ANASAYFA GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR VATANDAŞ DİYOR Kİ KURULUŞ İLETİŞİM

ÇEVRE TAHRİBATI FELAKET VE SALGINLARIN KAYNAĞIDIR

Haber:C.Saffet Yılmaz

         Burhaniye Çevre Platformu bugün Burhaniye Cumhuriyet Meydanı'nda 5 Haziran Dünya Ççevre Günü nedeni ile yaptığı basın açıklamasında tüm dünya ve ülkemizde yaşanan çevre tahribatına dikkat çekerek,sorunun ortak olduğunu ve bedelinin tüm canlılar tarafından ödendiğine dikkat çekti.BURÇEP tarafından yapılan kitlesel basın açıklamasında şu görüşlere yer verildi.

         “1972'de Stockholm'de düzenlenen ilk Dünya Çevre Zirvesinde tüm ülkelerin katılımıyla alınan karar gereğince 1973'den bu yana her yıl 5 Haziran ‘Dünya Çevre Günü' olarak kabul ediliyor. O günden şimdiye kadar  hava kirliliğine, atık sorununa, nükleer atık tehdidine, plastik kirliliğine, artık bir ekolojik krize dönüşen küresel iklim değişikliğine, biyoçeşitliliğin her geçen gün azalmasına, doğal yaşam alanlarının insanlar tarafından artan oranda işgal edilmesine dikkat çekildi. Çözüm için de toplumların siyasal güçler üzerinde baskı oluşturması hedeflendi.Çevreye duyarlı olmayan politikaların yarattığı çevresel yıkımın acı sonuçlarını hep birlikte yaşıyoruz. Sonuç olarak kuruyan dereler, yok olan tarım arazileri, nesli tükenen canlılar, kirlenen havamız, suyumuz ve toprağımız yani kirlenen yaşam alanlarımız. Doğal yaşam alanlarına insanın girişi sürdükçe yeni pandemilerin yaşanması kaçınılmazdır.Çevre alanında mücadele eden emek,sağlık ve çevre örgütlerinin, STK'ların uyarılarının, çalışmaların ne denli önemli olduğunu günümüzde çok acı biçimde görmekteyiz. Çevre ekoloji mücadelesi her şeye karşı hepimizin yaşamak ve gelecek nesillerin yaşam hakkını korumak için çabaladığı bir mücadele alanıdır.Çevre tahribatları felaketlerin, salgınların kaynağıdır..

 Kısaca sorun ortaktır, bedel tüm insanların, tüm canlıların ödediği bir bedeldir.Doğaya ve çevreye karşı haince yapılan her davranış, geciken her önlem, verilen her zarar, her tahribat bir sarmal gibi her yeri, herkesi etkilemektedir. 

         Hepimiz, bu doğanın sahibi değil, bizi birbirimize bağlayan ekosistemin bir parçasıyız. Bu bütünlük içerisinde dünya çevre gününü karşılamak ve etrafımızda olup biten her şeye aynı duyarlılıkla yaklaşmamız gerekiyor. Bir başkasının nefesinin varlığıyla hayat bulduğumuz bu ekosisteme karşı sorumluluklarımızı bir kez daha hatırlamak zorundayız.Eko sisteme karşı büyük bir sorumluluğumuzun olduğu kesindir. Çevre deyince de bütün canlıların yaşamları boyunca birbirileriyle ilişkilerinin şekillendiği, biyolojik sosyal ekonomik bir kültürel ortamdan söz ettiğimizi unutmayalım.

   Ormanların, tarım arazilerinin, su kaynaklarının tahrip edilmesi, kömürlü termik santraller, nükleer santraller, atmosferde biriken gazlar, HES'ler, RES'ler, betonla kaplanmış soluk alacak alanların bırakılmadığı kentler, dünyayı kaplayan plastikler, genetiği bozulmuş gıdalar, kimyasal atıkların neden olduğu çevre kirlilikleri ve daha da arttırabileceğimiz bu tahribatlar tüm canlılara, doğaya, çevreye, insanlara, hayvanlara, bitkilere, her şeye zarar vermektedir.Bu göstergelere rağmen kapitalizm ve yerli işbirlikçileri doymak bilemeyen kar hırsı ile ne yazıktır ki çevre tahribatlarına, doğanın dengesini alt üst etmeye devam etmektedir.

Rize İkizdere İşkence Vadisinde taş ocağı, Artvin Cerattepe , Çanakkale Kaz Dağlarında altın madeni kurma girişimleri. İzmir Yarımada Bölgesinde turizm bahanesiyle doğal alanların imara açılma girişimlerinin yapılması, Trakya'daki, Saros'daki yıkım projeleri, Atatürk Orman Çiftliği'nin betonlaştırılması,kuzey ormanlarının yok edilmesi, ekolojik bütünlüğün parçalayarak 3. Havalimanı'nın her türlü bilimsel itiraza rağmen inşası, coğrafyanın yol göstericiliğinin ve bilim insanlarının kanıtlarını reddederek Kanal İstanbul ve benzeri rant projelerinden ısrarla vazgeçilmemesi, Bugün yani Dünya Çevre Günü'nde söyleyeceğimiz sözlerin geçerliliğini yitirmesine yol açmaktadır.

          Burhaniye, İvrindi, Gömeç, Ayvalık, Bergama ve Havran ilçelerinin tepesinde Türkiye'nin ikinci büyük madeni açılması başka bir felakettir. TÜMAD madencilik Madrada pervasızca davranıyor. Bölgede kendine destekçilerde bulmuş. Herhalde aralarında maddi bir şeyler dönüyor. Bir saniyede 59 litre su tüketerek siyanürle altın ayrıştırması yapılıyor. Bu ayrıştırmada açığa çıkan veya serbest kalan ağır metalar tüm canlı ve cansız varlıklara kesin olarak zarar verdiğini hiç kimse inkar edemiyor. Madra dağı çevresinde tarım ve hayvancılıkla geçimini sağlayan çiftçilerin şikayetleri ortaya çıkmaya başladı.

   Kapalı bir körfez olan Edremit Körfezine,  derin deşarj sistemiyle körfezin kanalizasyonunu körfeze atma projesi var. Bu gerçekleşirse denize girmek bir tarafa, kıyılarda yaşama imkanı da kalmayacak. İleri arıtma yapılmadan uygulanacak olan derin deniz deşarjı, arıtılmamış pisliğin denize gönderilmesi demektir.

Son günlerde Marmara Denizi'nde yaşanan deniz salyası (deniz müsilajı) ; denizin aşırı kirlenmesi / kirletilmesi sonucu yaşanan bir çevre felaketidir. Böyle sorumsuzluk devam ederse aynı felaketi Edremit körfezinde de yaşayacağız.

         Son derece zengin bir bioçeşitliliğe sahip sulak alanlarımız teker teker ranta kurban edilirken Edremit Körfezi'nde varlığı  tehdit altında olan Akçay Dalyan sulak alanı da engel olamazsak bu tehditten ne yazık ki payını almak üzere. Burhaniye Kadıncık deresi sulak alanı, yılan balıklarının üreme alanı olması nedeni ile koruma altına alınmasına rağmen yok olma tehlikesi ile karşı karşıya.

Ekolojik yıkımın tüm hızı ile sürdüğü bir ortamda yapılacak ekolojik onarımın göstermelik olacağı ve 2021 yılı için belirlenen bu temanın sonuçsuz kalacağı açıktır. Her şeyden önce ekolojik yıkımın durdurulması ve bu yıkımın nedenlerinin iyi anlaşılarak ortadan kaldırılması gereklidir.Unutulmamalıdır ki çevreyi ve doğayı korumak, sağlıklı yaşam alanlarının niteliklerini artırmak bir zorunluluktur artık. Yaşanabilir ve yenilenebilir bir çevre, temiz su ve temiz hava insanların en doğal hakkıdır,  Ülkenin dört bir tarafında doğayı korumak için, özgürlük, barış, adalet ve insanca bir yaşam için bir araya geldiği Gezi'nin 8. Yıldönümüne gelen bu günlerde ve Çevre sorunlarının bütün dünya toplumları için büyük bir tehdit oluşturmaya devam ettiği bu koşullarda, tüm insanların çevresel ve toplumsal duyarlılıkla doğa tahribatlarına karşı çıkması, çevre sorunlarına karşı önlem alması, önlemleri takip etmesi ve doğaya çevreye uygun davranış geliştirmeleri zorunluluktur.

Her 5 Haziran Dünya Çevre Günü; sağlıklı doğada yaşam hakkımızı savunma kararlılığımızı artırmamızı sağlamaktadır. '' (www.yenihabergazetesi.net)

 


Yazarlar


GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR ARŞİV

KONUMUMUZ

Altıeylül / Balıkesir
MND Ajans
©2020 | Tüm Hakları Saklıdır
MND Ajans