim. Kendimi tanıttım. Olayı ve yaşanan endişeyi kısaca anlattım.

- İlgili Makama diye yazsalar, bu yazı gümrüklerde ve her yerde geçerli olur, sanırım dedim. Şube müdürüne işaret etti, Yanına çağırdı.

  - İlgili makama başlığıyla yazın, dedi. Yazı on dakikada yazıldı, onaylandı, bize verildi. Biz yazıyı alıp Bakanlığın kapısından çıkarken saat 16,00 idi.

       Sonuç olarak biz o geziyi gerçekleştirdik.

                                ****


     Daha o zaman anladım ki, dikta dönemlerinde, yetkilerin tek kişide toplandığı durumlarda işler hızlı yürümüyor. Tek kişi, örneğin padişah her şeyi bilemez, bilmek zorunda değildir. Baskıcı rejimlerin toplumda oluşturduğu korku ve panik işleri daha da tıkanık hale getirir. Tek karar verici her olaya tam zamanında yetişemez.                           

     Özgür insanlar, özgür toplumu oluşturur. Özgür toplum olabilmesi için basın-yayın-haberleşme özgür olmalıdır. Hukukun üstünlüğü ilkesi ve adaletli bir devlet yapısı oluşturulmalıdır. Özgür ve özerk üniversite olmadan bilim üretilemez. 

      Bu talepler için yaşamalıyız, çaba göstermeliyiz.

                             ****

     Sağlıklı ve huzurlu günler dilerim.


Bu yazı 261 defa okundu.


Yorumlar


Ad Soyad E-Mail
GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR ARŞİV

KONUMUMUZ

Altıeylül / Balıkesir
MND Ajans
©2020 | Tüm Hakları Saklıdır
MND Ajans