Ülker Erke ile 1990’lı yılların başında, Edremit’te Atatürk’ün konakladığı evle ilgili araştırma yapan Sayıştay üyesi bir hanımefendi aracılığıyla tanıştım. Annesi Edremit’in yerlilerinden olan sanatçı, özgün eserleriyle sanat dünyasında kendisine saygın bir yer edinmişti. Düşüncelerini samimi ve net bir şekilde aktarması, çevresinde büyük bir hayranlık ve saygı uyandırırdı.
Hayatı, minyatür sanatı ve Edremit üzerine sohbetlerimiz oldu. 1932 yılında İstanbul Kadıköy’de doğduğunu, babası Atıf Bey’in İstanbullu; annesinin ise Edremit’in sanayicilerinden Ali Rıza Karagözoğlu’nun kızı Ayşe Sıdıka Hanım olduğunu ifade etmişti.
Ord. Prof. Dr. A. Süheyl Ünver’den tezhip ve minyatür sanatlarını öğrenen Erke; 2006 yılında Geleneksel Sanatlar dalında “Yılın Sanatçısı” ödülüne layık görülmüştür.
Minyatürlerini içeren ve bir kısmı Kültür Bakanlığı yayınları arasında yer alan kitaplar hazırlayan sanatçı, yaz tatillerini ise çok sevdiği Edremit’te geçirmekteydi.
Yazılı metinlerin anlamını genişletmek amacıyla doğan minyatür sanatı, başlangıçta saray çevresine hitap eden bir gelenekken yetenekli sanatçılar sayesinde zamanla yaygınlaşmıştır.
Erke, değerler açısından Türk minyatür geleneğini günümüzde yaşatan, millî kültürümüzü yerelden evrensele taşıma başarısı gösteren çağdaş bir sanatçıdır. Bu çabalarıyla hocasının yolundan giderek alanında silinmez bir iz bırakmıştır.
Minyatür sanatını çok önemsediği için bu alana büyük emek vermiştir. Mevlevilik, Anadolu efsaneleri ve halk oyunlarımızı konu alan eserleriyle hem değerleri yaşatmış hem de bu sanatı geniş kitlelere sevdirmiştir. Tablolarında konu dağınıklığından kaçınarak doğrudan kültürel birikimlerimizi yansıtan temalara odaklanmıştır.
Belgeselliğe önem veren sanatçı; Edremit’in sivil mimarlık örneklerini, geleneklerini ve kıyafetlerini resmederek kentin ruhunu geleceğe taşımış ve nesillere önemli bir miras bırakmıştır.
Edremit’in tarihi mekânlarından ilham alarak çalışan sanatçı; resmettiği evlerin, konakların ve sokakların sosyal ve ekonomik yapısını bizzat deneyimlediğini, bu kültürel iklimi yaşayarak tuvallere, çizgilere dönüştürdüğünü söylemişti.
Minyatürlerindeki güçlü renk uyumu, motiflerdeki sadelik, insan figürlerindeki stilize etme başarısı ve bina çizimlerinde teknik ölçülere dikkat etmesi estetik olgunluk taşır.
Her tablosunda durağanlığı yenen ve insanı rahatlatan orantılı bir hareketlilik vardır.
Edremit’i coğrafyası, tarihi ve Kazdağları ile dünyanın cenneti olarak görürdü. İstanbul’un muhteşem tarihinden ve güzelliğinden hiç kopmadığını fakat Edremit’in insana huzur veren ayrı bir yönü olduğunu dile getirirdi.
Gelenekten kopmadan ölümsüz eserler bırakan ve 2020 yılında aramızdan ayrılan Ülker Erke’yi rahmetle ve saygıyla anıyorum.
Büyükşehir Belediye Başkanlığına Bir Öneri:
Kültürümüze yaptığı katkıların nişanesi olarak Balıkesir’in herhangi bir sokak veya caddesine ismi verilerek sanatçı ölümsüzleştirilmelidir.
Kentler, kendilerini geleceğe taşıyan sanatçılarına sahip çıktığı müddetçe yaşar.

