Uzun yıllardır orada çalışmaktan dolayı bir çok kişinin iyi tanıdığı, sosyal ilişkileri kuvvetli, işinde ehil, çok çalışkan, başarılı bir yönetici idi. Coulbeaux’un göreve gelişinden üç hafta sonra Bunning Londra’da genel müdür Baker’a yazdığı mektupta “On bir yıldan beri Sultancayır’da geçirdiğim zaman , verdiğim hizmetin sizin için bir değeri yok mu?” diye sorguluyor, yeni durumda tecrübesiz , genç bir adama görevin devredilmesinden şikayet ediyordu. Bunning ile Londra’daki yönetim arasında ortaya çıkan rahatsızlık, Coulbeaux’ un dayanamayıp istifa etmesiyle bir sonuca ulaştı. Maden de böylece yönetimde bir kaç yıl sürecek olan bir istikrara kavuştu.Tubini İstanbul’da ticari ve diplomatik işlerden, Bunning de işletmeden sorumlu olarak görevlerini sürdürdüler.
3 Ağustos 1899 tarihli Baker’a yazdığı mektubunda Bunning “Aç saray paşalarının haberi olmadan maden çevresinde alınacak yeni ruhsatların akibetinin iyi olmayacağından” bahsediyor ve Osmanlı Bankası müdürü Lafontaine adına 1890 -91’de alınmak istenen bir ruhsatın saray paşalarınca duyulmasından sonra inadına Cevad Paşa’ya verildiğini belirtiyor ve tekerleklerin daima yağlanması gerektiğini anlatıyordu. Bu görevi de Tubini mükemmel bir şekilde yerine getiriyordu.
İngiltere’den gönderilen ve İstanbul ofisini organize etmesi istenen Daniell Temmuz 1902’de İstanbul’a vardıktan sonra ofisteki gevşeklikleri saptıyor. Tubini saat 9 – 5 arasında çalışmamaktadır. Ofis saatleri muntazam değildir. Saraya yakın Selim Paşa’nın adamı Bay Kuyumcuyan sarayla ilişkiler dışında bir iş yapmamaktadır. Bay Manolaki şirket avukatı olarak full time çalışıyor gibi aylık almakta ve gereksiz yere her gün bakanlıkları ziyaret etmektedir. Şirket katibi Bay Psalry gümrük, satınalma, ofis işleri gibi bir çok şeyi yapmakta ve hepsini de iyi yapmaktadır. 1884’den beri şirkette çalışmakta olan Psalry taa madeni başlatan Desmazures günlerinden kalmadır.İstanbul ofisi modern bir ofise hiç benzememektedir. Fakat işler yavaş da olsa yürümektedir.
Borax Company ve La Societe Lyonnaise maden alanları yeni verilmiş bir çok ruhsatla çevrelenmişti. Bu verilmiş yeni ruhsatlara dayanarak yeni isletmeler kurulması halinde Borax Consolidated’in (BCL) durumu çok zayıflayacaktı. Bu nedenle bu ruhsat sahiplarinden bu ruhsatların satınalınması öncelik taşıyordu. Çakmakbayırı adıyla anılan Ahmet Yatakları çalıştırılmakta idi. Sultan’a yakın Fuat Paşa ve Ahmet Paşa’dan 76.000 Osmanlı lirasına, onlara ait olan bu kısım satınalındı.,1893’de Demirkapı’daki terkedilmis olan Whittall yatakları için 1909’da 10,200 sterlin ödeme yapıldı.
Daha önce de 1899 Mayıs’ında bir başka Whittall imtiyazı satınalınmıştı. Ayrıca, Friese, Daniell ve Falsouz isimlerine kayıtlı imtiyazlar deviralındı. Bu satınalma işlemlerinde Edward G.Thompson firmasının adı sık sık geçmektedir. Thompson kardeşlerden biri İstanbul’da Borax Consolidated’in avukatlığını yapan Edward Pears’in kızkardeşi ile evliydi. Bir taraftan da Sultan’ın kayınbiraderi Fuat Paşa ile akraba idi. Bazı imtiyazların satışında Thompsonlar aracı olmuşlar , ısrarla Tubini’nin yerine bir Fransız’ın getirilmesini istemişlerdi. Borax Consolidated, 1908’de ölümüne kadar Tubini ile çalışmaya devam etti. BCL’nin sekreteri Daniell’in 1902 Temmuz’undaki raporuna göre imtiyazı verilen fakat işletilmeyen alanlarda, belli bir süre geçtikten sonra, imtiyazlar iptal edilecekti.
Bu yeni hükümet kararnamesi nedeniyle Tubini tekrar devreye girmiş ve BCL’e ait beş imtiyaz alanından, yalnız Sultançayır’dakinin işletilmesine ve diğer alanların bekletilmesine karar çıkartmıştı. Bunun için firma 500 sterlin harcamıştır. Iki yıl için alınan bu izin daha sonra uzatılmıştır.
3 Ağustos 1899 tarihli mektubunda, Bunning Aziziye’deki Societe Lyonnaise ait % 30 zenginlikteki madene mukabil The Borax’a ait Sultançayır’daki % 19 zenginlikteki madeni çıkardıklarını 1897’de verdikleri kararla bu madenin bulunduğu kayalıklardaki en zengin bölümünü işlemeye çalıştıklarını. Londra’daki şirket Genel Müdürü Baker’a rapor ediyor. 27.10.1904 tarihli mektubunda ise galerilerin 8 ile 11 metre genişlikte ve 2 metre den daha yüksekte olduğunu yazıyor. Çalışanlar hakkında verdiği bilgilerde üç guruba ayrılmış Rumların kurnaz ve daima şeytanlık peşinde olduklarını, Ermenilerin sinsi ve korktuğunda geri çekildiklerini, güvenilemez olduklarını, arkanızda bin bir entrika çevirdiklerini, belirtiyor
