ANASAYFA GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR KURULUŞ KÜNYE İLETİŞİM

05.03.2021

FOK YAVRUSU ANNESİNİ ARIYOR

Emre hızlı yürüsene oğlum! Neden çevrene bakınıp duruyorsun? Al, şu köpeğinin zincirini de elimden!”

Emre deniz kıyısında ses duyduğunu sandı. Sesin geldiği yöne doğru gidiyordu.

“Oğuz köpeğime sahip ol! Ben uçurumun kenarından kıyıya kadar ineceğim. Bir ses duyuyorum. İnsan sesi değil bu! Yardım isteyen acılı bir ses. Rüzgâr çok hızlı, duyduğum sesi alıp götürüyor.”

Emre'nin arkadaşları da meraklandılar. Onu yalnız bırakmadılar. Selinle Görkem ayrılmaz ikiliydi. Cavit Oğuzla anlaşamadığı için Emre'nin peşinden ayrılmadı. Hepsi heyecanla yamaçtan aşağıya uçarmış gibi indiler. Dar bir patikanın sonunda yaralı fok yavrusunu kanlar içinde gördüler. Çakılların üzerinde koyu gri renkli fok yavrusu yatıyordu. Gözleri yarı kapalıydı. Çok bitkin görünüyordu. Çocuklar şaşırdılar. Heyecandan ne yapacaklarını bilemediler. Sağa-sola koşuştular. Her kafadan bir çözüm önerisi geldi. Oğuz elinde Emre'nin köpeği Karabaş tepeden en son indi. Arkadaşlarının yanına gelince onlarla alay etti:

Neden şaşkınlaştınız? Koşuşturup durmayın! Biriniz gitsin çevre bilimcilere haber versin. Hiç kimsede telefonları yok mu? Bu saatte büro açıktır. Yorulmuş, acıkmış görmüyor musunuz? Fırtınada kıyıya vurmuş.”

Görkem kendisini ilk toplayan oldu:

Bu yavru mu Oğuz? Küçük görünmüyor!”

Yavru, yavru! Görmüyor musunuz? Annesini arıyor.” 

Selin telaşlandı:

Annesini nasıl bulabiliriz?”

Oğuz alaycılığını yine sürdürdü:

Biriniz belediyeden duyuru yaptırın. Belki ailesi almaya gelir!”

Cavit kararlı bir sesle bağırdı:

Ben gidiyorum. Biyolog Harun Amca'ya haber vereceğim. Ne yapılacağını o bilir.”

Görkem bir çığlık attı:

Bunun boynunda, yüzgecinde yaralar var. Çevredeki köpekler yapmıştır.”

Oğuz elindeki Karabaş'ın zincirini salladı.

Şimdi de gelsinler bakalım. Benim Karabaş'ım onları yaklaştırmaz!” 

Emre köpeğin başını okşadı:

“Benim köpeğim bir tanedir. Oğuz, unuttun galiba köpek benim!”

Karabaş bu kadar ilgiyi görünce şımardı. Fok yavrusunun çevresinde dönerken her yana havlamayı sürdürdü. Hav… Hav… Hav…

Kıyıdaki çocukları gören balıkçılar tekneyi kıyıya çektiler. Balık dolu ağları kumların üzerine serdiler. Özel bir yöntemle balıkları ezip yavru foka yedirdiler. 

Biyolog Harun Amca'nın cipi uzaktan göründü. İlk yardım çantası elinde Harun Amca koşarak çocukların yanına geldi. Balıkçıların yardımına çok sevindi.

“Şimdi kuyruğundan, yüzgecinden sıkı tutun da yaraları temizleyelim. Yaraların hiçbiri derin değil. İlaçlanınca çabuk iyileşir. “

Çocuklar üzüntüyle sordular:

“Bir daha yüzebilir mi? Karada ne kadar yaşar?”

Harun Amca gülerek baktı:

“Balıkçı amcalara yalvarın. Her gün fok için balık yakalasınlar. Bunlar obur olur. Çok balık yerler! En önemlisi annesini bulmak!”

Balıkçılar tüm koyları dolaştılar. Başka fok yoktu çevrede. Çocuklar nöbetleşe yavru fokun başında kaldılar günlerce. Karabaş çevredeki başıboş köpeklerden koruyan en önemli korucuydu. Geceleri balıkçılar fokun başında kaldılar. Her sabah çocuklarla nöbetlerini değiştirdiler. Günlerce anne fok denizden çıkıverecekmiş gibi ufukları gözlediler. Oğuz bile bu bekleyiş sırasında kayıtsızlığını kaybetmişti:

“Yok… Yok… Anne fok bunu arıyordur ama bulamıyor. Karşıki adalardan ya da uzak koylardan mı geldi bu güzel yavru?”

Görkem telaşlı:

“Biz bunu yüzdürsek Harun Amca, olmaz mı?”

Harun Amca karşı çıktı:

“-Denizde tehlikeler var! Siz bilemezsiniz! Annesi olmadan yuvasını nasıl bulacak?”

Cavit başını salladı:

“Burada balıkla besliyoruz. Balıkçı amcalar sağ olsun”!

Oğuz Cavit'e sataşmaya başladı:

“Ohh! Cavit, balık balıkçılardan, su denizden… Gel keyfim gel!”

Görkem fırsatı kaçırmadan atıldı. Oğuz'a sataşma fırsatlarını kaçırmazdı:

“Öyle söylenmez Oğuz! “Ekmek elden su gölden,” denir. “Senin gibi beleşçiler için…”

Körfezin tüm balıkçıları yavru foku görmeye geldiler. Yaralı yavruyu merak etmişlerdi. Gelenler eli boş gelmiyorlardı. Hepsi birer kova balık getirdiler. Karabaş bu bekçilikten çok hoşnuttu. Bol bol balık yedi.

“Bu civarın fok yuvalarına baktık. Fırtına hepsini uzaklara savurmuş.”

Foku görmeye gelen balıkçılar, getirdikleri balık dolu kovaları bırakırken fokun annesini aramaya devam ettiklerini de söylediler.

Oğuz alaylarını yeniden sürdürmeye başladı:

“Çevreden odun toplayalım. Kumsalda ateş yakalım. Armağan balıkları bitirmesine yardım edelim arkadaşlar.” 

“Hugh… Hugh… Hugh… “

Cavit çevresine telaşla bakındı:

“Emre duyuyor musun? Yavru cevap veriyor. Çocuklar hepiniz dinleyin. Sesleri duyuyor yavru fok!” 

Emre'nin yüzü güldü:

“Dalgaların arasında anne fokun başını görüyorum. Yavrusunu çağırıyor.”

“Hugh… Hugh… Hugh…”

Çocuklar ellerini çırptılar. Havalara zıplayıp birbirlerine sarıldılar. Yavru fokun çevresinde dans edip döndüler. Karabaş öyle çok havladı ki çalıların üzerindeki kuşlar ürküp kaçtılar. Havada kuş sesleri kaldı…

Harun Amca'ya cep telefonuyla haber verdiler. 

“Ben Emre Harun Amca, fokun annesi geldi.” 

“Tamam Emre, ben şimdi geliyorum.”

Görkem üzgün bir yüzle şöyle dedi:

“Ah! Fokiciğimiz annesiyle giderse biz nasıl dayanırız buna. Öyle alışmıştık ki onu görmeye…”

Selin bilmiş bilmiş başını salladı:

“Harun Amca, “Bunların soyu tükeniyor, Çok iyi bir iş yaptınız, çocuklar. Korumalıyız! Elli tane kalmış,” dedi.

Görkem yavru fokun çevresinde dolaştı:

“Okul gazetesine fotoğraflarını koydum. Nasıl kurtardığımızı, koruduğumuzu yazdım.”

Oğuz çok hiddetlendi:

“Senin yüzünden buraya gelmeyen, yavru foku görmeyen öğrenci kalmadı okulda! Okul aile birliği minibüslü gezi turları düzenledi. Adımız kahramana çıktı. Yediklerinin, içtiklerinin atıklarını temizlemek de bize düştü!”

Cavit, Oğuz'dan geri kalmamalıydı.

“Oğuz, Görkem'in heykelini okul bahçesine dikmeyi düşünüyoruz. Şu yavru foku annesine sağ salim teslim edelim de bundan sonraki işimiz, Görkem'in heykelini okul bahçesine dikmek olacak! Üzerine kocaman “Kurtarıcı” yazılacak!”

Görkem elinde balıkçı küreği ile ikisini de kovaladı:

“Siz ikiniz okul gazetesine yazı yazıyorum diye beni kıskanıyorsunuz. Ben de sizi yazmaz mıyım?  Baskette sayı yapamıyorlar,” diye.

Çocuklar birbirlerini kovalayıp şakalaşırken anne fok, sesler çıkarıp bir kıyıya yaklaşıyor, bir derinlere dalıyordu. Yavru fok canlandı. Annesinin sesine ses verdi. Çocuklar da bu seslere katıldılar, coştular. Yavru foku ite ite suya yuvarladılar. 

“Oh! Çok güzel oldu! Fokimiz annesine kavuştu!” 

Hepsi bu kavuşma anını kaçırmadan fotoğrafladılar. Elinde fotoğraf makinesi olmayan yoktu! Foki annesiyle oynaya, yuvarlana denizde açıklara doğru gözden kayboldu.   


Bu yazı 126 defa okundu.


Yorumlar


Ad Soyad E-Mail
GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR ARŞİV

KONUMUMUZ

Altıeylül / Balıkesir
MND Ajans
©2020 | Tüm Hakları Saklıdır
MND Ajans