YazıYorum (Mete Kozdağ)
Şanghay Beşlisi veya Şanghay Paktı, 1996 yılında; Çin, Rusya, Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan beşlisinin oluşturdukları uluslararası bir örgüt iken 2001 yılında Özbekistan’ın 9 Haziran 2017 yılında Hindistan ve Pakistan’ın, gözlemci statüsünde olan İran’ın 17 Eylül 2021 yılında ve son olarak da 2 Temmuz 2024’te Belarus‘untam üye olarak kabul edilmesi ile üye sayısı 10, ismi de Şanghay İş birliği Örgütü oldu.
2026 yılına gelindiğinde; Afganistan ve Moğolistan “gözlemci” statüsünde; Türkiye, Azerbaycan, Ermenistan, Suudi Arabistan, Mısır ve Katar dahil 15 ülke ise “diyalog ortağı” konumunda.
Şanghay İş birliği Örgütü (ŞİÖ)‘nün ortaya çıkmasında, Çin Halk Cumhuriyeti;
– Dağılan, Sovyetler Birliği sonrasında sınır güvenliğini korumayı,
– Batı bölgesindeki ekonomik gelişimi arttırmayı,
– Artan enerji ihtiyacını, batısındaki Avrasya ülkelerinden karşılamayı,
– Soğuk savaş sonrasında ABD, AB ve NATO’ya karşı daha güçlü bir bölge oluşturmayı, amaçladı.
Örgüt, neden Şanghay adını kullanıyor … Dünyaca ünlü bir liman kenti olan Şanghay, Çin’in nüfusu en yüksek olan şehri olmasının yanı sıra ayrıca ülkenin ekonomi, finans, ticaret ve nakliye merkezi olup Çin ana karasının günümüzdeki ekonomi, finans ve ticaret merkezi ve dünya çapında finans, ticaret ve ulaşım alanlarından da başta geleni.
Şanghay İş birliği Örgütü, Avrasya Kıtası’nın yüzde 65’ini kapsayan üyeleriyle dünya nüfusunun yüzde 40’ını ve küresel gayri safi hasılanın da yüzde 30’unu kontrol ediyor. Ayrıca Türkiye ile geçmişten gelen ve devam eden derin dostlukları nedeniyle Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Tacikistan ve Pakistan’ın desteği, ülkemiz için stratejik önem taşıyor.
31 Ağustos-1 Eylül 2026 tarihleri arasında, Kırgızistan’ın başkentiBişkek şehrinde yapılan zirvede çoklu ve faydalı görüşmeler yapan Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘’öncelikle Bişkek Zirvesi, ülkemizin ekonomik, siyasi ve stratejik seçeneklerini çeşitlendirme iradesinin somut bir göstergesi olmuştur. Türkiye olarak, Şanghay İşbirliği Teşkilatı’na üye ülkelerle ikili düzeyde ticari ve ekonomik ilişkilere sahibiz. Çin’den Orta Asya’ya, Rusya’dan Güney Asya’ya uzanan geniş coğrafyada, Türkiye’nin ticari ve ekonomik açıdan büyük fırsatlar barındırdığını artık herkes görüyor. Teşkilatla ilişkilerimizde çok yönlü dış politika anlayışımızın yansıması olarak son yıllarda önemli ilerlemeler kaydedildi. Türkiye hem Batı hem de Doğu ile dengeli ilişkiler geliştirebilen, bağlarını da bu ölçüde derinleştirebilen bir ülke. Türkiye’nin bu yaklaşımı, küresel sorunlara iş birliği ve etkin çok taraflılık temelinde çözüm bulma amacını da kuvvetlendiriyor. Şanghay İş birliği Teşkilatı ile önümüzdeki süreçte ilişkilerin daha ileri seviyelere taşınması da bizim açımızdan mümkün. Şunun da altını özellikle çizmek isterim. Türkiye’nin teşkilata üyelik perspektifi, bir bloktan bir kopuş, Batı’ya sırt çevirme anlamına asla gelmez. Hedefimiz; 360 derecelik bir vizyonla kendi ağırlığımızı artırmaktır” açıklaması; ülkemize, güçlü ekonomik faydalar sağlayacağı örgüt ilişkilerinin, NATO yapılanmasını bozmayacak şekilde dengede tutulması açısından çok önemli.
Yapılan ve sonrasında da yapılacak örgüt görüşmelerinden; tabak, bardak, şişe vb.nin birbirine ya da bir yere çarparken ya da çarpıp kırılırken çıkardığı şangırtı sesini bekleyenler pek umutlanmasın ve Şanghay getirilerini de ciddiye alsınlar.
Okunuyor olmak dileğiyle, saygılar.
