Bir kentte deniz varsa yolunu kaybetmezsin.
X X X
Yolun mutlaka denize çıkar. Dalarsın mavisine, yosunların salınışına, çakıl taşları
arasında oynaşan o küçücük balıklara, yanar döner isparilere, kumsalı sevgiyle,
sessizce yalayan dalgacıklara…
Ruhun dinlenir ya…
X X X
Deniz, herkesi komşu kılar kendine.
İnsanlar nereye giderse gitsinler, dar sokaklardan hep deniz kıyısına inerler.
Deniz çağırır onları…
Ve deniz, herkesin komşusudur.
X X X
Deniz, bu küçük kentin dünyalara açılan penceresidir.
Oturursun, kıyısındaki bir banka, rıhtımın yalnız taşlarından, taşları okşayan
dalga seslerinin ninnisinde, karşı kıyılara, o ıssız adalara kadar uzanırsın.
Martı çığlıkları eşlik eder düşlerine.
X X X
Bu küçük kentte herkes denize tutunmak ister.
Deniz, özgürlüğün adıdır, bilirsiniz.
Poyraz da koyu maviyle gökyüzüne meydan okur. Lodos da, “ben buradayım”
der.
Dindirilemez, durdurulamaz, engellenemez bir deli coşku.
Bir özgürlük vurgunu.
X X X
Ve insan, denizin mavisine vurgun bir insanın dilinden dökülen şu sözcükler:
“Tanrım, bir kent bu kadar mı güzel olur!”
Benim denizim…
0
Paylaş
