ANASAYFA GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR KURULUŞ KÜNYE İLETİŞİM

15.03.2021

“VAKİT ÇOK GEÇ OLMADAN” DÖNÜLMEZ AKŞAMIN UFKUNA VARMADAN!

Bilinen bir şarkı olup çok da ünlüdür.
İstenilmese de dönüşü olmayan bir menzile, göz göre göre ve çaresizce sürüklenişi ifade eder.
Kaygı ve hüzünle, yazıklanarak hem de içi burkularak.
Kimi zaman da için için ağlayıp sızlayarak.

Sözleri, Yahya Kemal Beyatlı'ya; bestesi de Münir Nurettin Selçuk'a ait olan şarkının başlangıcı bugüne uyarlandığında:
“Dönülmez akşamın ufkuna varmadan/ Vakit çok geç olmadan.
Cihana bir daha gelmek hayal edilse bile/Kalsın, istemez böylesine bir kötü akıbet ile…”

Şarkı, her ne kadar insan ömrünün son demlerine ilişkin olsa da, başka çağrışımlar da yapmaktadır.
Çünkü ne yapılsa da insan ömrünün sınırı-süresi az çok belli olup; kaçınılmaz son kesin ve kopuş beklenendir.
O hüzün, o korku ve kavruluş da bu nedenledir.
Bir daha geri gelmemek üzere olan bu gidiş, biz faniler içindir.
Sonsuza dek mecburi terk ediş ve istenmeyen bitiştir.

Peki, söz konusu olan; 100 yıllık bağımsızlık ve Cumhuriyet ise?
Ülkede iç barışın, kardeşliğin, güvenin ve birliğin güvencesi laiklik ise?
Çağdaş uygarlık hedefi ise nicedir her yanından yaralar alan?
Bir de hayali bile edilemeyecek kadar olan, hep yaptıkları yalan üzerine yalan…

Ey aklı selim, ey sağ duyulu ve sosyal, siyasal, demokrat olan!
Dönülmez akşamın ufkuna varmadan, vakit çok geç olmadan!
Biliyorsun, dövünmek nafile olur varınca; kolay çıkış yoktur artık oradan.

Seslenmekte yüz yıllık Cumhuriyet, imdat içinde zincirli hürriyet, hüzün içinde adalet ve memleket.
Sanki yüz yıl önceki aynı noktada; çıkarlarla ihanetler yan yana.
Tarihte de bedhahların emelleri, hesapları birleşmişti.
Halkın birliği, dirliği nasıl da örselenmişti.
Dönüşü olmayan bir yola girilmişti.
Cihana bir daha gelmek hayal edilse de bile; kim avunmak ister ki bu teselli ile.
Olanlar, gözler önünde olmakta; toplum da giderek yorulmakta.
Akşamın alaca karanlık ufkunda, hele bir de vakit, çok geç olduğunda?...

1950'den beri bu ülkeyi ilerici, halkçı, toplumcular, sosyal, siyasal demokratlar yönetmedi.
Tersine hep dışlandı, itilip kakıldı, hapislere atıldı, kör kuyularda merdivensiz bırakıldı.
İnsan hakları, temel hak ve özgürlükleri hep baskılandı.
Basın-medya özgürlüğü ve ifade hakkı kullanılamaz bir hal aldı.
Emperyalizmin ve uluslararası sermayenin güdümündeki hakim siyasetle hem laiklikten hem demokrasiden uzaklaşıldı.
Ülke kaynakları yağmalanıp, ırmağın yönü hep aynı yere akıtıldı.
Halk iliklerine kadar yoksullaştı, sömürü azgınlaştı.
Aş, iş ve hak talebi baskılanıp yok sayıldı.
Hak, hukuk, adalet kaldırıldı.
Hak arama yolları tıkandı.

Bir yanda iktidardaki hakim siyaset bulunmakta ve iktidara devam etmenin yollarını aramakta.
Bir yanda da parlamenter demokrasi, hak-hukuk-adalet ve hürriyet; iş-aş, toplumsal barış için “demokrasi ittifakı” yer almakta.

Bir de ülkenin önünde erken veya zamanında seçimler bulunmakta.
Bu durumda, en gerçekçi, en geçerli ve de en isabetli yurttaşlık tutumu, her koşulda demokrasiden yana durmaktır.
Bunun siyasetteki şekil almış hali ise “demokrasi ittifakı”dır.
Şahsi veya örgütsel siyasi çizgisi laik, demokratik parlamenter cumhuriyetle, adalet ve hürriyetle kesişen herkes için ilk seçimler "kritik eşik"tir.

Bu kritik eşik başarıyla geçilemezse eğer, sonrası herkes için siyaseten “hiç”tir.
Hele de Cumhuriyet ve demokrasi için, en “dip”tir.
Bu durumda, aynı parti içinde, hangi sebeple olursa olsun, alışılmış bütün küçük hesaplar ve hesaplaşmalar için de aynı akıbet geçerlidir.
Bu "kritik eşik" her ne olursa olsun siyasette ille de “selin önünden kütük kapma” derdiyle yanıp tutuşanlar için de geçerlidir.
Bu "kritik eşik" yetkili olmasa da parti içindeki mevcudiyetlerini partinin önünde tutup, en başta vekillik olmak üzere ille de bir şeyler olabilme adına gözü başka hiçbir şey görmeyenler için de geçerlidir.

Ülkenin önündeki bu en "kritik eşik" partide görev ve sorumluluk sahibi olup da, anayasanın bile rafa kaldırıldığı şu zamanda, en geniş dayanışmayı gerçekleştirerek yaymak varken, parti içi bazı şekli süreçleri “dar tüzükçülük aşkı” ile işlevsizce ve sadece faydasız “faydacılık” derdiyle sürdürmecilik için de geçerlidir.

Vakit çok geç olmadan, dönülmez akşamın ufkuna varmadan, ilk seçimlerde “Demokrasi İttifakı” ile ülkenin önündeki en “kritik eşik” mutlaka başarı ile aşılmalıdır.
Bunun yedeği yoktur, vebali vardır.
Çok çok ağırdır, kaldırılamazdır, taşınamazdır.

Bu yazı 132 defa okundu.


Yorumlar


Ad Soyad E-Mail
GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR ARŞİV

KONUMUMUZ

Altıeylül / Balıkesir
MND Ajans
©2020 | Tüm Hakları Saklıdır
MND Ajans