I)SONBAHAR Fani ömür biter, bir uzun sonbahar olur. Yaprak, çiçek ve kuş dağılır, tarümar olur. Mevsim boyunca kendini hissettirir veda; Artık bu dağdağayla uğuldar deniz ve dağ. Yazdan kalan ne varsa olurken haşır neşir; Günler hazinleşir, geceler uhrevileşir; Teşrinlerin bu hüznü geçer ta iliklere. Anlar ki yolcu , yol görünür serviliklere. Dünya’nın ufku , gözlere gittikçe tar olur, Her gün sürüklenip yaşamak ruha tar olur. Insan duyar yerin dile gelmiş sükutunu; Bir başka musikiye geçiş farzeder bunu; Teslim olunca va’desi gelmiş zevaline, Benzer cihana gelmeden eski haline.
Yaprak nasıl düşerse akıp giden suya, Ruh öyle yollanır uyanılmaz bir uykuya, Duymaz bu anda taş gibi kalbinde bir sızı; Farketmez anne toprak ölüm maceramızı. Yahya Kemal Beyatlı
II) KAPALI ÇARŞI Giyilmemiş çamaşırlar nasıl kokar bilirsin, Sandık odalarinda; Senin de dükkanın öyle kokar işte. Ablamı tanımazsın, Hürriyette gelin olacaktı, yaşasaydı;
Bu teller onun telleri, Bu duvak onun duvağı işte. Ya bu camlardaki kadınlar? Bu mavi mavi, Bu yeşil fistanlı.. Geceleri ayakta mı dururlar böyle? Yaşu bembeyaz gömlek? Onun da bir hikayesi yok mu? Kapalı Çarşı deyip geçme; Kapalı Çarşı, Kapalı kutu Orhan Veli
III) KORKUYORUM Her yerde ayni hava, ayni koku, ayni dert Korkuyorum Sen de kaçma bu şehirden Yalniz bırakma beni Gökler bile değişiyor bir anda Ardından geliyor bak Güneşiyle, bulutuyla gökyüzü Sen de kaçma bu şehirden Yalniz bırakma beni Ben fakir sahilin Kahır yüklü çocuğu Korkuyorum Cahit Irgat
