NECDET AYTEKİN
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Demokrasi, Hukuk ve Fetret Hatırlatması

Demokrasi, Hukuk ve Fetret Hatırlatması

service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
Türkiye’nin siyasal tarihinde, güç mücadelelerinin gölgesinde şekillenen kritik dönemler vardır. Osmanlı’nın “Fetret Devri” örneğinde olduğu gibi, otoritenin sorgulandığı, millet iradesinin yön aradığı ve siyasi belirsizliklerin toplumsal huzuru etkilediği dönemler…
Bugün Türkiye, özellikle de İstanbul bağlamında, demokrasi ve hukukun üstünlüğü açısından benzer bir sınavdan geçiyor.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’nın tutukluluğu, kamuoyunda geniş tartışmalara yol açmaya devam ediyor. Hakkındaki suçlamalar yargı sürecinde elbette değerlendirilecek; ancak seçilmiş bir yöneticinin görev başında değil cezaevinde bulunması, Türkiye’nin demokratik teamülleri açısından kaygı oluşturmaktadır.
Burada mesele yalnızca bir kişinin hukuki durumu değildir. Mesele, milyonlarca seçmenin iradesinin, hukukun bağımsızlığı ve demokratik meşruiyet çerçevesinde korunup korunmadığıdır.
AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı’nın yıllardır tekrar ettiği “İstanbul’u alan Türkiye’yi alır” sözü, siyasi gerçekliğin çarpıcı ifadesidir. Bu bakış açısı, İstanbul’u yalnızca bir belediye değil, ülkenin siyasi nabzının merkezlerinden biri haline getirmiştir. Böyle bir denklem içinde İstanbul’un yönetimine ilişkin her adım, hem siyaseten hem hukuken büyük anlam taşır.
Son günlerde kamuoyunda dillendirilen kayyum iddiaları, siyasi gelişmeler ve yargı süreçleri üzerinden yorumlar yapılmaktadır. Hukukun üstünlüğü ilkesinin güçlü olduğu bir demokraside beklenti şudur:
Halkın oyuyla gelenin halkın iradesi dışında bir yöntemle uzaklaştırılması değil, sandıkta hesap vermesi.
Bu bağlamda CHP Genel Başkanın Özgür Özel in “güveniyorsanız sandığa gelin, millet karar versin” çağrısı, demokratik özgüvenin doğal sonucudur. Seçim rekabeti, ancak adil koşullarda ve halk iradesinin gölgesiz tecelli ettiği zeminde anlam kazanır.
Bugün Türkiye’nin ihtiyacı;
• Gerilim değil hukuk,
• Kutuplaşma değil demokratik uzlaşı,
• Güçlü kurumlar, bağımsız yargı ve özgür seçimlerdir.
İstanbul’un yönetimi üzerinden yaratılan kriz atmosferi, ülkeye fayda sağlamaz. Devlet aklının, millet iradesinin üstünlüğünü her şeyin üzerinde konumlandırması, demokrasi kültürümüzün temel taşıdır.
Unutmayalım:
Millet iradesi tartışmaya açıldığında, kazanan olmaz; kaybeden hep toplum olur.
Türkiye’nin geleceği, sandığa, hukuka ve demokrasiye saygıdan geçiyor.
Tarih, bu dönemi yazarken “fetret” değil, hukukun ve millet iradesinin kazandığı bir dönem olarak hatırlasın.
Bugün kamuoyunda dillendirilen iddialar, siyasi çekişmeler, güç arayışları bir yana… Devlet dediğimiz mekanizma, günü değil geleceği düşünerek hareket etmek zorundadır. Devletin varlık temeli, kurumların ciddiyeti ve sürekliliğidir. Yargıdan yasamaya, yürütmeden yerel idareye kadar her alan, topluma güven vermelidir.
Bu yüzden diyoruz ki:
• Hukukun üstünlüğü tartışma kaldırmaz.
• Seçilmiş irade, masa başında değil sandıkta değerlendirilir.
• Partiler değil, millet ülkeye yön verir.
Toplumsal güven, ancak adalet duygusuyla inşa edilir. Adalet ise siyasetin değil, hukukun alanıdır.
Bugün Türkiye’nin ihtiyacı; yeni polemikler, yeni gerilimler değil, güçlü demokrasi, güçlü hukuk ve güçlü toplumsal barıştır.
Milletin gündemi bellidir:
Ekonomi, yaşam koşulları, özgürlükler, gelecek kaygısı ve huzur.

Demokrasi, Hukuk ve Fetret Hatırlatması
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Yenihaber Gazetesi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin