BESİME CEYLAN
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Balıkesir Kitap Fuarı’nda Ivan MLADANOV Söyleşisi ve İmza Günü”

Balıkesir Kitap Fuarı’nda Ivan MLADANOV Söyleşisi ve İmza Günü”

0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Balıkesir Büyükşehir Belediyesi’nin desteği ile bu yıl ikincisi düzenlenen ve birçok kategoride binlerce kitabın yer aldığı “2.Balıkesir Kitap Fuarı” günleri hız kesmeden devam ediyor.   

Fuar kapsamında Bulgaristan Bilimler Akademisi öğretim üyesi ve semiyotik alanında uzman Prof. Dr. Ivan MLADENOV “Charles Peırce’ün Göstergebilimi Bağlamında Metaforların Kavramsallaştırılması” başlıklı kitabını ilgilileri için imzaladı ve muhteşem bir söyleşi gerçekleştirdi. 

Orijinal ismi “Conceptualizing Metaphors: On Charles Sanders Peirce’s Marginalia” adlı çalışma; Peirce’nün felsefesi, evrimsel kozmolojisi ve marginalia (kenar notları) üzerinden metaforları ve anlamın nasıl üretildiğini inceleyen akademik bir çalışmadır. Mladenov, Peirce metinlerindeki marginaliaları zihinsel sıçramaları yakalamak için bir argüman olarak kullanmaktadır.

Kitap, Bulgarcanın yanı sıra İngilizce, Japonca ve Türkçe olarak yayımlanmıştır. Türkçe çevirisi Mustafa Özsarı, Bekir Derinöz ve Aydın Güler’in müşterek çalışması ile dilimize tercüme edilmiştir. Önsöz, Giriş, Ek, Kaynakça ve Dizin dışında “Terk Edilmiş Fikirlerin Kuramsal Çerçevesi”, “Kategoriler, Zemin ve Sessiz Etkiler”, “Sınırsız Semiyozis ve Çok Dillilik”, “Yaşayan Zihin ve Durgun Zihin”, “Buzdağı ve Kristal Zihin”, “C.Peirce’ün Felsefesinde Kaybolan Öznellik Kavramı”, “Öngörülemez Geçmiş”, “Sessiz Söylem”, “Tek Kişilik Tango”, “Anlam Nasıl Mümkün Olur” başlıklarından müteşekkil on bölümden oluşmaktadır.

Çevirmenler, “Çevirenlerin Önsözü” bölümünde “Neden Peirce?” sorusuna şu şekilde açıklama getirir:

  1. Elinizdeki kitap Peirce’ün felsefi düşüncelerinden ilhamla pek çok yeni kavramın ortaya konulduğu ve bu kavramların açıklandığı bir çalışmanın ürünüdür. Başlıca kavramlar; durgun zihin (effete mind), yaşayan zihin (living mind), zemin (ground), arayan benlik (seeking self), birincilik (firstness), ikincilik (secondness), üçüncülük (thirdness), sınırsız semiyozis (unlimited semiosis) dir.

“…C. Peirce, pragmatizmin, semiyotiğin ve nesnel mantığın kurucusudur. Peirce, bu üç alanda Orta Çağ metinleri başta olmak üzere, Antik çağdan günümüze anlam üzerine yapılan çalışmaları dikkatlice okumuş; bunları kendi çağının ölçütlerini dikkate alarak belirli bir akıl süzgecinden geçirmiş; elde ettiği bulguları gelecek nesiller için biraz daha anlaşılır mefhumlara dönüştürmüştür.” (s.9)

  1. Kitap, İbn-i Sina-Farabi mantık geleneğine dayalı kendi düşünce sistemimizi yeniden keşfetmek ve anlamak kaygısı taşıyanlar için yol gösterici bir rehber olabilir. Zira Peirce’ün düşünce sistemi triadik düşünce sistemine dayanmaktadır. Bu durumun da Türk-İslam mantık ve belagat geleneğine daha yakın bir düşünce sistemi oluşturmaktadır. 

“…Peirce’ün kurmuş olduğu pragmatizm, semiyotik ve nesnel mantık Çağdaş Türk Düşünce tarihine yabancı alanlar değildir. Hilmi Ziya Ülken’in Çağdaş Düşünce Tarihi adlı eserinde belirttiği gibi pragmatizm (fiiliye), Türkiye’ye II. Meşrutiyet Döneminde ve Cumhuriyetin ilanını takip eden yıllarda epeyce etkili olmuş bir felsefi doktrindir.” (s.10)

“…Peirce’ün kurucusu olduğu semiyotiğin ise Türkiye’de gelişim seyri tamamen farklı bir karakter göstermektedir. Türk düşüncesini Avrupa kaynaklı göstergebilim etkilemiştir. Türkiye’de gelişen çoğu araştırmacının metin analizlerinde bir metodoloji ve terminoloji olarak kullanmaya çalıştığı semiyoloji Saussure kaynaklı, temeli Fransa’da atılan ve kıta Avrupası’nda gelişen Kant’ın düalist bilgi teorisini esas alan bir disiplindir… yapısal göstergebilim estetik ve fesahatten yoksundur… Halbuki İbn-i Sina-Farabi düşüncelerini temel alan Türk-İslam belagat/retorik geleneği düalist değil üçlü bir düşünce sistemine dayanmaktadır. 

Bedii, beyan, meâni. Bu üçlü düşünce sistematiği ünlü klasik Türk pragmatist filozofu Ahmet Cevdet Paşa’ya kadar fasılasız devam etmiştir. Cevdet Paşa’dan sonra, özellikle Cumhuriyet döneminde Fransız retorik geleneğinin etkisiyle, Türk düşünce sistemi hızla düalist bir anlayışa evrilmiştir. Bu dönüşüm klasik Türk-İslam düşüncesinin Batı retoriğine dönüşümünün bir göstergesi olarak yorumlanabilir. Nitekim C. Peirce’ün triadik semiyotiği yerine F.Saussure’ün düalist semiyolojisinin Türkiye’de hızla zemin bulmasını başka türlü açıklamak neredeyse imkânsızdır.” (s.10)

  1. Yazar kavramsallaştırmanın üç makro elemandan oluştuğunu ifade eder. Birincisi teknik olarak kavramsallaştırmadır ki bu gizli anlamı temsil eder. İkincisi arayan benlik (seeking self)’tir. Uyuyan anlama atıfta bulunur. Üçüncüsü anlamın kazıldığı katman durgun zihin (effete mind)’dir.
  1.  Peirce’ün semiyotiğinin mekân-insan ilişkisi ile de bağlantısı vardır. Peirce’ün işaret anlayışı kültürel coğrafya açısından mekânın yalnızca fiziksel bir zemin değil aynı zamanda işaretler, temsiller ve yorumlama süreçleri aracılığıyla sürekli yeniden kurulan bir anlam alanı olarak ele alınmasına imkan verir. Bu bakımdan Mladenov’un metaforları kavramsallaştırma girişimi, yer, peyzaj, kimlik ve kültürel temsil arasındaki ilişkilerin çözümlenmesi ve disiplinler arası çalışmalar için bir zemin oluşturmaktadır.

Mladanov söyleşide kitabı kaleme alma amacının pragmatist felsefenin ve Charles Peirce’ün kuramsal yaklaşımı çerçevesinde metaforların kavramsallaştırılmasını, dil, düşünce ve anlam üretimi arasındaki ilişkiyi disiplinler arası bir bakış açısı ile değerlendirmek ve özgün bir analitik yöntem kurmak olduğunu dile getirdi.

 Yazar, kavramsallaştırmanın üç makro unsurdan -temsil (represent), gösterme (point), ipucu(hint)- oluşan bir aygıt olduğunun altını çizikten sonra durgun zihin(effete mind), birincilik (firstness), ikincilik (secondness), üçüncülük (thirdness), sınırsız semiyozis (unlimited semiosis) kavramlarını dinleyicilere kısaca açıkladı.

 Yazarın ifade ettiği üzere çağımızdaki teknolojik ilerleme hümanist düşünce anlayışını geride bırakmıştır. Teknolojik gelişimler, yer ve özgün iletişimden koparak benmerkezciliği teşvik etmekte dolayısıyla estetik ve kavramsal dilin kaybına yol açmaktadır. Dijital çağ geleceğe yönelik planlardan yoksun, şekilsiz, boş bir alan yaratmaktadır. Toplum minimal gerçek etkileşim ile “yürüyen bir solipsismogram” olma riski taşımaktadır.

 Mladenov, metaforları düşünmek, konuşmak ve eyleme geçmek için zihnimizde şimşek hızı ile beliren şemalar olarak tanımlamaktadır. Dolayısıyla, kitabın her bir bölümde bir metafor sunarak, anlamı açığa çıkarmaya yönelik bu metaforun nasıl kavramsallaştığını okura açıklamaktadır.

Ivan Mladenov, son Balıkesir ziyaretini Balıkesir Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nün davetlisi olarak 27-31 Temmuz 2026 tarihleri arasında Yaz Seminerleri kapsamında gerçekleştirmişti. Bir hafta süren seminer boyunca akademisyen, öğrenci ve konuya ilgili katılımcılar ile bir araya gelmiş, Charles Peirce’ün geliştirdiği temel kavram ve terimler disiplinlerarası bir çerçevede ele alınmıştı.

Balıkesir Kitap Fuarı’nda Ivan MLADANOV Söyleşisi ve İmza Günü”
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Yenihaber Gazetesi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin