BESİME CEYLAN
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. “Gökyüzünden Uçurtmaların Eksik Olmadığı Yarınlara”

“Gökyüzünden Uçurtmaların Eksik Olmadığı Yarınlara”

0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Uçurtmayı Vurmasınlar” romanı, BBB ve Ahmet AKIN’ın katkılarıyla Balıkesir Millet Kütüphanesi’nde okur severleri bir araya getiren “Satır Arası Kitap Kulübü” nün bu ayki seçkisi idi.

Roman, cezaevinde geçen pek çok romandan daha dokunaklı bir anlatıya sahiptir.  Peki, onu bu kadar etkileyici kılan nedir? Beyazperdeye uyarlanmasındaki başarısı mı? Yoksa ak kâğıt üzerindeki kara yazıların bir çocuğun dilinden aktarılması mı? Ya da İnci’nin de bir tutunamayan olması mı?

Anlatı teknik açıdan annesinin üstlendiği hapis cezası sebebiyle cezaevinde büyümek zorunda kalan beş yaşındaki Barış isimli çocuğun, siyasi bir sebeple cezaevine giren İnci’ye yazdığı 44 mektuptan oluşmaktadır. Dolayısıyla eseri epistolary novel olarak adlandırmak mümkündür.

Anlatıcı sunu bölümünde kitabın yazılma amacını “Barış’ın kimi düş kimi gerçek mektupları gerçek adresine ulaşsın diye yazıldı bu kitapçık.” (Uçurtmayı Vurmasınlar, Can Yayınları, s.10) diye açıklar. Barış’ın İnci’ye yazdığı mektupların gün ve ay olarak kronolojik tarihleri sağ üst köşede verilse de yıl olarak herhangi bir tarih konulmamıştır. İlk mektup 26 Haziran tarihlidir. Uçurtmanın görüldüğü ve vurulduğu mektubun tarihi 1 Mayıs’tır. Son mektup ise 2 Mayıs’ta yazılmıştır.

Barış kelime anlamı olarak uyum, huzur, güven ortamı demektir. Toplumsal ve bireysel çatışmaların sona erdiği anlaşmazlıkların çözüldüğü süreç olarak tanımlanır. Ancak anlatıcı sunu bölümünde Barış isminin anlamı için “bunu ne anası bilirdi ne de anası gibiler” diyerek bir ötekileştirme yapmaktadır. 

Anlatı da her biri toplumun belli bir zümresini temsil eden, birbirinden farklı kadın karakterler yer almaktadır. Dolayısıyla anlatıda kadın karakterler üzerinden toplumsal sınıfların, işlevsiz bürokrasinin, hiyerarşinin eleştirisinin yapıldığını söylemek yanlış olmayacaktır. Kadınlar arasında alt koğuş ve üst koğuş olarak verilen hiyerarşik yapı adalet ve eşitlik anlayışını sorgulamamızı sağlar. 

Alt koğuşta düşünce suçu işleyen mahkûmlar kalırken; üst koğuşta adli suçtan hüküm giyenler yatmaktadır. Alt koğuştakiler Barış’a sevgi dolu yaklaşırken; üst koğuştakiler sık sık bağırır, küfürlü konuşur ve Barış’ı azarlar. Ayrıca alt koğuş mahkûmları kitap okuyan, sofraya birlikte oturan, birlikte gülüp eğlenen, paylaşımcı kişilerdir. Zeynep cezaevi kütüphanesine ait bir kitabı okuduğu için cezalandırılır. Üst koğuş mahkûmları ise kavgacı, iftiracı, hırsız, yalancı ve batıl inanç sahipleri olarak karşımıza çıkar. Af sözünü duyan Sultan teyze “büyüklerimiz yalan söylemez” af çıkacak “İnşallah size de çıkar kızlar, öyle mahzun durmayın, boynu bükük” (s.51) derken; Zeynep “Biz o yalanlara kızdığımız için buradayız” şeklinde cevap verir.

Uçurtmanın avluda görülüp vurulmasından sonra alt koğuş kapatılır ve mahkûmlar başka cezaevlerine dağıtılır. 

Özdemir ASAF, biraz melankoli biraz da özlem havası taşıyan “Uçurtma” adlı şiirinde ipi kopan bir uçurtmanın bilinmeze gidişini şöyle anlatır:

“İnci idi
Uçurtmanın adı
İpi kopmuş
Bir uçurtma gibi
Bir çocuğu
Nokta 

Benim uçurtmam
Bir gün
Unuttu ipini
Kopardı gitti
Bilmediğim bir yere.” (Ö. ASAF; Benden Sonra Mutluluk, s.109)

Bu şiirin “Uçurtmayı Vurmasınlar” romanı ile doğrudan bir ilişkisi yoktur. Ancak şiirin ve romanın göstergeleri “inci, uçurtma, ip, çocuk ve gitmek” ortaktır. 

Şiirde uçurtmaya İnci ismi verilirken; romanda İnci, siyasi suçlu olan anlatıcının adıdır. Bununla birlikte inci bir metafor olarak dil ve edebiyatımızda sabrın, acının ve zamanın birleşmesi ile ortaya çıkan dişil ve nadide bir güzelliği temsil eden süs unsurudur. Bir başka ifade ile içsel olgunlaşmanın yani zorluklar ile şekillenen deneyimlerin sembolüdür. Zira bir inci tanesinin oluşumu 2-3 yıl arasıdır. İnci istiridye denilen deniz hayvanının karnında oluşur. Nisan mevsiminde sahile çıkan istiridye kapağını açar o sırada karnına düşen Nisan yağmurunu yutup denize geri dönermiş. Denizdeki tuzlu su ortamında yağmur tanesi hayvana eziyet verince bu acıdan kurtulmak için bir sıvı salgılarmış. Salgıladığı bu sıvı katmanlaşarak inci tanesini oluştururmuş. 

Uçurtma; hem şiirin hem de romanın en önemli göstergesidir. Uçurtma romanda mahkûmların dış dünya ile bağlantı kurdukları eşya olarak karşımıza çıkarken; şiirde ise ipini koparıp bilinmezliğe giden bir nesnedir. Bilinmezlik insanın elinde olmayan durumlar karşısındaki çaresizliğini temsil eder. Şiirde çocukluk da ipini koparmış bir uçurtma gibi yitirilmiştir.

İp bağlılıktır. Romanda cezaevindeki toplumsal normlara bağlılığı ifade eder. İpin kopması kontrolün kaybıdır. Zira uçurtma gökyüzünde nazlı nazlı süzülürken bağlı olduğu ip ile kontrol edilebilir. Şiirde ise ipin kopması bireyin özgürlüğünü ve kendi yolunu çizmesi anlamındadır.

Romanda çocuğun ismi Barış olarak verilir. Barış yani çocuk masumiyetin ve saflığın simgesidir. Cezaevi ise Barış üzerinden hayallerin ve masumiyetin sınırlandırıldığı mekândır. 

Gitmek, bireyin siyasal baskılar ya da toplumsal hayal kırıklığı sonucu kaçış isteğini temsil eder. Gitmek, çürüyen bir toplumdan uzaklaşma arzusudur. Aynı zamanda insanın kalabalıklar içindeki yalnızlığının, kaybedilen değerlerin karşısındaki melankolik hissin sonucudur. Barış’ın İnci’ye yazdığı ilk mektubun teması da gitmektir. 

“Seni bırakıp gitmem. Gidersem seni de götürmeye çalışırım, diye söz vermiştin. Hoşça kal bile demeden gitmişsin”(s.14)… “Gittiğinden beri hep seni görüyorum düşümde”… “İnci! Beni bekle. Gitme!..

İnci, bekle, geliyorum.”(s.14)

Özgürlüğün bedelini hüzünlü bir dille anlatan; okuyucunun ve izleyicinin kalbine dokunan “Uçurtmayı Vurmasınlar” romanı “gitme” arzusunun felsefi bir boyutta ele alındığı eserdir. Anlatıcı hem bulunduğu mekândan yani hapishaneden hem de ülkenin içinde bulunduğu siyasi ve sosyal sorunlardan derinden etkilenmiş ve bırakıp gitme arzusu içerisinde olmuştur. Anlatı bir taraftan hak, adalet, özgürlük, eşitlik gibi kavramları ön plana çıkarırken diğer taraftan anlatıcının gitme arzusunun derin bir iç çekişidir. 

Her şeyi yakıp yıkan nefret dolu söylemler yerine,
Gökyüzünden uçurtmaların eksik olmadığı yarınlara!

“Gökyüzünden Uçurtmaların Eksik Olmadığı Yarınlara”
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Yenihaber Gazetesi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin