Benim çocukluk yıllarımda bizim dükkana gelen ve babamla sohbet eden Çerkes beyleriyle konuşurken, babam onlara ‘’ Milli Kuvvetler olmasaydı siz Çerkes devletini kuracaktınız. Bizi size bağlayacaktınız ‘’ diye onlara takılırdı. Bir kenarda oturan onları dinleyen ben bunlardan bir şey anlamazdım. Çerkeslerin Batı Anadolu’da devlet kurma arzularını düşünemezdim.
Attila İlhan’ın 2006’da İş Bankası tarafından yayınlanan Gazi Paşa isimli kitabının ilk sayfalarındaki ‘’Çerkes Milletinin Düvel-i Muzzama ve Alem-i İnsaniyet ve Medeniyete Umumi Beyaannamesi’’ni okuduğum zaman olayı daha iyi anladım. Beyannamenin son paragrafı şöyledir; ‘’..tafsilat-I maruzadan maksat a/ milli çehremizi göstermektedir; b/Anadolu’da akvam-ı müteddinenin enzar-I dikkatin celbe layık bir Çerkes Milleti’nin yaşadığını bildirmek; c/ üç yüz senedir mütemadi bir surette hükümran olan su-I idare yüzünden , vadi-i inkıraza yuvarlanan, ve asri ve medeni bir idare tesis kabiliyetinden mahrum. Dahilen ve haricen Şark-I Karib’te ve dolayısıyla Avrupa’da bir unsur-u şuriş-I harp bulunan Osmanlı hükümeti ve ilan-ı meşrutiyetle onun yerine kaim olarak ,Osmanlının inhilaline badi olan müfrit Türkçülerin siyaset-I meşümesi Anadolu sahasında Türkten gayri bir milletin hakk-ı hayatını tanımamakta ısrar eyledi. Alem-i medeniyetçe gayri kabil-i inkar bir hakikat olmakta , bundan böyle Çerkeslerin Şark-ı Karip’te Türk idare-i meşumesinden tahlisiyle Yunan himayesi altında bir unsur-u sulh ve müsalemet olarak yaşamalarının esbabının temini arzusunu izhardan ibaretttir.
…Binaenaleyh. Düvel-i Muazzama-ı İtilafiye’nin ve müşariklerince , milli olan metab-ı atiyumuzun kabul ve tervicini kongremiz rica ve asar-I fiiliyesine sabırsızlıkla intihar eylediğini,zat-I asilanelerine arz ve ile kesb-i şerif eyler…’’ İmza; Aralarında ,‘’Manisa murahhası’ olarak bulunan,’’Çerkes’’ Ethem Bey’in kardeşi, ‘’’Peşova ’’’ Reşit Bey’in de bulunduğu;yirmi bölgeden , yirmi murahhassın imzası ve tarihi:’’Şark-ı Karip Çerkeslerin Temin-I Hukuk Cemiyeti; 11 Teşrinievvel 1337 (19219, İzmir.
Susurluk Çerkez Ethem ve Anzavur kuvvetleri arasındaki Taşköprü muharabesi, Çerkez Ethem’in Susurluk’ta Yunan işgal komutanına teslim olması ve Anzavur’un Susurluk’a kadar gelmesi ve Susurluk Sultançayır’daki İngilizlere ait Borasit madeni çeşitli nedenlerle o dönemde
önem taşımaktadır. Susurluk’ta tahmini bilgilere göre Türk halkının yanısıra, bir miktar Rum, Borasit madeninde çalışan 60 Ermeni ailesi- 200 kadar Ermeni nüfus ve az miktarda da Yahudi
bulunmakta idi. Rumların maşatlığı – mezarlığı – olduğu söylenirdi. Çevrede harbin son yıllarında Rum ve Ermeni isyan hareketleri filizlenmeye başlamıştı. Örneğin Bandırma’da şehrin merke-
zindeki Ermeni kilisesinin papazı Avadis kilise vaazlarında uygar ve çileli Ermeni milletinin bu toprakların sahibi olduğunu , artık bunun zamanının geldiğini , Tanrı’nın böyle istediğini söylüyor-
du. Ermeni kilisesine bağlı Ermeni ilkokulu öğretmeni Toros kendini bağımsızlık savaşçısı olarak tanıtıyordu. Eczacı İstepan ise ulusal bayrak özlemini dile getiriyordu. Bunlar Ermeni halkını
kışkırtmanın yanısıra , Osmanlı ordusundan kaçan Ermenilere yataklık yapıyor ve Ermeni çetelerine katılmalarını sağlıyordu.
