Yunanlılarla ayni safta savaşmaya gönüllü idi. Ona ölmüş babasına ait olan ve Ajax’la arasında bir çok sorun yaratan, kutsal zırhı ve miğferi verdi. Daha sonra Odysseus Lemnos’a gitti. Kendisini adada terkettiği için ona kızgınlığı devam eden ve on yıldır yokluk ve sıkıntı içinde yaşayan Philoktetes’i ve ondaki Herakles’in kutsal yay ve oklarını bir mağaranın içinde buldu. Hem Neoptolemos’u hem Philoktetes’i Truva’ya getirdi. Philoktetes, yaralarını iyileştiren Asklepios’un oğlu Macha ve Boiotionon’un yardımıyla sağlığına kavuştu ve savaşa katıldı . Philoktetes oklarıyla Paris’i yaraladı. Paris kısa sürede can verdi. Menelaos, birikmiş on yıllik kıskançlığı ve kızgınlığı nedeni ile Paris’in cesedini parçalamaya kalktı. Truvalılar zorlukla Paris’in cesedini kurtardılar ve ona onurlu ve saygın bir cenaze töreni yaptılar. Truvalıların yardımına Mysia kıralı Telephos’un oğlu Eurypylos de ordusuyla yetişti. Priam’ın kızkardeşi Astyoche, Euryplos’un annesiydi. Annesi savaşa gitmesini istememiş, kıral Priam kızkardeşini ona altın bir hediye vererek ikna etmeyi başarmışdı. Euryplos ordusuyla Yunanlılara karşı çok üstün savaştı. Bir çok düşmanı öldürdü. Macheon ve Boiotianlıların lideri Penelaos da ölenler arasındaydı. Ama sonunda Eurypylos da savaş meydanında kaldı. Neoptolemos, kendi babasına yakışır bir kahramalıkla, Eurypylos’u bu dünyadan ayırdı. Truvalılar artık iyice zor durumda idiler. Şehir her an düşebilirdi. Odysseus ve Diometes, son şart olan, Palladion’u bulmanın peşine düşmüştü. Odysseus Diometes’ı kapısında bekçi bırakarak Athene’nin tapınağına, bir dilenci kıyafetinde girdi ve tapınakta Palladion’u aramaya başladı. Orada Helen’le karşılaştı. Helen onu tanıdı ve kutsal heykeli çalmasına yardımcı oldu. Artık kentin bütün koruyucuları gitmiş, yokolmuştu, kent işgal edilmeyi bekler duruma gelmiştı. Bunun için de surlardan içeri girmek gerekiyordu. Bunun nasıl olacağını Odysseus planladı. Tahta bir at buna yetecekti . Tahta at aldatmacası belki de tarihte bu denli büyük ilk aldatmacadır. Ida dağından getirtdikleri kerestelerle Yunanlılar büyük bir tahta at yaptılar. Atın üzerine “Evimize dönüşümüzün işareti olarak, bu at Tanrı Athene’e teşekkürlerimizle adanmıştır” diye yazdılar. Truva kapılarının önünde atı bırakarak , gemilere dönmek üzere Atinalılar geri gittiler. Atın içi silahlı askerlerle doluydu. Truvalılar atı surlardan içeriye çektiler, akropolise kadar getirdiler, Atinalıların gitmesine ve dolayısıyla harbin bittiğine sevinerek büyük bir eğlenceye daldılar. Artık Truva güvence altında idi. Gece hepsi derin bir uykuya dalınca , atın içindeki savaşçılar , Odysseus dahil, dışarıya çıktı ve kentin kapılarını, kendi arkadaşları Yunanlılara açtı.Yunanlılar büyük bir vahşetle kenti altüst ettiler, talan ettiler,yer yerinden oynadı. At seven, at yetiştiren, at yarışları yapan, atçılığı geliştiren ve adları atla beraber anılan Truvalılar ve Truva bir sahte atla mavholdu, kent yeryüzünden silindi. Atı, şampiyon boksör Epeios inşa etmiştı. Plan Odysseus’un planı idi.Truvalılar önce atı parçalamayı ya da yüksek bir yerden atmayı düşündü. Sonunda tanrılara adamaya karar verdiler, dokunmadılar . Atın çevresinde yürüyen Helen , atın içindekilerin kadınlarının gibi bir ses çıkartttı ve içerde kimse olup olmadığını anlamaya çalıştı. İçerdekiler az kalsın cevap vereceklerdi. Her şey meydana çıkacaktı. Odysseus durumu kavrayıp onların yanıt vermesini önledi. Menelaos, Helen’in bu davranışını Truvalıların destekçisi bir tanrının isteği ile yaptığına yorumladı.
TRUVA EFSANESİ (10)
0
Paylaş
